Bir şehir hayal edin ki, tarihsel arka planda Anadolu’ya açılan bir kapı olarak İslam’ın girdiği ilk şehir olsun. Dahası, Asurlara, Emeviler’e başkentlik etmiş, bilimin, sanatın, felsefenin ve dini bilimlerin buluştuğu bir havza olmuştur.

Girizgah olarak Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yıllar öncesinden günümüze ışık tutan ifadesiyle konuya dikkat çekmek istiyorum. “Bir başkent daima başkenttir. Ne kadar susturulursa susturulsun yine konuşur.”

Dünya haritasına bakıldığında coğrafi anlamda belli yerlerde bulunan özel şehirler vardır. Bu şehirler, aynı zamanda merkez şehirlerdir. Tarihin nabzını tutmuş, zaman süzgecinden damıtılarak gelmiş insanlığa adeta pusula gibi ışık tutmuşlardır.

İpek yolu’nu Musul ve Haleb’e bağlayan bölüm ile Irak ve Suriye’yi İç Anadolu’ya bağlayan yolların kavşak noktasında bulunan Harran şehrinin adı kelime olarak yol anlamına gelmektedir

Mezopotamya’nın en kadim şehirlerinden birisi olan Harran’da, özellikle 7. ve 8. yüzyıllarda Harran Okulu büyük bir ilim ve düşünce merkezi haline gelmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, Bir şehirde en önemli üç şeyden bahseder bunlar: kanalizasyon, hamam, ve kütüphanelerdir. Çünkü kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin kirini ve kütüphaneler de ruhun kirini temizler.

Kültür ve medeniyetin ilerlemesinde kütüphanelerin yeri oldukça önemlidir. Bu açıdan Urfa ve Harran ilk kütüphane temellerinin atıldığı yerlerdir. Arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulara göre, Harran’daki Kültepe ve Mari Tabletleri, geç Asur dönemine ait Sümerce ve Akadca kaleme alınmış 800 civarındaki Sultantepe tabletleri, bu kütüphanelerin varlığını ortaya koymuştur. Hatta ilk büyük Hristiyan kütüphaneleri Urfa’da kurulmuştur.

İslam medeniyetinin ilk çağlarında ise Harran Kütüphanesi önemli bir çekim merkezi olmuştur. İskenderiye başta olmak üzere çeşitli bölgelerden getirilen eserler Harran Kütüphanesinde korunmuştur. Ayrıca kütüphanedeki Latince ve Süryanice yazılmış eserlerin çoğu burada yetişen âlimler tarafından Arapçaya çevrilmiş, batı medeniyetinin oluşumunda ve batı felsefesinin yorumlanmasında bu çevirilerden kayda değer ölçüde yararlanılmıştır.

Tüm bu zenginlikleriyle Harran, tarih boyunca Babilliler’in, Kaldeliler’in, Asurluların, Hitlerin, İranlıların, İskender İmparatorluğu’nun, Roma’nın, Bizans’ın çeşitli İslam devletlerinin, Selçukluların, Zengiler’in ve Eyyübiler’in idaresi altında bulunmuştur. Harran ayrıca Emeviler’in sonlarında, İslam İmparatorluğu’na başkentlik yapmıştır. Harran büyük bir dini merkez, ticaret ve ziraat şehri olmasının yanı sıra bir felsefe ve ilim merkeziydi.

Günümüzde tarihin tozlu sayfaları arasında yerini alan; fakat bir dönem ışığıyla etrafını aydınlatmayı başaran, birçok medeniyete Ahmet Hamdi Tanpınar’ın deyişiyle:Ne kadar susturulursa da başkentlik vasfıyla yine konuşan bu şehir ne yazık ki 1260 yıllında Moğolların istilasıyla sahip olduğu değerler talan edilmiştir. Dolayısıyla günümüzde Harran Okulu ile ilgili aydınlatılmaya ihtiyaç duyulan karanlık noktalar bırakılmıştır.

O halde şimdi külahımızı önümüze koyup düşünelim! Ya içinde kirlenmeden, bozulmadan yaşayacak bir nesil yetiştirmek için şehirlerimizi bu değerler sistemine uygun inşa edeceğiz ya da yok olup giden geleceğimizi Moğolların yaptığı gibi kendi ellerimizle toprağa gömeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6