Ocakayı, yani kış ortası. Ama güneş tepede, bahardan kalma bir gün. Uzaklardan ötenhoroz sesi, sokakta oyun oynayan çocukların seslerine karışıyor. Kışınortasında adeta güzel bir ilkbahar günü. Bense elimde yeni demlenmiş çayımlabalkonda oturup güneşin keyfini çıkarmaya çalışırken, gözüme tam karşımızda yüzmetre kadar ilerde yükselen on katlı bina inşaatının üst katlarındaki iskeledeçalışan,  o kadar yükseklikte oradanoraya atlayan işçiler ilişti. Üç dört kişi kadardı. Bir o kadarı da aşağıdaduruyordu. Yukarıda olanlar, üzerinde çalıştıkları iskeleyi söküp tahtalarıaşağı atıyor, aşağıdakiler de atılan tahtaları toplayıp bir kenaraistifliyordu.

  Nekadar da gerilim dolu bir sahneydi böyle! Ben ki değil üzerinde durduğumtahtaları söküp atmayı, asla üzerine bile çıkamazdım o iskelenin. Herhaldebirçoğumuz bu tür manzaralarla karşılaşınca aynı şeyi düşünüyordur ve isteristemez bakınca bir ürperti duyuyordur. Peki bu adamaların bizden farkı neydiböyle? Onlardaki bu korkusuzluk bu cesaret nereden geliyordu ki, o kadaryükseklikte adeta ölümle dans ediyorlardı?

  Üzülmelimi, imrenmeli mi? Nedeni bilinmezse imrenilebilirdi belki, kim bilir. Maalesef kinedeni yaşama tutunmak olunca az da olsa cesaretlerinin sebebi anlaşılabilirdi.Çünkü oraya çıkılmazsa da ölümden daha beter yoklukla karşı karşıya kalınacaktı.Hiç olmazsa o iskelede yaşam şansı daha yüksek, tabi eğer düşmez veyahut başkabir şekilde yaralanmazsa.

  Hayat ne kadar da garipti böyle! Benoturmuş balkonum da çayımı yudumlarken keyiflice, hemen birkaç metre ötemdebirileri yaşamak için ölümün kıyısında var gücüyle çalışıyordu. İnsan hayatı bukadar ucuz olmamalıydı. Hangi iş olursa olsun can güvenliği olmalıydı. İnsanlarbütün güç ve yaşantılarını başkalarının zalimce emelleri yüzünden bu şekildeharap etmek zorunda değiller. Bu hiçbir şekilde doğru değildir. Birinin gözünüaçlık kör etmiş; diğerininkini tutku. Aç olanın da rahatı yok, tok olanın da. İnsanınhemcinsine karşı bu kadar acımasız olması, hakkını hukukunu gözetmemesiinsandan bir şeyler alıp götürüyor. Bildiğim tek şey iç âlemimizin kabuletmediği her ne varsa biz inadına kabul ediyoruz ve sonra mutmain olmayan birkalple sağa sola saldırıyoruz.

  Evet, insan karşıdaki manzaraya şahitlikedince ister istemez derin bir iç çekme gereği duyuyor, değil mi? Sonra birkaçdakikalık hüzün doluyor içimize, belki de içimizi kanatan tarifsiz bir acıhissediyoruz yüreğimizde. Bir süre sonra telefon çalar ya da biri seslenir veyahutbiz oradan uzaklaşırız ve geride sadece bir iç çekiş ve birkaç dakikalık hüzünkalır. Tüm yapabileceğimiz buydu değil mi? Elden ne gelir ki? Ha belki bazılarımız daha da duyarlıdır da bunlarailaveten bir de dua niyetine dudaklarından dökülen birkaç sözcükte bırakırlargeride. Neyse güneş de yakmaya başladı. Zaten güneşte keyiflenmekte ne haddime…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
rahmi kızıltoprak 2 yıl önce

hayat, memat, meşaggat ve vefat. Teşekkürler.Rahmi Kızıltoprak