Dünyada her yıl 14 milyon kişinin kansere yakalandığı rapor ediliyor. 2030 yılında ise bu rakamın ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde kanserin kalp hastalıklarını sollayarak dünyada önde gelen ölüm nedeni olması beklenmekte ve her ne kadar modern tedavi yöntemleriyle birçok kanser hastası yaşamına devam edebilse de kanser yükünden kurtulmamız için tedavideki ilerlemeler yeterli değil. Oysa mevcut bilimsel araştırmalar kansere neden olan çevresel faktörleri kontrol ederek kanser vakalarının en az yarısını önleyebileceğimizi gösteriyor. Bu nedenle kanser yükünü azaltmak için gerekli önlemleri almak, kansere karşı tam bir savunma geliştirmek şart.


Yapılan çalışmalar; beslenmenin, çoğu kanserlerde % 10 ile % 70 arasında etkili olduğunu göstermektedir. Henüz genlerimizde bulunan şifreleri değiştiremesek de, beslenmemizi düzenleyerek kanserden korunabiliriz. Çünkü yapılan araştırmalar kanserin kalıtımsal faktörler yanında çevresel etkenlerden oluştuğunu belirtiyor.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER ÖNEMLİ ETKİYE SAHİP

Kanser oluşumu birçok nedene bağlıdır. Genetik faktörler kadar
sigara içmek, obezite, hatalı beslenme alışkanlıkları, alkol,
enfeksiyonlar, radyasyon maruziyeti, düzensiz yaşam gibi çevresel
faktörler de kansere yol açan nedenler arasında yer almaktadır.
Harvard Beslenme ve Epidemiyoloji Profesörü Edward Giovannucci ve
Klinik Epidemiyoloji ve Beslenme Profesör Yardımcısı Mingyang Song
kanser vakalarının %20 – 40’ının ve kanserden ölümlerin
yarısının sigarayı bırakmak, alkollü içeceklerden kaçınmak,
beden kütle indeksini ideal aralıkta (18.5 – 27.5) tutmak, fiziksel
aktivite yapmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile
önlenebileceğini bildirmiştir. 2018 yılında Science dergisinde
yayınlanan Edward Giovannucci ve arkadaşlarının yaptığı bir
araştırmada ise akciğer, rahim ağzı kanseri ve melanomalar gibi
genetik mutasyonların çoğunun çevresel kaynaklı olduğu vakaların
%85-100’ünün önlenebileceğini bildirmişlerdir. 2016 yılında Jama
Onkoloji’de yayınlanan bir çalışmada ise genetik riski yüksek olan
kişilerin bile yaşam tarzı değişikliklerinden fayda
sağlayabileceği gösterilmiştir.

OBEZITE VE KÖTÜ BESLENME KANSER NEDENI

Özellikle aşırı yağlı, taze sebze ve meyvelerden yetersiz, lif
içeriği düşük, işlenmiş besinlerin sık tercih edildiği kötü
beslenme tarzının kanser oluşumuna % 25 – 30 oranında katkı
sağladığı bilinmektedir. Bunun yanında Dünya Kanser Araştırma
Fonu yağ dokusunda aşırı artış ile karakterize obezitenin 12
kanser ile ilişkili olduğunu bildirmiştir. Yapılan çalışmalar
sonucunda obezite artışının ağız-yutak- gırtlak kanserleri,
özofagus, mide, pankreas, safra kesesi, karaciğer, kolorektal,
menapozdan sonra oluşan meme kanseri, yumurtalık, rahim, prostat ve
böbrek kanserinin oluşumunu tetiklediğine dair güçlü kanıtlar
elde edilmiştir.

Meyve ve sebzelerinizi yiyin!
Meyve ve sebzeler beta-karoten, C Vitamini, E vitamini ve Selenyum içerir. Bu öğeler antioksidanttır ve hücreleri hasardan korur. Ayrıca immün (bağışıklık) sisteminin de sağlıklı olmasına yardım ederler. Kanser ve diğer hastalıkların oluşma riskini de azaltırlar. Birçok sebze ve meyve posa ve fitokimyasallar için düşük yağ ile alındığında mükemmel birer kaynaktır. Lutein brokoli ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Lykopen domateste bulunur ve bu fitokimyasallar kanserle savaşmada rol alırlar.

Kuru baklagillere ve tam tahıllara yönelin!
Posadan zengin, yağdan fakir bir diyet kolon ve rektum kanserine karşı koruyucudur. Posa bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri kendi bünyesine alarak vücudumuzdan atılmasını sağlar. Kompleks karbonhidratları ve posadan zengin besinleri daha çok tüketmeye çalışın.
Kabuğu ile yenilebilir meyveleri, kuru baklagilleri, sebzeleri ve tam tahıl ürünlerini tercih edin. Hedefiniz en az 3 porsiyon meyve, 2 porsiyon sebze ve tam tahıllı ekmekleri tüketmek olsun.

Yağı sınırlandırın!
Yüksek yağlı diyetler sadece kalp hastalıkları için risk değildir. Meme, kolon ve prostat kanserleri de yüksek yağlı beslenme ile ilişkilidir, özellikle de hayvansal yağların yüksek olduğu diyetler. Hayvansal yağlarda genellikle doymuş yağ, kolesterol ve kalori yüksekken bol posalı besinler düşüktür. Besinleri düşük yağlı özellikle de doymuş yağdan fakir şekilde tüketmeye çalışın.

Egzersiz yapın!
Obezite meme, kolon, safra kesesi ve uterus kanseri ile ilişkilidir. Vücut ağırlığının en iyi kontrol yolu fiziksel aktiviteyi devam ettirmek ve porsiyon büyüklüklerinizin kontrolü ile olur.

Alkol kullanımınızı değerlendirin!
Alkol tüketimi, özellikle fazla miktarda tüketenlerde, karaciğer kanseri riskini arttırır. Bu nedenle kadınlar 1 kadehten fazla, erkekler ise 2 kadehten fazla alkol tüketmemelidir.

Sigara! Bir kez daha düşünün!!
Alkol alımı sigara ile birleştiğinde; ağız, gırtlak, boğaz ve yemek borusu kanseri risklerini artırıcı etki göstermektedir. Yaşam alanlarınızı sigaradan uzak tutun. Kadınlar meme kanserinden korkarken akciğer kanserinden ölme oranının daha fazla olduğunu unutmamalılar.

Güneş!
Cilt kanserindeki artışı düşünerek güneşlenme sürenizi de sınırlandırmak iyi olacaktır. Günlük rutin yaşamınızda da en az 15 koruma faktörlü güneş kremi kullanabilirsiniz.

Tuz kullanımı?!
Tuzlu tüketme alışkanlığı mide kanseri riskini arttırabilmektedir. Besinlerden yeterince tuz alındığı düşünülerek yemeklere tuz ekleme alışkanlığından vazgeçmek olumlu bir davranış olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

orjinal lida zayıflama hapı