UA-89691712-1

Ramazan-ı Şerif’in artık sonuna geldik. “Sayılıgünler çabuk geçer” derler, Ramazan da sayılı günlerdir, ilk baştabitmeyeceği vehmini veren koca ay, bir çırpıda geçiverdi. Bir aydır nefsimizi terbiyeeden, bize nice manevi kazanımlar sağlayan bu mübarek ay gitmek üzeredir. “Ramazançok güzeldi, çok rahattı, gitmesini istemiyoruz..”  türünden çoğu samimi olmayan sözler yayılıyor,sevine sevine “Lahavle” çekenlerin bayram sevinci yüzlerinden okunuyor. Herkesbayrama odaklanmış durumdadır.

Halk arasında, Ramazan-ı Şerif’le ilişkisinedeniyle “Ramazan Bayramı” adıyla bilinen bu bayram hadislerde “Îydu’l-Fıtır”şeklinde ifade edilmektedir. Bu isim hem fitre hem de iftar etmek yani orucunsona ermesi anlamını taşır. Fakirlerin de sevinmesini sağlayan fitrelerinverilmesi, ya da artık farz orucun bitmiş olması bu isme uygun düşmektedir.

Varlıklarını İslam düşmanlığına adayan çevrelercevaktiyle bu bayrama “şeker bayramı” yakıştırması yapılmış ancak halkımıztarafından kabul görmemiştir. Bu İslam düşmanları bayramı kaldıramadıkları içinşeker bayramı şeklinde adını değiştirerek bir nesil sonra dini boyutunuunutturmayı denemişlerdi. Ancak bayram, İslam’ın şiarlarındandır ve hiçbir güçbunu kaldırmaya ya da değiştirmeye muvaffak olamaz.

Bir ay boyunca Allah’ın emrine itaat ederek baştanefis terbiyesi olmak üzere daha birçok kazanımları elde ettiklerinden dolayımüminlere bu bayram ilahi bir armağan olmuştur. Sevinç içinde bayramı kutlamakonların hakkıdır.

Bayram, sevinç ve dostlukların pekiştiği,bağışlama ve yardımlaşma, toplumda barış ve esenliğin sağlanması için Allahtarafından insanlara sunulmuş fırsat günleridir. Husumetlere son verilmesi, helalleşmeyapılması gereken günlerdir.

Bayram, Ramazan-ı Şerifte yaşanan sıkıntılıgünlerin bitmesinin simgesi olarak sıkıntılı olsun sıkıntısız olsun budünyadaki her şeyin fani olduğunu, “bitmez” diye düşünülen her şeyin biteceğinibir kez daha insana hatırlatır.

Bayram sevincini daha çok çocuklar ve gizlice oruçyiyenler yaşar. Çocuklar, dünya sıkıntılarının farkına henüz varmadıkları ve sorumlulukyükünün ağırlığını bilmedikleri için bayramdan mutlak keyif alırlar ve en içtenmutluluğu yaşarlar. Ramazanda kuytu yerlere mahkûm olan oruçsuzlar da sağdasolda gizlice kuytu yerlerde yemekten kurtuldukları için bayrama sevinirler.Ancak bu sevincin yanından eğer inançlı iseler oruç tutmamış olmanın sıkıntısıve pişmanlık onların içlerini kemirir. Çünkü bitmez sandıkları sıkıntılı günlergeride kalmıştır. Orucun sıkıntısına katlanamama yanılgısı ve pişmanlık onlarınkeyfini kaçırır.

Oruç tutan müminler için ise oruçtan kaynaklanansıkıntılar bitmiş, bu bitişin ve Allah’a karşı görevini yapmış olmanın verdiğilezzet kalmıştır. Çünkü, zeval-i lezzet elem olduğu gibi, zeval-i elem delezzettir.

Bayramın gerçek tadını çocuklar çıkarır. Hattayetişkinlerden ve büyüklerden her kimi dinlerseniz çocukluğundaki bayramlardanözlemle ve sitayişle bahsederler. “O zamanlar bayramların tadı bir başkaydı”derler. Bayramların değiştiğini, artık tadının kalmadığını düşünürler. Oysadeğişen bayram değil, kendileridir. Aslında kendileri dünyanın sıkıntılarıylakarşılaşıp çeşitli sorumluluklar altına girince bayramdan keyif alamazolmuşlardır. Ağız tadını kaçıran bir diğer önemli unsur da çeşitlihastalıkların ve musibetlerin tahribatlarıdır. Çocukluk sıkıntı ve dertlerinmuhatabı değildir, akıl da onları kavrayacak ve farkındalık oluşturacak birolgunlukta değildir. Yaş ilerledikçe akıl olgunlaşır ve insan daha önce farkedemediği nice sıkıntı ve musibetlerin farkına varır. Böylece artıkçocukluktaki gibi bir keyif ve lezzet yaşayamaz.

Müslümanın hemcinsiyle din kardeşliği açısındanve vicdanen alakadar olması nedeniyle yeryüzündeki diğer Müslümanların dertlerive sıkıntıları da bayramın keyfini kaçırır, çocuklar kadar lezzet almaya engelolur. Zulme uğrayan gayr-ı müslimler bile insani açıdan Müslümanın içininacıtır.

İşte tüm bunlar bayramların keyfini kaçırır,ilahi bir sevinç dışında buruk bir bayram yaşanır. Bundan dolayı da büyükler,çocukluktaki bayrama özenir, onun özlemini taşırlar. Çünkü insan, kendindekideğişikleri düşünmez; zamanın ve çevresinin değiştiğine inanır. Bilimsel açıdandünyanın döndüğünü bilmeyenler, güneşin doğup batmasındaki zahiriliğe aldanıpgüneşin dünya etrafında döndüğünü sanır. Kendilerinin dünya ile birliktedöndüğünü düşünmezler. Kendilerindeki değişimleri anlamayıp bayramlarındeğiştiğini düşünmek de aynen buna benzer.

Bugünkü çocuklar da bayramdan azami lezzetalmaktadırlar ve sevinçle bayramı karşılamaktadırlar. Çocuklarımızın ve bizimçocukluğumuzun bayramları arasında hiçbir fark yoktur.

Hepinizin bayramını tebrik eder, gerçek mutlugünlere kavuşmayı Allah’tan dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.