Güzel bir hava var ise ve acil birişim de yoksa yürüyerek işime gidip gelmeyi alışkanlık haline getirmişim.Geçenlerde yine havanın güzel olduğu bir sabah erkenden evden çıkıp yürüdüm.Evimden iş yerime hızlı sayılacak bir tempolu yürüyüş ile tam Yetmiş dakikadaulaşırım.  Bir süre sonra yürüyüşüntemposuna kaptırınca kendimi artık durmak veya soluklanmayı pek düşünmem.

  Birkaçyıl önceydi. Güzel bir havanın hâkim olduğu bir gündü. Hızlı sayılacak birtempoda yürüyordum. İş yerine az bir mesafe kalmıştı. Üstü başı pek dedilenciye benzemeyen, düzgün konuşan ve Elli Beş Altmış yaşlarında olduğunutahmin ettiğim bir adam beni durdurdu. Bir süre göz göze geldik. Çok masum bir bakışı vardı. Ellerini önündebirbiriyle kavuşturmuş, gayet kibar bir şekilde bana:

  -“Acıktım,çok acıktım. Bana bir ekmek alır mısın?” dedi.

Adamın bu tavrı karşısında, hiçbeklemeden ve tereddüt dahi etmeden, belki de refleks haline gelmiş birşekilde;

  -“Allahversin” dedim.

Adam boynunu büküp uzaklaştı. Kısa birsüre sonra Ben de ne yaptığımı ve neden böyle bir cevap verdiğimin kısa birmuhasebesini yapmaya başlamış ve derin bir pişmanlık duymuştum. Zira adamdilenci değildi. Para istemiyordu. “Gerçekten aç olmasa benden ekmek almamıistemezdi” diye kendi kendime iç dünyamda fırçalar kaymaya başlamıştım. Birdengeri döndüm ve sokağı baştanbaşa geri yürüyerek adamı aramaya başladım. Amabulamadım. Bir alt sokak, bir üst sokak, sonra bütün mahalle… Hayır bulamadım.

  Ogün gün boyunca girdiğim derslerde bu hadiseyi düşünüp kendime kızdım.  Ayrıca anlattığım arkadaşlarımda bana “keşkeyapmasaydın, adama bir ekmek alsan ne olurdu “ cinsinden tevillerde bulunmuş vebenim ruh halimin daha çok fırtınalara teslim olmasını dürtmüşlerdi. Adamınbükük boynu ile benden bir ekmek istemesi ve benim de o nu reddedip almamadandolayı duyduğum ızdırap günlerce sürdü. Kendi kendime ”kim bilir belki de bubir imtihan idi, ve ben kaybettim” diye hayıflanıp durmuştum.

Yaşadığım bu olay bana başkamemleketlerde varlığını duyduğum “Askıda Ekmek” hadisesini hatırlatmıştı. Buşekilde, Mesela fırından ihtiyacınız olan 2 ekmek aldığınız da, 3 ekmek parasıveriyorsunuz. Vermiş olduğunuz bir ekmek askıda ilan ediliyor. Parası olmayaninsanlar da, o ekmeği ücretsiz alabiliyor. Bu hem insani, hem İslamî, heryönden mükemmel bir uygulamadır.

 Arkadaşlarımla istişarelerde bulunmuş ve böylebir projenin Urfa’da da hayata geçirilmesinin önemini anlatmıştım. Bununüzerine bir arkadaşım Urfa’da da bir veya iki fırında “Askıda Ekmek”uygulamasının yapıldığını söylediğinde doğrusu çok mutlu olmuştum. Zira Aç veçaresiz çok insan vardır ve aç olan bir kimse de başka birine “ben açım, banaekmek ver” demesi çok ağır ve zordur diye düşünüyorum. “Aç olan insanınhalinden tok olan anlamaz” diye boşuna dememişler. Hz. Muhammed (as)’ın “Komşusu aç iken, Tokyatan Bizden değildir.Mealindeki hadisi şerifleri konuyu çok güzel izah etmektedir.

Şimdi Şanlıurfa’da birçok fırında buuygulama devam ediyor. Her gün askıya aldığımız bir veya birkaç ekmek ilesessiz sedasız bir şekilde aç ve muhtaç olan bazı insanların doymasına vesileolmak tarifi imkânsız güzellikte bir duygudur. Sessiz ve sedadız demektekigayem şudur ki, ekmekleri evine götüren kişi sizi tanımıyor siz de onutanımıyorsunuz. Bu durum Peygamberefendimizin(as) “Sağ elin verdiğini sol el görmemelidir.” Hadis-i şeriflerinede tam anlamıyla uygun bir davranıştır.

Afiyette kalın

samburek@gmail.com

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.