“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir” Ahzab:23

Kasım Süleymani’nin şahadeti hiç kuşkusuz ülkemizi ve bölgemizi önemli ölçüde etkileyebilecek potansiyel barındırmakta ve son günlerin önemli gelişmesi. Bu yüzden konuyu, oldukça kısa tutmaya çalışarak, bir panorama tarzında gündeme taşımayı düşündüm. Kasım Süleymani asker kimliğinin yanında, diplomatik/müzakereci bir yapıya da sahipti.IŞİD’in artık Lübnan, Irak ve Filistin’ e yerleşmeye başlaması ve teröristlerin Suriye’nin önemli bir bölümünü işgal edip Şam’ ı zorlamaya başlamalarıyla, Suriye’ ye yapılan saldırının ikinci yılından sonra, İran sınırına yaklaşmakta olan tehlike ile birlikte İran, kayıtsız kalmadı ve Süleymani’ nin Suriye ve Irak’ taki faal süreci başladı.

O dönemde Suriye askerlerinin veya yerli milislerin, teröristleri temizlediği yerlerde halka özensiz davranmalarına karşı tepki verdi ve onları o konuda da eğitti. Süleymani’ nin ümmetin sevgisini kazanmasının altında yatan nedenlerden biri de budur.

Kasım Süleymani, 15 Temmuz saldırısında Türkiye’nin yanında yer aldı ve o gece sabaha kadar o ve Cevad Zarif defalarca telefon konuşması yaparak ne yapabileceklerini ve her türlü yardıma hazır olduklarını belirterek hazır beklediler.

General rütbesine sahip olmakla beraber, en ön saflarda veya halkın arasında, her yaştan ve her kesimle kolayca samimi ve sıcak iletişim kurabilmekteydi. O, bu yönleriyle bir komutandan çok bir lider, bir baba pozisyonundaydı. Bölgeye yabancı değildi, bölge yabancı değildi ve Süleymani de yabancı değildi. Vasiyetinde, mezar taşına sadece:”Bir asker” yazılmasını istediği söylenir.

Asker kariyerinde Bosna’dan Afganistan’a, Irak’tan Yemen’e, Kenya’dan Gazze’ye, Venezuela’dan Mısır’a velhasıl mezhep ve hatta din ayrımı yapmadan, mazlumların yanında olmak gibi hizmetlerini görmekteyiz.

Elbette o da bir insandı ve hataları olabilir. Ancak bölge onu mezhebi, ülkesi, dini, etnik kimliği ile değil; mazlumların yanında olmasıyla tanıdı ve o özelliğinden dolayı sevdi.

Tüm bu nedenlerden dolayı yerinin doldurulması zordur. Ancak öldürülme nedenlerinden birinin, medyaya yansıdığı kadarıyla; Türkiye’de İhvan’la yaptığı görüşmelerin etkisi olabileceğini de belirtmekte yarar var.

ABD ve İsrail ekseninin Filistin, Türkiye ve bölge üzerinde artan ve giderek daha da hızlanan projelerinin önünde önemli bir engel olan ve ABD vekil savaşçı güçlerini gerileten böylesi bir adamın cezalandırılması ve ortadan kaldırılmasının kotarılabileceği hesabıyla bu  terör saldırısı düzenlendi ve Süleymani, şehid edildi.

İsrail ve ABD’nin Suriye ve Irak’ta son zamanlarda yoğunlaştırdığı vekil güçlere saldırıların sabırla karşılanması, onları bu defa bir devletin resmi generaline, komşu devletin resmi davetlisiyken saldırmalarına kadar götürdü. Bu durum İran’ı devlet olarak karşılık vermeye mecbur bıraktı ve İran da bu cevabını üslere karşı gerçekleştirdiği füze saldırılarıyla vererek meşru savunma hakkını orantılı bir şekilde kullandığını belirtti. Süleymani’nin bir terörist veya suçlu olduğunu düşünen güçlerin, neden onu uluslararası bir mahkemeye şikayet etmek yerine, terörist bir saldırıda şehit ettiklerinin nedenleri üzerinde düşünülmelidir.

İran Savaş mı İstiyor?

İran, aslında savunma yaptığını belirtiyor. Savaşta istememektedir. Ancak her fırsatta, yabancıların/batı güçlerinin coğrafyamızdan çıkmasını istemektedir ve bu yöndeki politikaları desteklemektedir. Bu politikasını gizlememektedir zira İslam ülkelerinin kendi kaynaklarına sahip olması ve kendi aralarındaki sorunlarını çözememesinin en önemli nedeninin, batılıların burada olmaları olduğu gerçeğine bağlamaktadır. Bu konularda Rahmetli Erbakan Hoca’ nın haklılığı her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır.

Bu saldırının mahiyeti ve sonrasında nelerin yaşanabileceğine dair bir sağlıklı bir çıkarım yapabilmek için İran Devrim Muhafızları Ordusu’ nun, Irak’taki Amerikan üslerine yaptığı yoğun füze saldırılarıyla ilgili dört maddelik bir bildirisine göz atalım:

“’1- Büyük şeytan, kan dökücü, müstekbir Amerikan rejimini uyarıyoruz. Yeni bir haydutluk, saldırı veya harekat karşısında çok daha acı verici ve ezici karşılık alacaksınız.

2- Üslerini terörist Amerikan ordusuna veren Amerikan müttefiki hükümetleri uyarıyoruz. Her neresi İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanca bir adıma kaynaklık ederse orası vurulacaktır.

3- Siyonist rejimi bu cinayette asla katil Amerikan rejiminden ayrı görmüyoruz.

4- Amerikan halkına daha fazla zararı önlemek için Amerikan askerlerini bölgeden çağırmanı ve Birleşik Devletlere hakim olan insanlık dışı rejime yönelik artan nefretin bu ülkenin askerlerinin hayatını daha fazla tehlikeye atmasına izin vermemenizi tavsiye ediyoruz.’

Irak’ın Ramadi kentinin 108 kilometre batısındaki Ayn el-Esed üssü 2003 yılındaki işgalden 2011’e kadar kullanılmış; ancak Irak’tan çekilen Amerikan askerleri 2014 yılında IŞİD’le mücadele adı altında yeniden bu üsse konuşlanmıştı.

Ayn el-Esed Irak’ın ikinci büyük hava üssü olarak biliniyor. Bazı haber kaynakları, Ayn el-Esed hava üssüne bugün 30’dan fazla füzenin düştüğünü bildirdi.”YDH - Yakın Doğu Haber

Bölgedeki kaotik ortamda en önemli ülkenin aslında Türkiye olduğunu unutmamalıyız. Zira uzun zamandır sesi çıkmayan bir gruhun, Süleymani suikastının hemen ardından tek ağızdan, mezhepçi, ırkçı, bölücü ve özellikle Türkiye ve İran’ın birlikteliğine karşı bir operasyonun parçası olduğu izlenimi taşıyan söylemlere yeniden sarılarak adeta uyuyan hücrelerin uyanması şeklinde tezahür etmesi ciddi bir tehlikenin belirtilerini andırıyor. Yeni bir 15 Temmuz’un yaşanmaması için, bu konuda kamusal önlemlerin alınması gerekebilir. Bu söylem, ABD ve İsrail’in bölge politikalarının bir parçası görünümü arz etmekte, mezhebi ve benzer farklılıkları bahane ederek bazı özel/önemli/hassas dönemlerde toplumda algılar oluşturarak, Türkiye’nin İran ve diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerini baltalamak istemektedirler. Bu konuda bilgisiz olup bu odakların algılarına kanan kesimlerin aydınlatılması önem taşır. Toplumumuzun saflaşmasına yönelik algı yönetimlerine karşı dikkatli olunmalıdır.

Prof. Esad Coşan şöyle diyordu: "Batılılar korkuyor, çekiniyor, istemiyor, sevmiyor diye niçin İran'ı dışlayalım, defterden silelim? (...) Batı'nın çirkin iftiralarına aldanmayalım, iğrenç politikalarına kanmayalım, onlar bizi birbirimize düşürüp kırdırmak; sonra da bakıp gülmek, alay etmek, kendi sömürüsünü devam ettirmek istiyor..."

Bölgemiz yeniden şekilleniyor, dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye de yıllarca batının baskısı altında yaşadı. Vesayetler, darbeler, terör. Tüm bunların yapılabildiği merkezler ise üsler. Üsler konusunda, bölgede bir konsensusun sağlanması oldukça önemli.

Çok şey söylendi, çok şey yazıldı. Bazılarını alalım:

İmam Hamanei: “Bugün de gördüğümüz gibi büyük bir şey yaşandı aslında bu bir devrim gibi nitelendirilebilir.

Dünyayı sarstı tarihi değiştirdi diyebiliriz.

Bölgedeki tarihi de değiştirdi. Bu perspektiften buna bakmalıyız.

Aslı olan şey inanç içinde yaşamaya devam etmek.

Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu durumdan sonra bir ders aldık diyebiliriz.

Doğru yolda ilerlemeye devam etmeliyiz. Bu büyük bir Kur'an dersidir. Allah bizim yardımımıza geliyor.

Şehit Süleymani cesur bir adamı. Aynı zamanda bilge bir adamdı.

Sadece cesur değildi. Bazı insanlar bilgilidir ancak bunları hayata geçirecek cesarete sahip değildirler.

Bizim şehidimiz hem cesur bir adamdı ve aynı anda bilge bir şahsiyetti.

Kendisi ve tüm askerleri cesur bilge ve tedbirliydiler.

Her zaman yaptıklarında bir mantık vardı. Ve bu cesaret ve bu temkin sadece askeri cephe alanında kullanılmadı siyasi alanda da kullanıldı.

Siyasi cephedeki siyasetçilerimize de bunu aktardı. Kendisi hem siyasi arenada cesurdu.

Söyledikleri etkiliydi. Tüm bunlarla birlikte gerçek bir mümindi.

Kendi etrafındaki inanların hayatlarını da korumak için kendini adamış bir insandı.

Fakat içişlerine geldiğimizde hiçbir siyasi partinin yanında yer almazdı. Büyük bir devrimciydi. Kendisinin devrim ideolojisi ve görüşleri vardır.

Hiç kimse onu kendi yanına çekmeyi başaramamıştır. Devrim onun her zaman önceliği ve tutkusu olmuştur.

Düşmanları onu çok iyi tanırlardı.

Bölge uluslarının da katkılarıyla birlikte her zaman girişimlerinde tüm gayrı meşru ABD ve diğer güçlerin karşısında durmayı başardı.

ABD’lilerin Filistin konusunda planları vardı. Filistin’in unutulmasını istediler. Filistin’in kendi kontrolleri altında olmasını istediler. Savaşa ve mücadeleye cesaret edemediler. Ve bu adam Gazze şeridinde tüm bu iddialara karşı bir iş gerçekleştirdi.

48 saat içerisinde İsrailliler ateşkes istediler. Süleymani’nin yaptıklarından birisi de budur.

Süleymani her zaman toplantılarda köşede sessiz sakin oturan bir adamdı. Her zaman alçak gönüllü ve sakin bir şekilde toplantıları izlerdi. Bazen nerede olduğunu görmek için bakmanız gerekirdi.”rasthaber

İsmail Haniye: “Tümgeneral Süleymani’nin Kudüs şehidi olduğunu deklare ederim”

Suriye Cumhurbaşkanı danışmanı Buseyna Şaban:”Serdar Kasım Süleymani'nin suikastı tüm direniş eksenini hedef almayı amaçlamıştır. Süleymani’nin şehadeti, terörizme karşı direniş ekseni için yeni bir başlangıç oldu. Serdar Kasım Süleymani'nin suikastı Siyonistlerin yararınaydı ve Amerikan halkının çıkarına değildi."

Altay Aydın:”  Arap Baharı projesiyle Müslümanların arasına fitneyi sokan ABD ve onun müttefikleri bir taşla birkaç kuş vurmayı amaçlıyordu, başardı… Tarih boyunca Müslümanları can evinden vuran tefrika oldu. Onca yaşanmışlara rağmen Müslümanların ders çıkarmaması gafletten başka bir şey değildir.

Afganistan işgaliyle başlayan, son olarak Suriye’de tıkanan proje küresel terörün hedefini anlamakta zorluk çeken Müslümanlar, maalesef ABD’nin son terör saldırısında da çuvalladı. ABD ve İsrail’in büyük oyununa geldi. Ancak bütün bunlar sadece ABD ve İsrail’in gayretiyle oldu demek yanlış olur. Başta körfez ülkeleri olmak üzere birçok bölge devleti de katkı sundu. Devletlerin çabası yanında feraseti kapanmış İslamcıların yaptıkları da bir tarafa not düşmek gerekir.

ABD’nin devlet terörü her fırsatta görme imkânını bulan Müslümanların bir türlü uyanmaması gafletten başka ne olabilir ki… Bile bile bu terörü görmezden gelenlerin ise apaçık bir delalet içinde olduklarını da belirtmek gerekir. İşi daha da ileriye götürenler ise ihanetin merkezindedir. Merhum Erbakan hocanın onca uyarılarını dikkate almadılar. ABD ve İsrail’in nihai hedeflerini ömrü boyunca dile getirdi. “Küresel terörün hedefi Siyonist İsrail’in güvenliğini sağlamak ve nihai hedefi olan vaad edilmiş toprakları işgal etmektir” diyen Hocaya en sert tepkiler yine İslamcılardan geliyordu. Suriye işgal edilecek, sonra sırada İran ve Türkiye var diyordu.  Söyledikleri aynen işliyordu ve Suriye işgal edilmese de, büyük bir yıkım yaşadı. Ancak yine de anlaşılmadı…” http://www.7sabah.com.tr/haber/51210/kasim-suleymani-ve-muslumanlarin-gafleti/

Ali Haydar Haksal: “Süleymani’nin yanlışlarını burada konuşacak değiliz. Yargılama makamında olamayız. Çünkü emperyal oyunların nasıl seyrettiğini kestirmek oldukça güç. Kestirdiğimiz bir şey varsa Süleymani’nin öldürülmesinden sonra başta Abede olmak üzere, İsrail ve yandaşlarının sevinç çığlıkları. Burada üzerinde durulması gereken Türk sağının, muhafazakârlarının, her ne hikmetse, geçmişten gelen duyguyla Abede’nin yanında yer alıyor olmaları. Abede ne yaparsa yapsın, bu psikolojiden kurtulamıyorlar. Ülkelerini işgal etseler bile âdeta onun yanında yer alıyorlar.” https://www.milligazete.com.tr/makale/3458865/ali-haydar-haksal/suleymaninin-katli-muhafazakarlarin-emperyalizm-sarkisi

Cemil Öğütçü:” ABD,  İran’ın hatta bölgenin en önemli  cesur, bilge  adamını, beynini  vurdu.  İran,  Kasım Süleyman ile bir çok işini hal yoluna koyuyor ,  ülke çıkarlarını onun aracılığı ile dizayn ediyordu.  Bu durum da Amerika, İsrail,  İngiliz’den oluşan Şeytan İttifakının işine gelmiyordu. Süleymani , benim İçin oldukça önemli ve cesur bir Müslüman’dı… Allah rahmet eylesin. Bizim Sünni kesimden marjinal sesler Kasım Süleymani’yi  Amerikan ağzıyla linç ederek onun hunharca katledilmesini sevinçle karşıladı.  Hatta bayram etti. Adamı tanımadan, neler yaptığını hiç bilmeden, Şiiliğini öne çıkararak dar  düşünce kalıplarıyla fotoğrafın büyük kısmına bakmadan mezhepçilik oyununa bir kez daha geldiler. Yani İslam’ı İslam’la yok etme projesinin alt yapısına bilinçsizde olsa su taşımaya devam ettiler.

Bir:  Oysaki merhum  Kasım Süleymani,  Bosna- Sırp haçlı savaşına bizzat katılarak Merhum Aliye İzzetbeğoviç’in fiili olarak yanında yer almış,  Bosnalı gençleri Eğit - Donat  projesiyle direnişin zaferle sonuçlanmasına neden olmuştu. Kasım Süleymani,  Bosna’da fiili olarak hem silah yardımında bulunmuş,  hem de Bosnalı gençleri eğiterek  Avrupa’nın ortasında Müslüman bir ülkenin yok olmasını önleyenler arasında önemli bir yer edinmişti. . Kaldı ki  Bosnalılar, yani Boşnaklar Sünni, Kasım  Bosna destanı’nın önemli isimlerinden  Şii’ydi

İKİ:  Aynı Kasım Süleymani, Mısır’da yine İhvan-ı  Müslimin saflarında yer alarak Merhum Şehit Lider,  Muhammed Mursi için canla başla mücadele etmiş,  hem fiili hem de maddi desteklerde bulunarak önemli organizasyonlara imza atmıştı. Hatta;  Mursi’nin cezaevinden kaçırılmasına Hamas ve Hizbullah direnişçilerine yardımcı olması dikkat çekmişti. Rahmetli Mursi’nin Mısır’da yargılanmasının nedenlerinden biri de İran Devrim Muhafızları ile işbirliği içerisinde olmasından dır.  Sisi,  Mursi’yi; Kasım Süleyman’la yan yana, işbirliği içerisinde olmasından dolayı kendi kamuoyu önünde sıkıştırıyordu.  Özetle:  Şehid  Mursi’nin  yargılanma nedenlerinden bir maddesi Kasım Sülayman’dı. Hal böyleyken Kasım,  Şii …  İhvan-ı Müslümin ve Mursi  Sünni idi.

ÜÇ:  15 Temmuz hain darbe girişiminde Kasım Süleyman yine sahnedeydi, hain darbe girişiminin püskürtülmesinde Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın uyarılması, korunması, istihbarat girişimleri,  aklınıza ne gelirse her türlü olayın içerisinde aktif rol alarak önemli bir mesafe kat edilmesine neden olmuştu.  Darbe savuşturulmuştu. Merhum Kasım Süleymani ,  o süreçte bir çok insan inlerine saklanırken o adam gereken her şeyi yapmıştı. O gece Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,  gece boyu İranlı mevkidaşı  ile 6- 7 defa görüştüğünü kendisi açıklamıştı. Nitekim darbe girişimini ilk kınayan, Türkiye’nin seçilmiş hükümetinin yanında olduğunu söyleyen ve de gereken neyse yapabileceklerini ifade eden ilk ve tek ülke İran’dı. Hatta Kasım Süleymani  komutasındaki  İran Devrim Muhafızları’nın sınırda teyakkuz halinde olduğu bile söylenir.  Bu durumu bence Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan çok iyi bilmekte lakin uluslararası konjonktür gereği belki açıklamamaktadır.  CNN Türk’te  Ahmet Hakan’ın programında  sayın Cumhurbaşkanı bana göre satır aralarında mesajını vermiştir. Nitekim Türkiye Sünni bir devlet,  Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da Sünni’dir.

DÖRT:… Haniyye, Tahranda cenazeye katılarak ’’Kasım Süleymani Filistin- Kudüs Şehididir diyerek hüngür hüngür ağlamıştır.  Nitekim Filistin Sünni,  Nasrallah ve  Kasım Süleymani  Şii’dir. …Amerika ve İsrail’in korkulu rüyası olan Kasım’ın öldürülmesi , şeytanları mutlu ederken mezhepçiliğe sığınarak aynı mutluluğu paylaşan bizdeki zavallılara ne oluyor.

…Batı Emperyalizminin servi s ettiği birkaç fotoğraf ve yayınla  İsrail, ABD ve İngiliz’in Mezhep ayrıştırması ve çatışmasının alt yapısına  destek olanlar ne yapmak istiyorlar.

Farkında değil misiniz?  Bu gün Amerika, İsrail Ve İngiltere bizlerden daha çok Mezhepçidir. Hatta Mezphepçiliği bile elimizden almışlar.  Onlar;  bizlerden çok daha  Sünni,  Şii, Vahhabi,  Dürzi, Alevi ve Nusayri’dir. Öyle acınacak durumdayız ki; Bölgemizde kendi meşrep ve mezhebimizden olmayan birilerinin başına bir iş gelse tıpkı Batılılar gibi zil çalıp oynuyoruz. Öyle vahim durumdayız ki; Cihat alanımız Küfür diyarları yerine  kendi din kardeşlerimiz oldu. Küfür ehlinden çok kendi kardeşlerimizin yok olması için adeta çaba sarf ediyoruz.  Maalesef  bizi bu noktaya getirdiler ve başardılar. Başardılar … Koca İslam Coğrafyasını Sünnistan,  Şiistan, Nusayristan, Kürdistan,Vahhabi ya da Selefistan diye bölüp pörçük parçaladılar. Neydi plan;  Böl, Parçala Yut … Sağlamasına bakalım; Suriye, Irak, Libya, Sudan, Yemen, Afrika  ve diğerleri… Devlet aklı asla sizin gibi düşünmüyor.  Sayın Tayyip Erdoğan, Tahran’ın göbeğinde Ayetullah’ların gözlerine bakarak  ben ne Sünni  ne de Şii’yim ben Müslüman’ım demiş, büyük mesajı vermişti. O günlerde bizim marjinaller yine ayaklanmıştı.  Elbette sayın Cumhurbaşkanının   sözleri mezhepsizlik değildir. Elbette hepimizin mezhebi vardır. Sorun Mezhepçiliktir. Keza Erbakan hocamız da;  ‘’seni iktidardan indiririz’’ diye tehdit eden ABD’ye karşı çıkmış hükümetini kaybetmesi pahasına onurlu bir duruş sergilemişti. Neydi tehdit? ‘’ İran’a gitmeyeceksin, İran’la  ticaret yapmayacaksın’’... Rahmetli Hoca ilk ziyaretini İran’a,  ticaret hacmini ise zirveye çıkararak mesajını vermişti. Bu bölgede 2 ciddi devlet olduğu herkes tarafından bilinmektedir. İstisnalar hariç diğer İslam  ülkeleri  uşak pozisyonunda devletçiklerdir. İran ve Türkiye kim ne derse desin  Emperyalizme ( Amerika İsrail ve İngiltere ) şeytanına karşı direnen 1000-3 bin yıllık geleneği olan 2 devlettir. İşte bizim zavallıların çözemediği konu  budur.” http://www.sadabadhaber.com/yazarlar/cemil-ogutcu/yigidi-oldur-ama-hakkini-yeme/365/

“Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Türkkan:

“Mazlumların başı sağolsun. Kasım Süleymani ve El-Mühendis emperyalizme, siyonizme ve onların maşası IŞİD, NUSRA gibi terör örgütlerine karşı kahramanca savaştılar.”

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: “Şehide bayramını mübarek kıl, Kahhar isminle azgınları cezalandır, bizi zilletten kurtar amin!” Gazeteci İsmail Saymaz: “Bazı İslamcıların gözünü mezhepçilik nefreti o kadar bürümüş ki Kasım Süleymani’yi öldüren Amerikan bombasından parça bulsalar kutsal diye yüzlerine sürecekler.” Mehmet Perinçek: “Bu tehdide karşı bölge ülkelerinin çıkarı ortaktır. Saddam asıldığında İranlı yetkililer sevinmişti. Şimdi de Süleymani öldürülünce bayram edenler var. Mezhepçilik ABD kadar başa beladır.”

Cübbeli Ahmet: “..Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi’nin üst düzey yedi büyük komutanının gebertilmesi bütün müslümanları sürura sevk etmiştir. Allah-u Teala kabirlerini ateşle doldursun. Amin!”

Yeni Şafak Yazarı İsmail Kılıçarslan: “Süleymani’nin ellerinde on binlerce masumun kanı olduğunu söyleyerek; yeri cehennem olsun’ dedi” Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya: “Onun kim olduğunu Humus'ta, Guta'da, Halep’te katledilenler, İdlip’te çadırlara sürülenler, Haşdi Şabi-ABD ortaklığı ile yakılan Felluce, Ramadi, Musul halkı iyi bilir! Nasıl ABD füzesi Ebu Bekir Bağdadi’yi şehit yapmazsa, Süleymani’yi de kahraman yapmaz! “

Şamil Tayyar: “Kasım Süleymani'nin ölümü sadece İran değil terör örgütü PKK ve YPG içinde bir kayıptır. Su testisi su yolunda kırıldı.” Geçmişi hatırlayalım Hz. Hüseyin (r.a) karşı tertiplenen askeri gücün başındaki şahıs Saad b.Ebu Vakkas'ın oğlu Ömer b.Saad değil miydi ? Keza Yezid ve askerleri İslami eğitimden geçmemişler miydi? Küfe Valisi Ubeydullah b. Ziyad Şia mıydı, Sünni miydi? Hz Hüseyin ve yaranlarının mübarek başlarını mızrakların ucuna takıp teşhir edenler gayr-ı müslim mi idiler? O büyük şehidin kendisini katletmeye gelenler karşısında: “Ey insanlar! Soyumu söyleyin ben kimim? Ben Peygamber’in kızının oğlu değil miyim?” diye başlayan hitabı karşısına kılıçlarını sevgili Resul'un (a.s) mübarek torununa karşı sallayanlar küfür diyarından mı gelmişlerdi? Hz. Peygamber’in torunu Hz. Zeyneb Validemiz’e karşı Hz. Hüseyin'in katlini anlatan Yezid: “ Onu biz öldürmedik, Allah öldürdü.” derken Allah'a iftira etmiyor muydu ? İslam tarihinin en büyük katillerine katil diyemeyenlerin, aksine saygı ifadesiyle ‘Hazret’ diyenlerin, neredeyse çağımızın en büyük katil sürüsüne sahip ABD'ye ve katline ses çıkartmamaları üzücü ve ibretlik değil mi?

Yezid’e ‘sen katilsin’ demeyenler hangi mezhepten acaba? Mesele Kasım Süleymani’yi temize çıkartmak ya da rahmet dilemek meselesi değil. Mesele ister öldürülen Şia olsun ister Sunni olsun, sonuçta katil ABD bizim topraklarımızda, bizim coğrafyamızda bizim iç meselemiz olan bir kişiyi ve arkadaşlarını katletmesi meselesidir.” http://www.hertaraf.com/koseyazisi-kasim-suleymani-nin-katli-uzerine-1270

Mücahit Gültekin: “Amerikan füzeleriyle vurulan bir Şii, bir Sünni'yi; bir Sünni, bir Şii'yi sevindiriyorsa bizim hiç bir sorunumuzu çözmemiz mümkün değildir. Tefrikadan kurtulamayan bir coğrafyanın yüzü asla gülmeyecektir. Bu sevincin taşıdığı hastalığı tedavi etmeden onur, izzet ve bağımsızlık bize haramdır.

Bizim sorunumuz ekonomik değildir. Bizim sorunumuz, tanka, topa, füzeye, uyduya sahip olup olmamamız değildir. Bizim sorunumuz bu sevincin taşıdığı hastalıktır.

Sevinen arkadaşlara soruyorum: Bu sevinme hakkını nereden buluyorsunuz?

ABD gelmiş senin coğrafyanda, kendi füzesiyle, kendi istihbaratıyla, kendi düşmanını vurmuş; sen neden seviniyorsun? Sen ki, maaşını küresel patronlara komisyon vermeden çekemeyensin, Aileni Avrupa Konseyi sözleşmelerinden koruyamayansın,

Dört bir tarafı NATO üsleriyle çevrilmiş olansın,

Çocuklarını Netflix'e, Bonzai'ye, ateizme, deizme, feminizme kurban verensin,

Okuduğun üniversitenin müfredatını Avrupa'dan transfer edensin,

Haram olarak bildiğin ne varsa hepsinin legal olduğu bir yerdesin,

Sen ki, 60 yıldır AB kapılarındasın,

Kuşatılansın, gözetlenensin, takip edilensin; yatak odasındaki fısıltıları bile hasmı tarafından kayıt altına alınansın,

Sen ki, haysiyeti feminizmin iki dudağı arasına terkedilmiş bir kocasın,

Kendi hukukunu yapamayansın,

Ziyaretine gittiğin dostunun evini google'a sormadan bulamayansın,

Mahalle mahalle, cadde cadde, sokak sokak, ev ev fotoğraflanmışsın,

Çocuklarını; yüzünü görmediğin, adını duymadığın adamlara kaptıransın,

Sen ki, ABD'nin sana attığı kazıkların hiç birinin hesabını soramayansın,

"Hocaefendi" dediğin adamın eliyle bombalanmış olansın; yılanı koynunda besleyensin, dostunu düşmanını bilemeyensin,

Sen ki, çocukları Batı'da yaşama hayalleri kuran bir babasın,

El atına binip, çalım satansın,

Sen ki, başına ne geldiğini bile bilmeyensin,

Geçmişini ve geleceğini çalanların füzeleriyle sevinensin, celladına kur yapansın, urganını yağlayansın,

Dün "Hoca" dediğine, bugün "hain" diyensin,

Dün şu gazetede söylediğini, yarın diğer gazetede yalanlayansın,

Dün alkışladığını bugün hapse atansın, bugün hapse attığını yarın parlatansın,

Güvenilirliği iki paralık olansın,

Tükürdüğünü kurumadan yalayansın,

Oturduğun koltuğu korumak için kırk takla atansın,

Yüzüne güldüğün adamın arkasından konuşansın,

Sen ki, çocuklarının bile senin gibi olmak istemediğisin,

Sen ki, alay edilensin, dalga geçilensin, kıs kıs gülünensin,

Sen ki, her türlü operasyona açıksın; üzerinde dolaşan şaibeyi savuşturamayansın,

Sen ki, kimi zaman ümmetçi, kimi zaman milliyetçi; kimi zaman Avrupacı, kimi zaman Amerikancı; kimi zaman hurafeci, kimi zaman reformist; kimi zaman Osmanlıcı, kimi zaman Kemalist'sin; bin bir çelişki içindesin,

Sen ki, bırak doğruyu söylemeyi, doğruyu dinlemekten bile korkansın; konjonktür hazretleri izin vermeden konuşamayansın,

Sen ki, tarihte yaşayansın, geçmişin zaferleriyle avunansın,

Kürsüde "yarınlar bizimdir" derken bile, bugününden kaygı duyansın,

Dünyayı kurtarmaya giderken, evinden olansın,

Sevindiğin füzeler tarafından hedef alınansın,

Kendi tarihini yazamayansın; kendi alimini, kendi tohumunu, kendi toprağını, kendi sağlığını koruyamayansın,” https://www.milligazete.com.tr/makale/3457353/mucahit-gultekin/neye-seviniyorsun “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olunuz; bu takvanın ta kendisidir. Allah'a isyandan sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.” (Kur’an-ı Kerim 5/8) Rabbim, bu izzetli ümmetin şehitlerin kanıyla sulanmış topraklarını kirleten üslerden ve bu üslerin şerrinden korusun. Ümmeti, zorbaların şerrinden, her türlü fitneden, nifaktan ve zilletten koruma düsturuyla yaşadığına inanan ve hayatını cephelerde geçiren bu ‘ bir askerin’ şehadetini kabul buyursun. Ülkemizi ve bölgemizi, her türlü savaş, terör, kaos ve çatışmadan korusun. Bizlere basiret versin. Bizleri ayrıştırmak ve bölmek isteyen odaklara karşı uyanık olmamızı nasip etsin. Selam ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.