Rahmetli teyzem Hacı Gülê, dinine ibadetine çok bağlı kuvvetli imana sahip bir hanımdı. Sıkıntılı bir hayat yaşadı. Ancak Allah’ın takdirine karşı tam bir teslimiyet içindeydi. 1979 yılında kocasının vefatından sonra hayat kendisi için daha da çileli bir hale geldi. Ama o her sıkıntıya katlanarak Ümmü Seleme annemiz gibi çocuklarının başında durdu. Geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı ömrünün son iki yılını yatalak geçirdi. Üç ayı aşkın sürede yoğun bakımda tedavi gördü. 24 Eylül 2019 Salı günü Şanlıurfa’da vefat etti. Vasiyeti gereği cenazesini Tuhub’a götürüp defnettik.

Geçen gün oğlu Mehmet beni aradı. Heyecan içindeydi. Halen Tuhup’ta ikamet eden Tuhuplu bir kadının annesini rüyada gördüğünü söyleyerek, hayrete düşürücü ibretli olayı şöyle anlatı:

Kadın bana ulaşarak dedi ki: “Anneni rüyada gördüm, halini hatırını sordum. Vaktiyle ödeyemediği 20 TL’lik bir borcundan dolayı azap çektiğini, borcu ödenirse azaptan kurulacağını söyledi. Bu bilgiyi sana ulaştırmamı ve senin gidip bu borcu ödemeni istedi.” Kadının verdiği bu haberden sonra ben de araştırdım, kime borcu var diye soruşturdum. Daha felçlik geçirmeden kısa bir süre önce (üç yıl oldu) annemin bir kasa domates satın aldığını, sonra da felçlik geçirip hastanelere düşünce de parasını ödeyemediğini tesbit ettim. Hal pazarından, sebze satanlardan sora sora nihayet kimden aldığını da buldum. Satıcı, evet, bir kasa domatesi annemin isteğiyle evine getirdiğini, ancak annemin kabahati değil, kendisinin parayı almaya gelmediğini, vefatını duyunca da helal ettiğini söyledi. Adamın parayı ısrarla almak istememesine rağmen ben yine de direttim, bir kasa domatesin parasını ödedim.

Mehmed’in bu anlattıkları beni hayrette bıraktı. Mutlaka sizlerin de duyduğunuz, yakınlarınızın da başından geçen benzer olaylar vardır. Aslında borcuna hassas ve dikkatli olan teyzem, hasta düşüp çoğu kez bilinci yerinde olmayınca, çocuklarının da bundan haberleri olmadığı için borç ödenmeden vefat etmiş, ama tâ Berzahtan oğluna haber gönderiyor ve borcunu ödetiyor. Çünkü orada “bilincinin yerinde olmaması” gibi bir durum yoktur. Rüyada verilen haberin gerçek hayatta yaşanmış olması, Berzah hayatıyla ilgili olarak da önemli bir kanıt sunmaktadır. Bediüzzaman’ın şu anlattıklarıyla da uyum içindedir:

“Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, vazifeden terhistir; idam ve adem (yokluk) ve fenâ değildir. Hadsiz vakıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sair ehl-i kuburun yakazaten (uyanıkken) ve menâmen (uykudayken) bizlerle münasebetleri ve vakıa mutabık (gerçeğe uygun) olarak bizlere ihbaratları (haber vermeleri) gibi çok delâil (deliller), o tabaka-i hayatı tenvir (aydınlatır) ve ispat eder.” (Mektubat, Birinci Mektub)

O halde gerçek olaylara mutabık berzahla ilgili haber veren rüyalar, aslında ölümün yokluk, hiçlik olmadığını, dünyadan Berzah âlemine, yani bir hayat tabakasından diğerine bir geçiş olduğunu ve ruhun halen var olup farklı bir hayatta bulunduğunu kanıtlamaktadır.

Rüya, dünyada yaşanmış gerçek olayla uyum içinde olabilir ama yine de rüyaların farklı yorumlanabilecek yönleri vardır. Birkaç litrelik bir kovanın rüyada bir deniz suretinde, başın yastıktan düşmesi, kişinin yüksek bir damdan düşmesi şeklinde kendisine görünebilir. Kelimeler, sözlere farklılaşabilir. Vaktiyle Bediüzzaman’ın “Lem’alar” kitabını okumaya başlamış olan bir yakınımız, bir sabah gelerek, “Ağabey, ben rüyada Hz. Yusuf’u gördüm.. Bu neye işarettir?” dedi. Ben de Lem’alar’ı okumaya başladığını biliyordum. Kitabın en başında Birinci Lem’a’da da Yunus (AS) bahsinin anlatıldığını ve onun etkisinde kaldığını düşündüm. “Lem’alar’da Hz. Yunus’un balık tarafından yutulması bahsini okuyup ondan etkilendiğine işarettir.” dedim. Şaşırdı, “Ama ben Hz. Yunus’u değil, Hz. Yusuf’u gördüm.” dedi. “Yunus ismi, rüyada Yusuf ismine dönüşmüş” dedim. Bu itibarla, vefat eden şahsın rüyada görünerek, “bir borcumdan dolayı azap çekiyorum” demesi, bizzat kendisinin gerçekten azap çektiği anlamına gelmeyebilir, ödenmeyen ve helallik alınmayan kul hakkının azaba sebep olduğunu ihtar ve dikkat çekmektir. Dünyadakileri kul hakkı yemekten sakındırmak için İlahî bir lütuf olan bir uyarıdır. Bununla beraber, bana göre rüya, bu tür ışıklarından başka gizemi pek çözülemeyen bir âlemdir.

Rüya yoluyla ötelerden gelen bu mesaj, bizlere kul hakkına daha fazla dikkat ve titizlik göstermemizi öğütlüyor. Yaşanmış olayla örtüşmesi de hakikat olduğuna delidir. Ayrıca biz önemsiz görüp unutsak da, unutmayan ilahi bir kayıttan kurtuluş olmadığını da kalbimize yerleştiriyor. Bu vesileyle teyzeme ve diğer bütün ehl-i imana bir kez daha rahmet dilerim.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.