ASIL VE ÜSULÜYIKMAYA ÇALIŞAN AKIMLAR

Öncüsü cühela takımından olantoplumların, toplulukların; revan oldukları yolun, güzergâhın sonu çıkmaz sokakolacağı muhakkaktır. Genelde İslam coğrafyasında, özelde ise ülkemizde,Müslümanların ahır ekseriyeti, İslam’ın asıl ve usulüne müracaat etmedenhareket ettiklerinden dolayı;ideolojik fikirlerin, ifrat ve tefrit kurallarınınmahkumu haline gelmişlerdir!... Özellikle ülkemize baktığımızda,Müslümanların cemaat adı altında onlarca şubelere ayrılmış olduklarınıgörmekteyiz. Her oluşum veya cemaat, sadece kendilerinin hak üzre olduklarını;kendilerinden olmayanların dalalet üzere olduklarına hüküm vermektedirler. Butıpkı Saadet asrından sonra meydana çıkan, siyasi ve tefriki fırkalarınsavunduklarının bir davamı niteliğindedir. Öyle ki, bu düşünceyi savunanlar,bazen karşı tarafı tekfir edecek kadar ileriye götürdüklerine şahitolmaktayız... Nasıl bir akla ve kimlere hizmet ettikleri muamma olan butaifelerin çok olmaları; Müslümanlara fayda yerine zarar getirmekte, birdedüşmanlarının ekmeğine yağ sürmekte ve büyük bir gafletin içerisindedirler… Hal böyle olunca, Ümmetbilinci yerine; “biz ve onlar” gibi marazi düşünceler devreye girer veoluşturulmakta olan söz konusu cemaatler, cemadata dönüşür, dolayısıyla Müslümanlarınmaslahatına dair ne kadar yararlı ve müspet faaliyetler varsa, hepsi yok olupgider. Ümmet’in bu gün yaşamakta olduğu sürtüşmelerin, savaşların vebölünmelerin temelinde; Müslümanların, “ASIL VE USUL” prensibinden uzaktayaşamaları,birde dinsiz imansız misyonerlerin yaydıkları telkinlerlebirbirlerini bitirme noktasındaki gafletlerinin yattığını bilmemiz lazımdır… Evet, İslam âlemi bu gün;cemadata dönüşmüş olanların yüzünden; bölünmüş durumdadır! İran’da Şiilik,Irak’ta Şiilik, Suriye’de baas rejimi ve Nusayrilik; Yemen’de hussiler,Afrika’da bokoharam çeteleri, dünyanın dört bir yanına serpiştirilmiş DAİŞ, birtarafta ypg, beri tarafta pkk ve daha nice bölücü hareketlerin ardına düşeninsanların, sözde hak ve özgürlük mücadelesi adı altında; tek çareyi silahtaarayan milyonlarca genç, ömürlerinin baharında ve yarı yolda hayata vedaetmektedirler, çok hazin…!? Eğer, bu gün İslamcoğrafyasında, kan gövdeyi götürüyorsa; bunun başlıca müsebbipleri yine bizMüslümanlarız. Şayet, çocuklarımıza temelde İslam dinine göre eğitim ve terbiyevermiş olsaydık; bu gün, böyle kangrenleşmiş, kronikleşmiş olan mevcutolumsuzlukları daha asgariye indirmiş olabilirdik. Fakat yapmadık,çocuklarımızı başıboş bıraktık; fitne ve şehvetin boy gösterdiği birdönemde, insan avına çıkmış imansızcanavar karakterli tacirlerin acımasız tuzaklarına terk ettik. Tehlikeninfarkına varınca da, çok geç olduğunu anladık ve dövündük ama nafile!.Ama neçare, fidan gibi gencecik bedenler; İslam ile tanışamadıklarından dolayı, dahahayat ve yaşamın ne olduğunu sezmeden, hakikatle tanışmadan kabre girdiklerineşahit olmaktayız. Müslümanların bu gün Ümmetolarak, söz konusu meseleler üzerinde çok ciddi ve hassasiyetle düşünmelerigerekmektedir. Şiilik ve Sünnilik adı altında Ümmet tarumar edilmekte; batınınşakşakçı ve yerli iş birlikçileri, batıl ideologların sapık fikirlerini gençdimağlara enjekte etmekle, bir nesli imansızlaştırmanın plan ve projeleriniüretmekte olduklarını görmenin zamanı gelmiş ve geçmiştir... Vakti zamanında, bir kısıminsanlar, Seyyid Kutub’un yanına gelerek; Ekspres gazetesi, Times gazetesi,Daily Telgraph gazetesi; şöyle şöyle siyasi tahliller yapıyor diyorlardı. O daşu cevabı veriyordu: “Ben böyle siyasi tahliller istemiyorum. Ben siyasi tahlilve yorumları Kur’an’dan alıyorum. Çünkü ben biliyorum ki bu gün, Müslümanlarıniçine sürüklendikleri belaların çoğunun arkasında Yahudiler vardır. Bu bakımdanYahudilerin tarihini Kur’an’dan takip ediyorum. Falan veya filan kişininbeyanatlarına ihtiyacım yoktur.” Diye o casus ve fitnecileri huzurdan yüz gerikovmuştur adeta. Peki, bu gün sözde ilim ehliolduklarını ve her vesileyle bunu dile getirip ve insanların maslahatına (!)çare üretmek için çalıştıklarını; aslında haince İslam’ın birçok hükümlerinimakaslayarak, İtikadi cinayetlere imza atacak kadar bel’amlaşan güruhu ne kadartanıyor ve toplumu onların tuzaklarına karşı uyarıyor muyuz?? Bunlar yerigeldiği zaman, Şehid Seyyid Kutub ve benzeri İslam âlimlerinin fikirlerini reteder, yeri geldiği zaman Müslümanlara yanaşır ve onları en can alıcınoktasından vurur; yeri geldiği zaman da Yahudi ve Hıristiyan Misyonerlerininağızlarıyla konuşurve gerçek Müslümanları karalamaya çalışırlar. Dikkat edelimki, bu gün birçok akıma öncülük edenlerin,kendilerini sözde bilim veya ilimadamı (her kimlerin adamlarıysa bunlar) olarak takdim edip, ağızlarını eğipbükerek laf edebiyatı yapanların, Kur’an bizi bağlar deyip Sünnet-i saniyeye rivayet kültürü diyecek kadar zavallılaşanların, dahasıbirçok merdut fetva üretmekle; İslam’a ve Müslümanlara ne kadar zararverdiklerini, samimi insanları cemaat diye kendi yanlarına aldıktan sonra da, onlarıbirer cemadata dönüştürüp eriten Tevhid yoksunları; Müslümanların öncüleri,alimleri falan olamazlar!... Selam ve dua ile.