Bizler zalim bir hayatın bizedayattığı, insanlık dışı örf ve adetlerin kulu ve kölesi olmuşuz açıkçası.  Bütün yanlışları gördüğümüz ve hissettiğimiz haldehiçbir tepki vermiyoruz. Hakkıyla konuşamıyoruz. Hakkı hak olduğu içinsavunmuyoruz. Savunduğumuz doğrular içimizde dolaşıp duruyor. Gördüklerimizinve duyduklarımızın yanlışlığı karşısında vicdanımız sızlıyor ama susuyoruz vehiç utanmadan yolumuza devam ediyoruz. Acaba bütün kalpler kör olmuştahaberimiz mi yok? Yoksa kalp gözü görenin/açık olanın, hayatında yalan dolanolmaz, yapılan zulme sessiz kalmaz.

Rozerinhenüz 14 yaşında bir çocukken, dünya malı babasının gözünü kör etmiş, babası, biravuç toprak için çıkan kavgada bir aileden iki kardeşi öldürmüş, kendisi deağır yara almıştı. Ölenlerin ailesi, akrabaları her gün intikam için pusudabekliyorlardı. Rozerin’in babası her gün kefeniyle yatıp kalkıyordu. Geceler,gündüzler kâbus gibi geçiyor, bu korku ve tedirginlik aileyi perişan ediyordu.Toplumun önde gelen, saygın, sözü dinlenilir, birkaç yaşlı adamı Seyda Efendi’yide yanlarına alarak bu duruma el atmışlar, Seyda Efendi de daha fazla kandökülmesin diye fetvayı vermişti. Evlilikte keramet vardır diyerek Rozerin kurbanlıkbir koyun gibi gözden çıkarılmıştı.

 Dirseklerini masanınüzerine dayamış, başını elleri arasına almış olan Rozerin titrek bir seslekendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu. Bugün, yüzü her zamandakinden daha soluktu.Rozerin’in yüzü ne kadar da çok şey söylüyordu. Yüzünün çizgilerinden akanterleri biraz önce gözyaşlarını sildiği eşarbının ıslanmış ucuyla sildi.Rozerin hafif hafif hıçkırıyordu. Derin bir iç çekerek yüzüme baktı, şöyle dedi.‘’Diğer insanlar gibi bende Seyda Efendi’ye sonsuz hürmet duyuyordum. Ta ki ondört yaşlarında iken, beni babamın öldürdüğü adamın oğluna vermeyi uygun göre”nekadar. ‘Rozerin’im, beş oğlandan sonra Allah seni bana verdi. Tek kızımsın,gözümün nuru hayatta en değerli varlığımsın,  evleneceğin bu adam, babasının katilininkızına asla acımayacaktır’ diyen anneme masum ve çaresizce bakmıştım.’’ Rozerinyüzünü elleriyle kapatarak sesli ağlamaya başladı.  Rozerin’in bu hali yüreğimi parçaladı. İnsanbu kadar acımasız vicdansız ve zalim olabilir mi? diye kendi kendime sorarkensessizce gözyaşlarımı içime akıtıyordum. Uzun bir sessizlikten sonra Rozerinbezgin bir tavırla ‘’neden’’ dedi. ‘’On dört yaşındaki bir çocuğu otuz üçyaşındaki evli ve beş çocuk babası olan bir kişiye veriyorlardı. Ve insanlıktandem vuranların vicdanına bu olay dokunmuyordu. Seyda Efendi:  ‘’Bu onun alın yazısı, yapacak hiçbir şey yok.Herkes bir şekilde kaderini yaşar. Evlilikte keramet var, çoluk çocuğakarışırlar ve bu husumet biter’’ demişti. Seyda’nın yanındaki çokbilmişefendiler başlarını önlerine eğip benimle ilgili verilen bu kararı hainceonaylamışlardı. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen cehaletin babalarınıeleştiren bu güruh, nedense Seyda Efendi’nin benim hakkımda verdiği kararakarşı çıkmadılar. Hani herkes her şeyi biliyordu ya her nedense bana sorulmadanverilen bu karara herkes susmuştu.  Beni,daha fazla kan dökülmesin diye babamın düşmanına verdiler. Bu durumuma kaygısızkalanlar, sabır tavsiyesinde bulunanlar elbette bir gün hesap verecekler.

Ama güneş yapılan yanlışa seyirci kalan,  verilen kararın yanlış olduğunu bile bilerahatları kaçmasın diye bir şey yapmayan, bu her şeyi bilen insanlardanutanmıştı. Tıpkı annem gibi bulutlar da siyaha bürünmüştü. Parça parça yan yanagelip öfkeden bardaktan boşalırcasına yağmak istiyorlardı. Kuduran gökpatlamaya hazırdı. İnim inim inleyen yer çatlamaya hazırdı. Ben bunuhissediyordum.

 Beni götüreceklerigün annem siyahlara bürünmüştü. Bana sarıldığında gözlerinin feri sönmüştüağlamaktan. Bana son sözü şuydu: ‘Rozerin’im şu giydiğin gelinlik var ya benimiçin süslü bir kefendir. Sen bu kapıdan çıkarken ruhuma Fatiha okuyarak çık.Gideceğin yerin mezardan daha kötü olacağını biliyorum. Ve bir şey yapamamanınacısının beni ne kadar perişan ettiğini sana nasıl anlatacağım.’ dedi. Anneminçığlıklarını yanındaki insanlar duymadı. Ben gittikten sonra annemin ömrü,başındaki siyah eşarbı kadar uzun sürmedi.

İlk dönemlerde ne acılar, sıkıntılar çektiğimi bilen Allahher şeyi kaydetmiştir.   Kocamla otuz yıl bu şekilde yaşadım. Hayatınona ettiklerinin intikamını ve acısını hep benden çıkardı. Babasının, amcasınınkatilinin kızıydım onun için. Her gün her an bu kindar, nefret dolu bakışlaraltında yaşadım. Ailemle görüşmeme pek müsaade etmiyorlardı. Tamamıyladışarıyla iletişimimi koparmışlardı. Beni kör, sağır, dilsiz, bomboş bir insanhaline getirdiler. Bu anıma kadar hiç gün yüzü görmedim, gecenin zifirikaranlığında yaşadım. Tekdüze, renksiz, solgun, mat ve kapkara. Etrafımıçeviren her şeyi kaygısız bir gülümsemeyle ya da acı ve kuşku dolu bir tavırlakarşılıyordum. İnsanların içinde yapayalnızdım. Tek dostum sırdaşım vearkadaşım Allah’tı.

  Rozerin’idinlerken içimi tarifsiz bir acı kapladı. Rozerin hıçkırıklar arasındahikayesini anlatırken ara ara öfkeden dişlerinin çatırtısını işitiyordum. Ve buçaresiz duruşu bana çok dokunuyordu. Akan gözyaşları sanki benim gözlerimdenboşalıyordu. Onun için hiçbir şey yapamamanın acziyeti beni mahvetti.  Rozerin oturduğu yerden kalktı. Ellerinibeline koyup pencerenin yanına gitti. Bir deri bir kemik yüzünü kaldırarakgökyüzünü seyre daldı. Uzun bir sessizliğin ardından derin ve samimikelimelerle dolu bir sesle: ‘’ Annem, bana utanmayı öğretmişti. Ve benutanıyorum bu yapılanlardan. Bazen tek tek bazen de topluca öldürülüyoruz.İnsanlık ölüyor. Kimse utanmıyor. Namusumuz, şerefimiz, haysiyetimiz ayaklaraltında çiğneniyor kimse utanmıyor ve en önemlisi aklımız din bezirgânlarınınelinde oyuncak olmuş kimse utanmıyor.’’ dedi.

  Rozerindudaklarının titremesine engel olmak için ağzını sımsıkı kapattı. Aynı zamanda ağlamamakiçin de gözlerini yumdu. Öyle mağrur bir duruşu vardı ki!..  

      Aysel ÖZDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.