Kaç zamandır rüyasında hep aynı kadınıgörmüştü. Hiçbir anlam vermese de, sık sık rüyalarına giren tuhaf görünümlüesrarengiz kadına alışmıştı. Bu köy bu lojman kendisine hiç yabancı gelmiyordu.Sanki daha önce bu köyde doğup büyümüştü. Onu çeken gizemli bir şeyler vardı.Bunu fark etmişti.

  Hacer hersabah okula giderken, sokak başlarında, kimi kapı eşiğinde yerde oturmuş kadınlarınkederli halleriyle birbirlerine şikâyette bulunmalarına şahit oluyordu. Dahaokula yetişmeden, okulun tam karşısındaki sokağın başında, o kadın, yereçömelmiş, derisi kemiklerine yapışmış parmaklarıyla eski püskü kazaklarısöküyordu. Elbisesinin kollarını sıvamıştı. Güneşten kararmış incecik kollarıgörünüyordu. Ne zaman yanından bir adam geçse hemen elbisesini kollarının üzerineindiriverirdi. Merakından bir keresinde yakınından geçmişti. Kadınınçehresinde, acı ve hüzün vardı. Hacer’e mahzun mahzun bakarken Hacer içindetarifi imkânsız bir acı hissetti.

 

  Gün yavaşyavaş kararmaya başlamıştı. Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar git gidesıklaşıyor, yağmurun her an yağacağının mesajını veriyorlardı. Uzaktan uzağagök gürültüsü duyulmaya başlamıştı. Hacer tüm dikkatini toplayıp avluya girdi.İçinde tuhaf bir hüzün duydu. Rüyasında gördüğü evin tıpatıp aynısıydı. Kapıyıçaldı gök giderek dehşetle gürlüyordu. Kapıyı dokuz on yaşlarında bir erkekçocuk açmıştı çocuk içeriye seslenerek; ‘’anne köye yeni gelen öğretmen gelmiş’’dedi. Çocuğun seslenmesi ile annesinin gelmesi bir oldu. İşte rüyalarına girenkadın tam karşısında duruyordu. Burun buruna gelmişlerdi. Büyük ela gözleri, uzun,sık, kalın kirpikleri vardı.

  Hacer; ‘sizirahatsız etiğim için özür dilerim teyze, çocuklar okula gelmiyor onu merakettim’ dedi. ‘Rüyalarıma giren bu evi merak ettim’ diyemedi. Kadın Hacer’iiçeri davet etti. Evin halinden sefil bir hayat sürdürdükleri anlaşılıyordu. ‘Gördüğünüzgibi ev üzerimize çökecek. Bu evde üç çocuk bir de çok hasta kaynanam var. Buevde dertten, tasadan, üzüntüden başka bir şey yok. Kocam öldü. Sağken de bençalışıyordum. Karın tokluğuna çalışıyorum. Son zamanlarda gücüm tükendi,milletin eski püskü kazaklarını söküp, kıt kanaat geçindirmeye çalışıyorum buaileyi’ dedi ve sustu. Yer yatağında oturmuş, elini yanağına dayamış, sol eli ilede belini tutmakta olan yaşlı kadın, çatık kaşları ve kıpırdayıp durandudakları ile ona bakıyordu. Kapıyı açan çocuk evin bir tarafında oturmuş,dirseklerini dizlerine dayamış, başı ellerinin arasında gülümseyip duruyordu.Demek bu yıkıldı yıkılacak derme çatma evde yaşıyorlardı, geniş epeyce uzunolan tek göz odada. Duvarlarda uzun çiviler vardı, bu çivilere asılmış tutamlarhalinde kurutulmuş farklı farklı otlar vardı. Bu otlarla koca karı ilaçları yaptıklarıkesindi. Ev rutubet kokuyordu rutubetten yer döşekleri bile ıslanmıştı. Nemkokusu insanın içine işliyordu. Bu durum karşısında Hacer’in gözleri derin birüzüntü ile buğulandı. Görmesinler diye elleri ile gözlerini ovuşturdu. Kadınabu çocuklar dışında başka çocukları olup olmadığını sorduğunda kadının yüzükireç gibi bembeyaz olmuştu. Kadının bakışı birden yer yatağında hasta yatanasık suratli kaynanasına gitti. Engel olamadığı gözyaşlarını sık sık eşarbınınucu ile siliyordu. Sonra ani bir hamle yaparak Hacer’in ellerini sıkıca tuttuve dışarı çıkardı. Uzaktan uzağa gök gürültüsü devam ediyordu. Kara bulutlargiderek göğü siyaha bürümüştü. Arada bir şimşeklerin çakması ile etrafaydınlanıyor, evin perişan görüntüsünü daha da belirginleştiriyordu. Üst üsteçakan şimşeklerin korkunç gürlemesinden olsa gerek börtü böcek ve tüm gecekuşları susmuştu. Hacer’in kalbi şiddetle atıyordu. Ellerini sımsıkı tutmuş bukadın rüyalarında annesi oluyordu. Kulakları yırtarcasına ağıt yakan kadındı bu.Son zamanlarında sık sık rüyalarına gelen kadın buydu. Bazen kalabalığıyırtarak ona doğru soluk soluğa koşup gelen kadın…

   Kadının soğuk ve sert ses tonundan şunlardöküldü: ‘’Ben on dört yaşındayken başımdan bir olay geçti. Çalıştığımıztarladan eve gelirken tecavüze uğradım. Olaydan sonra hamile kaldım. Benimyüzümden ailem bizim köyden bu köye taşındı. Annem koca karı ilaçlarıylabirlikte her şeyi denedi nafile çocuk düşmedi. Babam benim kahrımdan öldü. Yaölmeliydim ya da çocuk daha doğmadan evlenmeliydim. Ben herkesin rahatınıhuzurunu kaçırmıştım. Dayım civar köylerden benim için vesile olmuştu. Bir geceyarısı gelip beni götürdüler. Beni budala, hiç kimsenin kız vermediği birinevermişlerdi. Bu dünyanın zalim acımazsız gidişatına henüz aklım ermiyordu. Annembeni götürdüklerinden kısa bir süre sonra vefat etmişti. Cenazesine gidemedim.Doğum sancıları tuttuğunda içerde gördüğün asık suretli kaynanam beni atıkoyduğumuz ağıla götürdü. Doğumumu orda yaptım. O anda ne kadar acı çektiğimi,sancıların verdiği ızdırabı ve yalnızlığımı anlatamam. Kırılırsa bir yanıinsanın, yıkılırsa hayalleri, korktuğu her ne varsa başına gelirse, tümsevdiklerini kaybetmişse, işte o zaman acıdan çıldırır insan. Doğurduğum kızımıkucağıma aldım, elbisemle temizledim, kokladım, öptüm. Adını Meryem koydum.Eşim ve kaynanam çocuğumu kabullenmedi. Onların gözünde kızım babası belirsiz,gayrı meşru idi. Kızım üç dört yaşlarına gelmişti ki bir gün ben tarladaçalıştığım bir sırada çocuğumu alıp yurda verdiler. Bir daha da onu görmedim. Onuher şeye gücü yeten yaratana teslim etmiştim. Allah’tan onu korumasını tümkalbimle istedim.’’

  Hıçkırıklararasında anlatmaya devam etti.  ‘’Doğrusunusöylemek gerekirse kızım, sen bu köye geldiğinden beri içimde tarifiniyapamayacağım bir huzur duyuyorum. Sende Meryem’in kokusunu alıyorum’’ dedi.Hacer, kadının son sözü karşısında dondu adeta. Sırtında soğuk ürpertilerindolaştığını hissetti. Onun gerçek annesi olduğunu anlamıştı. Babası ona Hacerismini vermişti. Oysa asıl ismi Meryem imiş. Evet rüyalarında kalabalıklarıyırtarak kendisine doğru koşan kadın Meryem diye çağırıyordu.  Annesinin yaptığı dualar Allah’a ulaşmıştı.Gücü kesilene kadar hüngür hüngür ağlamak istiyordu. Her şeyi konuşmakpaylaşmak istiyordu. Kendisini annesinin şefkatli kollarına bırakarak ‘’sonsuzadek mutlu olacağız artık’’ diye haykırmak istiyordu.  

   

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner6