Elektriklerin kesildiği Nisan ayının soğuk bir günüydü. Gece saat iki buçuk, ışıksız odamda gök gürültüsünün şiddetli sesiyle içim ürpererek uyandım. Şimşekler her çaktığında, odam ürkütücü bir şekilde aydınlanıyordu. Pencerenin perdesini çektim dışarıya baktım. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor, şimşekler birbiri ardından binaların üstünde çakıyordu. Rüzgar ve şiddetli yağan yağmurun altında, bahçedeki ağaçlar boyunlarını eğmiş usul usul sallanıyorlardı.  Perdeyi kapatıp el yordamıyla çalışma masamdaki ışıldağı açtım. Yüreğim paramparça; kafamda binlerce soru.Üzüntüm, hayata pencereden, hatta camın da gerisinden bakar oldu insanlık...

 İnsan sokakta çığlık çığlığa oynayan çocuk sesini özler mi? Veya sabahın köründe ölüme meydan okuyan agresif delikanlıların sinir bozucu motosiklet sürmelerini ve hatta arabalardan çıkan egzoz dumanına eşlik eden pervasızca sesi sona açılmış müziğin sesini… Evet özler, hem de çok özler…Bir virüs ortalığı kasıp kavurdu, herkesi bir şeylere hasret etti, herkesi bazı şeylere mahkum etti. Ve koskoca bir hayatı eve sığdırtmayı öğretti. Yaşlılar buruk bir kalple pencereden sokağı izliyorlar. Perdeler sımsıkı kapatılmış ve iş yerlerinin çoğunun panjurları indirilmiş epey zamandır. Zannedersin şehirde yas var. Bu yaşıma kadar bu şehir de bu durgunluğu görmemiştim. Caddeler, sokaklar, parklar çok sessiz bir tek insan yok. Ne garip değil mi? Soğuk beton duvarlar arasına sıkışmış insanlık, kulak kabartmış, gözler covid-19’a bulunacak aşıda.

 Her kafadan bir ses, fakat bir kanıtın bulunmaması insanları büyük bir korkuya ve umutsuzluğa sevk etmiş durumda. Virüs ciddi anlamda bizi esir aldığından beridir herkes kendince olumlu olumsuz çıkarımlarda bulunuyor. Ben bu konuda kendi heybeme virüsün doldurduklarına tek tek baktım ve ilkin olumsuz olanları yazıya dökme gereğini hissetim. Örneğin, bu korona günlerinde özgürlüğümüzün kıymetini bilmediğimizi daha doğrusu özgür olmadığımızı gördüm. Ölümden korkmak ya da ölüme hazır olmak arasında müthiş gelgitlerde olduğumuzu, mühlet kelimesinin sık sık kullanıldığını gördüm. İnsanın ayağını çektiği yerlerde iki gün içinde bitkilerin büyüdüğünü gördüm. Birbirimizden korktuğumuzu gördüm. Ben iyi biriyim sözünün elimize fırsat geçtiğinde boşa söylendiğini gördüm. Eşlerin birbirlerine hayatı zindan etiğini ve tahammülsüzlüğü gördüm. Çocuklarımızın aslında okulu pek sevmediğini ve bizim beklentilerimizin çok dışında meslek seçimlerine tanık oldum. Eş dost ve tanıdıklarımız ile zaten çok zaruri durumlar olmadan bir araya gelmiyorken, virüsün bu konuda bize istediğimiz fırsatı verdiğini gördüm. İki gün açlığa bile değil sadece aç kalma korkusuna sabredemediğimizi gördüm.

Bir bakıma insanlığa bazı hatırlatmalarda da bulunmadı değil hani. Bu yüzden insanlar silkelendiler ve ne oluyor dediler. Herkese eşit davrandı mesela. Doktoru bile diğer meslek gruplarından ayırmadı, en çok dua edenle hiç etmeyeni, sıradan insanlarla devlet başkanlarını bir tuttu.

 Bu arada doğaya da nefes aldırmadı değil. Doğa da bunu beklermiş gibi her şeyi yerli yerine oturtmaya başladı.

 Mesela, Hayatın kıymeti bilindi. Ekmeğin ve yokluğun değeri anlaşıldı. Doğanın da bir gün intikamını alacağı keşfedildi. Temiz olanın önemi anlaşıldı. Hiçbir şeyin çok da değerli olmadığı görüldü.İnsanlık kendini sorgulamaya başladı.Çok tutucu ve bağnaz din anlayışı yıkılır gibi oldu, sözde tarikat ve cemaat liderlerinin hiç olduğu anlaşıldı.

Özellikle bilim önemsendi ve sağlık çalışanlarının değeri kısa süreliğine de olsa anlaşıldı ve birkaç hafta saat dokuzda ışıklar sönüp açıldı, balkonlarda alkış ve ıslıkla destek verildi. Görünmez bir varlığın insanlığı nasıl dize getirdiği görüldü. Kısa süreliğine de olsa İnsanlık silkelendi.

                                                                                                                                                    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Osman Alpsoy 1 ay önce

Tebrik ederim.Çok güzel noktalara değinmişsiniz!

Avatar
mustafa 1 ay önce

eline kalemine yüreğine sağlık çok süper olmuş her zamanki gibi Hayatın kıymeti bilindi. Ekmeğin ve yokluğun değeri anlaşıldı.demişsin ne güzel bizi özetlemişsin özgürlükler kısıtlanın ca herşeyin değeri anlaşılır olmuş üstünede ölüm korkusu sarınca insanlık ta fırtınalar eser olmuş silkenlenme ötesi iç muhasebeler çok yapılmıştır bence bir öneride eğer okuyorlarsa gazete yöneticilerine bu değerden faydalanın yazıların sayılarını artırsınlar bol bol yazılarınızdan okumak istiyoruz içimizi ferahlatıyor dertlerimize derman oluyorsunuz herşey gönlünüzce olsun

Avatar
Hamit Ozan 1 ay önce

Eline selamet
Yüreğine sıhhat
Kalemine kuvvet
Bir konu ancak bu kadar şahane izah edilebilir
Gerçekten bu KORONA kaç gram olduğumuzu bize öğretti;
Dünyayı nükleer silahlarıyla tehdit edem çağdaş Nemrutlar yedi kapı arkasına saklandı
Uçak ve tanklarıyla mazlumları tehdit eden Hahamları sarayların sığınaklarına saklandı
Paralarıyla mazlumları sümüren Karunları evden çıkamaz oldu
Dinle mazlumları sümüren Belamları dut yemiş bülbüle döndüler
...
Bu Korona bizim kaç ayar olduğumuzu açığa çıkardı;
Mecburi nedenlerden dolayı " seninle az vakit geçirdiğim için çok özgünüm, keşke yirmi dört saat evde kalabilseydim" diyen eşlerin ayrı,
" Dede ve nenemle vakit geçirip onlara hizmet etmek istiyorum ama iş gücten fırsat bulamıyorum" diyen gençlerin ayarı,
"Okulu çok seviyorum" diyen öğrenci ve öğretmenlerin ayarı,
"Cami bizim hayatımız, camiye gitmediğimde sudan çıkmış balığa dönerim" diyen cemaat ve imamların ayarı,
"Siyasetçi halkın içinde, halka kucaklaşan ve en az günde yüz kışının elini sıkar" diyen siyasilerin ayarı,
....
Ve elbette belirtigin gibi olumlu anlamda da bize çok şey öğretti;
...
Selam ve saygılarımla

Avatar
Aysel Özdemir 1 ay önce

Teşekkür, Osman Alpsoy, Mustafa ve Hami Ozan

Avatar
Heybetullah Turan 1 ay önce

İyiki yazıyorsun, seni okumak ve anlamaya çalışmak güzel bir duygu anlatmaya gayret etmek ise dahada güzel.

Avatar
Erkan Emare 1 ay önce

İnsanı alıpda düşünmeye inanmaya kendini sorgulamaya iten harika bir yazı olmuş inan tamda yüreğimden geçenlerin yazıya aktarılmışı yüreğine kalemine sağlık herdaim güzel yüreklerde buluşmak dileğiyle

Avatar
Huseyin demir 1 ay önce

Eline yüreğine sağlık her musibete binbir nasihat var ıdrak edene anlayana çok güzel tespitler yorumlar ve daha nice çıkarılması gereken dersler ibretler var dünya aleminde azgınlık zülüm sümürü adelet sizlik kötülük artınca hadi aşınca ve dünya alemi bu durumlara tepkisiz kalınca Allhın gayretine dokunur bu ve buna benzer tufanlar musibetlere Allah cezalandırır çünkü insan seçme özgürlüğüne sahip ama duyarsız tarafsız özgürlüğüne sahip değil dünya da en az şekliyle büğüz sevmeme yadırgama hisi olmalı dolayısıyla bence dünya alemi bu sınavını vermediği için yapay olsun olmasın sonucu değiştirmez bir tur cezalandırma dır dır dünya insanını iyilik kötülük koku gibidir herkese dokunur bu virüs de herkese dokunur hiç ayırıt etmez bundada bir hikmet var elbet

Avatar
Huseyin demir 1 ay önce

Eline yüreğine sağlık her musibete binbir nasihat var ıdrak edene anlayana çok güzel tespitler yorumlar ve daha nice çıkarılması gereken dersler ibretler var dünya aleminde azgınlık zülüm sümürü adelet sizlik kötülük artınca hadi aşınca ve dünya alemi bu durumlara tepkisiz kalınca Allhın gayretine dokunur bu ve buna benzer tufanlar musibetlere Allah cezalandırır çünkü insan seçme özgürlüğüne sahip ama duyarsız tarafsız özgürlüğüne sahip değil dünya da en az şekliyle büğüz sevmeme yadırgama hisi olmalı dolayısıyla bence dünya alemi bu sınavını vermediği için yapay olsun olmasın sonucu değiştirmez bir tur cezalandırma dır dır dünya insanını iyilik kötülük koku gibidir herkese dokunur bu virüs de herkese dokunur hiç ayırıt etmez bundada bir hikmet var elbet