HAKSIZ MIYIM?

Günümüzde İnsanların büyük bir çoğunluğu ve belki de tamamı, başkası yaptığında şiddetle karşı çıkıp "haksızlık" olarak gördüğü bir hasleti kendisinin çıkarları söz konusu olduğunda yapmaktan asla geri durmadığı gibi bir hak olarak algılaması toplumun yakalandığı ve tedavisi imkansız bir hastalıktır diye düşünüyorum. Mesela bütün insanlar adam kayırmayı kerih bir durum olarak görür ama kendisinin bir işi olduğunda nepotist bir tutum sergilemekten asla geri durmaz. başkası yapınca "tu kaka" ama kendisi yapınca "gayet normal" ve "olması gerektiği gibi" görmek hastalığı makul bir yaşam şekli olağanlaştı dense yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bir başka deyişle Nepotizm(adam kayırma) sıradan bir hale geldi. Bir iş pedagojisi kursunda insan haklarından, hak ve hukuktan söz edince kursiyerlerden biri "Hocam İnsanlar neden haksızlık yolunu tercih eder? Hak ve hukuk tan yana olup mutlu olabilmek varken insanlar neden tersini yapar "diye bir soru sordu. Bunun üzerine konuyu biraz daha açıp malumatın genişletilmesini amaçladım "- Bence tersinden tersinden tahlil etmek lazım. Yani hak kavramını bilmemiz için haksızlığı iyi bilmek lazım. Böylece hak ve haklılık yada haklı olma kavramları daha kolay anlaşılmış olur. Daha açık bir deyişle, yaptığımız haksızlıkların farkında olmamız gerekir ki, hem kendi hakkımızı hem de başkalarının haklılığını daha iyi anlamış olalım. Aksi takdirde, yani yaptığımız haksızlıkların farkında olmaz isek, her zaman kendimizi haklı görürüz. Bunun için bir misal anlatmak isterim. Lakin lütfen misalin sonunda herkese soracağım soruyu açık yüreklilikle ve dosdoğru olarak cevaplayın." Dediğimde sınıfta herke s tamam dedi. Ben de soruyu soran zatı işaret ederek: "-Hepimiz zaman zaman hastaneye bir yakınımız veya kendimiz için gitmişizdir. Sanıyorum hastane ortamını bilmeyen yoktur. Hiç hoş bir ortam değildir. Hastalar, koşuşturmalar, polikliniklerdin önündeki kalabalıklar,tahliller, röntgen, ve bize ne denileceğine olan merakımız. Bunların hepsi bir yana, en sıkıntılı durum da polikliniklerin önünde sıra beklemektir. Hele de biraz geç kalmışsanız sizden önce muayene olacak bir çok kişi vardır ve onları beklemek durumundasınız değil mi?" diye sorduğumda her kes tasdik etti. Sonra yine soruyu soran arkadaşı muhatap alarak devam ettim; "-Varsayalım siz de bir dahiliye doktoruna görünmek üzere hastaneye gittiniz. Sıra aldığınızda sizden önce tam otuz kişinin var olduğunu, yani otuz kişi muayene olduktan sonra sıra size geleceğini öğrendiniz. Başka çare olmadığından kabul edip polikliniğin önünde beklemeye başladınız. Yaklaşık iki saat geçti ve yirmi dokuzuncu kişi muayene için içeri girdi. Başka bir deyişle sıra artık size gelmiş bulunmaktadır. Heyecanlanmaya başlamışsınız. İçerdeki hasta çıkınca siz gireceksiniz. Tam bu sırada oraya elleri cebinde bir adam geldi. Belli ki sıra almamış ve hastaneye yeni gelmiş. Siz sabahtan beri sıra beklerken o evinde uyumuş, kahvaltısını yapmış keyfince kalkıp hastaneye gelmiş. Bunları kafanızda canlandırıp düşünürken poliklinik kapısı açılır ve hastaların içeriye alınması ve sıra düzenini takip eden doktorun yardımcısı olan personel bu yeni gelen elleri cebindeki adama "birazdan seni alacağım" anlamında bir göz işareti yapar ve içeri girer. Siz tedirgin olmaya başladınız. Zira bir haksızlık ile karşı karşıyasınız. Derken biraz sonra içerdeki hasta çıkar. Artık sıra sizindir. Tam içeri girmek için davranırken, sizden önce şu malum elleri cebindeki zatı içeriye davet ederler. Bu durumda tabiatıyla çok sinirlenmişsiniz. Haksızlığa uğramışsınız. Elinizden gelse o adamı içeriye alan personeli pataklayacaksınız ama, ne yazık ki buna katlanmak durumundasınız. Bu olay nedeniyle yaşadığınız travma çok büyüktür" dediğimde salondakilerin hepsinde bir miktar gerilme olmuş, haksızlık olduğunu söyleyerek ciddi homurdanmalar olmuştu. Hatta salondan "adamı dövmek lazım, sürmek lazım asmak lazım" gibi uğultular gelmeye başlamıştı. Devam ettim: "-Neyse ki sıra size geldi ve içeri girdiniz. Hatta girerken içerdeki personele az önce yaptığı haksızlığı ziyadesiyle izah eden sert bakışlar fırlattınız. Muayene oldunuz. Doktor, size mutlaka kardiyoloji polikliniğine gitmenizi ve kalp muayenesinden geçmenizi şiddetle tavsiye etti. Biraz da buruk bir şekilde oradan çıktınız ve kalp muayenesi için istenilen yere gittiniz. Burada yeni sıra almanız istendi. Gidip sıra aldınız ve polikliniğin önüne geldiniz bekliyorsunuz. Sizden önce yine otuz kişi var. Çaresiz bekleyeceksiniz. Derken kapı açıldı ve bu poliklinikte yardımcı personel olan zat ile göz göze geldiniz. Olamaz. Bu adam sizin çok yakın bir tanıdığınız. Evet yüzünüz gülmeye başladı. Kısa bir hasbıhalden sonra bu sefer buradaki sizin tanıdığınız olan personel 'merak etme birazdan seni alırım' anlamında size bir işaret verdi. Ve biraz sonra yani sizden önce tam otuz kişi muayene olduktan sonra sıra size geleceği halde şimdi sizi içeriye davet etti. İşte bu durumda 'ben sıramı bekleyeceğim, kimsenin hakkına tecavüz edemem' deyip, bu daveti reddedecek kaç kişi var? Misalin başında açık yüreklilikle cevaplandırmanızı istediğim soru buydu" dedim. Herkes hemen her gün belki de misliyle birbirine yaptığı haksızlıklarla yüzleşmenin kısa bir şokunu yaşıyordu adeta . Kısa bir sessizlikten sonra yüzlerde oluşan" "Sırıtmalar" söz verilen doğru cevaplar olarak yetiyordu zaten... Afiyette kalın Samburek47@gmail.com