Adım Havin. 18 yaşındayım. 7 kardeşiz.Çocuklardan evin büyüğü benim. Babam hayvancılıkla uğraşırdı. Köyümüz barajaçok yakın olduğu için dışarıdan gelip barajda çalışanlar bizden süt, peynir,yoğurt gibi hayvansal ürünler alırlardı. Bazen de bazıları sipariş verirdi,  ben götürürdüm. Gel zaman git zaman birtaşeron şirkette çalışan işçilerin şefiyle-Umut ile- tanıştım. Umut, birkaç kezsüt aldı benden. Ben Umut’u ilk gördüğümde sevmiştim. O sıcacık gülümsemesiyleadeta beni büyülemişti. Doğal duruşu, samimi yüz ifadesi ve sorduğu birkaçanlamlı soru ilgimi çekmişti. Önce benim adımı sormuştu. Sevdiğim birisininolup olmadığını bir de bu ayazlı sabahların dondurucu soğuğunda,  evlere süt getirdiğimi söylemişti. Üzerimdeince bir giysinin olması ve ayağımda çorabın olmayışı onun dikkatini çekmişti.Benim bu halim ona çok dokunmuştu. Bu onun ne kadar yufka yürekli ve ince ruhluolduğunu gösteriyordu. Bu durumum için şunları da söylemişti: ’’Yüreğimi buzgibi bir soğuk üşüttü. Doğrusu soğuktan titrediğini görüyorum. Sana üst başalsam yanlış anlaşılır mı?’’ diye sorduğunda evet mahiyetinde başımı sallamıştım. O anda yüzünde beliren öfkeyle yumruklarını sıkmıştı.  Adeta ellerinin kanı çekilmiş, elleribembeyaz olmuştu. Bense heyecandan titreyen dudaklarımı görmesin diyedudaklarımı ısırıp duruyordum. O anda kalbim göğsümden fırlayacakmış gibiçarpıyordu. Hızlı soluk alış verişimi, bacaklarımın titrediğini, hatta bütünenerjimin çekildiğini söyleyebilirim.

  Oana kadar bana en yakın olan annem ve babamdan işitmediğim bu samimi kelimelerne kadar da insanlık kokuyordu. Bu sözlerde şefkat, merhamet ve hatta sevgivardı, hiç tatmadığım. Başkaları için sıradan bile olsa; benim için şiir gibiydiUmut’un sözleri. Çünkü bana daha önce saygı, sevgi ve ilgiyle dolu bir hayatsunulmamıştı ve ben bütün bunların eksikliğini hissediyordum. İşte Umut’un busıcacık sözleri, benim için bir umuttu. Kalbime tesir eden bu samimi kelimeleryüreğimde sımsıcak bir yer açmıştı Umut’a karşı. Üşüyen bedenimizi üşüdüğündesıkıca örteriz üşümesin diye. Peki, üşüyen yüreğimizi neyle örteceğiz? Yainsanlar da buz gibiyse. Ben hep buz gibi yüzler gördüm o anıma kadar. O andahayat bana yepyeni bir şey sunmuştu. Onun adı Umut’tu. O anda Umut’un gözlerinebakmaya bile kıyamıyordum.  Kalbim yerindenfırlayacakmış gibi hızlı hızlı çarpıyordu. Tuhaf olan ne biliyor musunuz? Umutne sorduysa sözle cevap veremedim. Beden diliyle ‘’evet’’ ya da’’ hayır’’cevabını verdim. Titreyen ellerimi görmesin diye kollarımı bedenime dolamıştım.Yan yana durduğumuz bu birkaç dakikada aldığım tadı, hayatım boyuncaalmamıştım. Bu ilk sevincimi yüreğimin en ücra köşesinde saklayacağım. Sonolarak Umut şunu söyledi:’’ Hayatınız, çok zor ve mutsuz geçiyor. Gördüklerimkarşısında, hiçbir şey yapamamak yüreğime tarif edilemez bir acı veriyor. Tarladaçalışıyorsunuz, eve gelip ev işlerini de yapıyorsunuz. Bir de emzikli kadın yaçocuğunu evde bırakıyor ya da kendisiyle birlikte tarlaya götürüyor.Hamileliğini de tarlada çalışarak geçiriyor. İnsan bu kadar zalim olmamalıbence’’ deyince, ben annemin, teyzemin, halamın ve diğer kadınların çektiğiacılardan, uğradığı haksızlıklardan haykırırcasına yakınmak istedim bir anda,ama sımsıkı kapattım ağzımı dudaklarımın titremesine engel olabilmek için. Aynızamanda ağlamamak için de gözlerimi yumdum.

  Ayrılıksaati gelmişti. Birkaç defa benden süt alan Umut ile konuşmamız, birkaçdakikayı geçmemişti. Bizi gören tanıdıklar bu durumu kötüye yordular. Artıkköyde dedikodu kol geziyordu. Bir defa bile elimi tutmayan Umut’a ve bana atılaniftiralar, bana çok dokunmuştu. Adeta paslı bir çivi gibi kalbimi delip geçmişti.Nerden bilebilirdim ki bu küçük ve masum görüşmemizin, benim ölüm fermanımınyazılmasına sebep olacağını. Babam ve ailenin büyükleri, beni öldürmesi için onüç yaşındaki kardeşim Barış’ın eline av tüfeğini vererek çok zalimce ve vahşicebir karar almışlardı. Küçük kardeşimi de bu barbarca kararın bir parçası yapmışlardı.Barış’ı seçmelerinin sebebi yaşının küçük olması, bu vesileyle az ceza alacakolması ya da hiç ceza bile almayacak olmasındandı. Benimle birlikte onu dakurban etmişlerdi.

  Sonderece acı duyuyordum. Tüm bu iğrenç yalan ve iftiralardan. Hayatım adeta kâbusadönmüştü. Kapkara bulutlar, bir türlü çekilmiyordu üstümden. Kocaman ağzınıaçmış illa ki beni yutacaktı. Bu fitne fesadı çıkaranların hiç mi vicdanlarısızlamıyordu.

   Üç gün ağılda koyunların yanında tutuldum. Babambenden dolayı koyunları üç gün sürüye salmamıştı. Köyün çobanı bu durumu farketmiş olmalı ki meraktan olsa gerek, önce ağılın kapısını aralayarak içeriyebakmış ve benim hayvanlar arasında zorla tutulduğumu görmüştü. Yalvarangözlerle ve hıçkırıklarla beni kurtarmasını istedim. Uzun uzun gözlerime baktıve ölümle burun buruna geldiğimi gördüğü halde hiçbir tepki vermeden sessizceöylece çekip gitti. Şunu anladım ki Hüseyin amca ve diğerlerinin vicdanları ölmüştü.Herkes kördü, dilsizdi ve sağırdı. Son umudumu da kaybetmiştim. Hayvan yerinekonulduğumu ve bana atılan iftiranın kurbanı olduğumu çaresizce kabul etmektenbaşka çarem yoktu. Titreyen minicik elleriyle tüfeği yere bırakan gözümün nuru,sırtımda taşıdığım Barış’ın kan çanağına dönmüş gözleri, öyle bir acıttı kiiçimi. Benim suçum neydi? Hiçbir şey yapmamıştım kiben.  Üç gündür bu ağıldaydım. Hiç kimsene çığlıklarımı duymuştu, ne de hıçkırıklarımı. Hak etmediğim bu aşağılık durumunağırlığı altında, bütün benliğimi bir nefret sarmıştı bu insanlara karşı. Barış’ınmasum ellerinin ablasının kanını dökmesine müsaade edemezdim. Kendimi, kendiellerimle öldürecektim. Ve bunun için Barış’tan bir bardak su istedim. Kardeşimkapıdan çıkarken son kez Barış deyip sarılmak, koklamak istedim ama üç gününvermiş olduğu uykusuzluk ve korkudan dolayı bitap düşen bedenimde o gücübulamadım. Kapıdan içeriye ışığını yansıtan güneşin bana gülümsediğini gördüm. Veson kez ciğerlerimi doldururcasına havayı içime çektim. Feryad u figan koparanseslerin arasında, ağzımı dolduran kanın dilimin üstünde pıhtılaştığınıhissettim.

 ‘’BenGüneydoğuluyum susmayı ve sabretmeyi marifet bilen kadınım. Belki de çığlığıminsanlıktan dem vuran, henüz ölmemiş vicdanları rahatsız eder de bu yöreninmazlum ve masum kızlarına el uzatılır.’’


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.