TATLI NİMETLER, ACI İLAÇLARLA KAPLANMIŞTIR

Muhterem Kardeşlerim… Her izzet ve her nimet, Allahü Teâlâ’ya ihlas ile itaat ve ibadet etmekten, her kötülük ve sıkıntı da, günah işlemekten hasıl olur. Herkese dert ve bela, günah yolundan, rahat ve huzur da, itaat yolundan gelir. Allahü Teâlâ’nın âdeti böyledir. Cenab-ı Hak, hiç kimseye, sebepsiz bela göndermez. Kur'an-ı Kerim’de mealen buyuruluyor ki: “Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez.” [Rad 11] “Eğer Allahü Teâlâ insanları küfür ve günahlarından ötürü dünyada cezalandıracak olsaydı, yer üzerinde tek canlı kalmazdı.” [Nahl 61] Demek ki müstahak olduğumuz belaların hepsi gelse, yeryüzünde insan kalmaz. İşlediğimiz her kötülüğün cezasını dünyada görmüyoruz. Çoğunu da Allahü Teâlâ affediyor. İnsanlara bela, iki sebepten gelir. Ya işlediği günahlar yüzünden veya günahsız da olsa derecesinin yükselmesi için. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki: “Küçük-büyük her musibet, affedilecek bir günah veya kavuşulacak bir derece içindir.” [Ebu Nuaym] İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Dünya, ahirete göre deniz yanında bir damla gibi bile değildir. Dünyada birkaç gün dert bela çekilmese, Cennetin sonsuz lezzetlerinin kıymeti anlaşılmaz, ebedi sıhhat ve afiyet nimetlerinin kıymeti bilinmezdi. Açlık çekmeyen, yemeğin lezzetini anlamaz, acı çekmeyen rahatlığın kıymetini bilemez. Dünya bir anlık rüya gibidir. Rüyada çok şeylere sahip olsak, uyanınca elimize bir şey geçmese ne kıymeti vardır? Rüyada az bir sıkıntı çekersen, uyanınca ömür boyu rahat edeceksin denilse, bir anlık sıkıntıya severek katlanılmaz mı? Sıkıntılar çok acı görünse de, bunların nimet olduğu unutulmamalıdır. Bunun için sevilenlere dert ve bela yağmuru eksik olmaz. Bu tatlı nimetler, acı ilaçlarla kaplanmıştır. Akıllı kimse, bunun içindeki tatlı nimetleri görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğner. Acılardan da tat alır. Hasta olan onun tadını duyamaz. Hastalık Ondan başkasına gönül vermektir. Hep tatlı yemeğe alışan, şifa verici acı ilaçtan kaçar. Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki: “Nimete kavuşması için insana musibet gelir.” [Buhari] “Allahü Teâlâ’nın hayrını murat ettiği kul, belalara maruz kalır ve meşgul olacağı mal ve evladı kalmaz.” [Taberani] “Musibetler yüzlerin karardığı günde, sahibinin yüzünü ağartır.” [Taberani] “Hastanın günahları, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi dökülür.” [İbni Hibban] “Allahü Teâlâ buyurdu ki: -Gönderdiğim belaya sabreden, nimete şükreden, sıddıklarla beraber olur. Bunları yapmayan kendine başka Rab arasın!-” [T. Gafilin] “Allah yolundaki mümine isabet eden her yorgunluk, hastalık, sıkıntı, üzüntü, keder, hatta ayağına batan diken, günahlarına kefaret olur.” [Buhari] “Belayı nimet, bolluk ve rahatlığı musibet saymayan, kâmil mümin değildir. Çünkü beladan sonra bolluk, bolluktan sonra bela gelir.” [Taberani] “En şiddetli bela, enbiya, evliya ve benzerlerine gelir. Kişi imanının sağlamlığı nispetinde belaya maruz kalır. İmanı sağlam ise belası şiddetli, imanı zayıf ise hafif olur.” [Tirmizi] “Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi.” [İ. Asakir] “Baş ağrısı veya herhangi bir hastalığı sebebiyle, müminin Uhud dağı kadar günahı olsa da, hepsi affolur.” [Taberani] “Hak Teâlâ buyurdu ki: -İzzet ve celalim hakkı için, dilediğim kulumun, malına darlık, bedenine hastalık vererek affetmedikçe dünyadan çıkarmam.-” [Ruzeyn] “Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir.” [Hakim] “Hak Teâlâ buyurdu ki: Bedenine, evladına veya malına bir musibet gelen, Sabr-ı Cemille karşılarsa, Kıyamette ona hesap sormaya hayâ ederim.” [Hakim] “Şüphe edilen altını, ateşle muayene ettikleri gibi, Allahü Teâlâ insanları dert ile, bela ile imtihan eder.” [Taberani] “Afiyette olan, kıyamette, belaya maruz kalanlara verilen sevapların çokluğunu görünce, -Keşke dünyada iken derilerimiz, makasla kesilseydi- diyeceklerdir.” [Tirmizi] “Kul için Allahü Teâlâ katında öyle bir derece vardır ki, ameli ile o dereceye kavuşamaz. Belaya müptela olunca, o dereceye kavuşur.” [Ebu Nuaym] GÜNAHIN CEZASI Günah işlemek kötüye, belaya maruz kalmak iyiye alamettir. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki: “Allahü Teâlâ, bir kuluna hayır murat edince, günahlarının cezasını dünyada verir. Şer murat edince günahlarının cezasını kıyamete bırakır.” [Tirmizi] “Belaya uğramış birini görünce "Bunu müptela kıldığı beladan beni koruyan ve bir çok kimseye vermediği nimeti bana veren Allah’a hamd olsun!" derse, kendine verilen nimetlere şükretmiş olur.” [Beyheki] BELAYA SEVİNMEK Belaya sevinmek günah olmaz. Hazreti Ömer buyurdu ki: “Bana bir bela gelirse, üç türlü sevinirim: 1- Belayı Allahü Teâlâ göndermiştir. Sevgili gönderdiği için tatlı olur. 2- Allahü Teâlâ’ya, bundan daha büyük bela göndermediği için şükrederim. 3- Allahü Teâlâ, insanlara boş yere, faydasız bir şey göndermez. Bir belaya karşılık, ahirette çok nimetler ihsan eder. Dünya belaları az, ahiretin nimetleri ise, sonsuz olduğundan, gelen belalara sevinirim.” Allahü Teâlâ cümlemizi, dünya sıkıntıları çok acı görünse de, bunların nimet olduğu unutulmayıp, sabreden kullarından eylesin. (Amin)