Ağustos’un son haftasının Perşembe günüydü. Sabahın dolu dolu enerjisi ve buluşmanın heyecanıyla daha önce planladığımız saatte yola çıktık. Uzun zaman olmuştu ayrıydık. Buluşmamızı kutlayacaktık biraz da. Hava çok üzmeyen ve yormayan bir ortam sunmuştu. Sıcak denemez, serin de değildi. Doğa, yaz olgunluğunu yaşıyordu, güze dönüyordu mevsim.Böcekler kuşlara eşlik ediyor, mevsimin son şarkılarını söylüyorlardı.Rüzgâr da boş durmuyor seslere eşlik ediyordu..

Karışık doğa kokusu yalayıp geçiyor, içimizi rahatlatıyordu. El ele yürüyorduk. İnsanın az olduğu yerler ne kadar da huzurluydu, ne kadar da sessizdi böyle. Uzakta bir koyun sürüsü görülüyor, çobanın sürüye hitaben bizce anlamsız sesleri duyuluyordu. Bir meşe ağacının altında oturmuştu. Yüzünde rahatlığın ve huzurun çizgileri bir yazı gibi okunuyordu adeta..! Uzaktan başımızla selamladık çobanı. Yürüyorduk, sevdiğimin de yüzünde mutluluk izleri vardı, birbirimize bakıp sessizce gülümsedik. Yorulmuştuk, yolun kenarında bir ağaca sırtımızı dayayıp az nefeslendik. Sevdiğim adamın, dilinde Neşet Ertaş’ın sevdiği bir türküsünün kırık dökük mısraları. El ele tutuşup önümüzdeki yokuşu çıkınca çocukluğumuzdan beri geldiğimiz çeşmeye ulaşacaktık. Sevdiğimle yürüyor,  özgürce koşuyorduk. Yazmamı elime alıp, hiç açmadığım saçlarımı rüzgârın eline vermiş savursun diye. Çok mutluyduk

Yolda yürürken,  önümüze çıkan yokuş ve tümsekleri birbir aşıp nihayet çeşmeye rast gelmiş, hemen oturmuştuk. Kana kana içmiştik berrak buz gibi suyundan. Çeşme başları her zaman gençlerin ve sevgililerin buluşma yeri olmuştur. Bizde öyle yaptık. Kim bilir bu çeşme neleri gizlemekte, ne acı ve tatlı hatıraları barındırmaktakoynunda. Çeşme köyden uzak kuytu bir yerdeydi. Suyun sesinin büyüsüne kapılmıştık. Kanımız kaynıyor sevgi ile bakıyordu gözlerimiz. Ellerimiz birleşti aniden! Bütün hücrelerimiz birleşmiş, kalbimiz bir atar olmuştu. Adeta yazın verdiği coşkudan ikimiz de sarhoş gibiydik.

 Özlemiştik birbirimizi. Hasretimizden kelimeler bile sıcacıktı, naif ve zariftiler. Sevgi bizim için ilaç gibiydi aşk ise huzurun dünyası.  En gizemli, en güzel vakitler hislerin ve isteklerin yoğun olduğu demlerdi bizim için. Bizim dünyamızda her şey vardı. Küçücük şeylerle mutlu oluyorduk. Hislerimiz sımsıcaktı. Sevgimizi ölçecek ve anlatacak kelime bulamıyorduk. Bazen birbirimizin kokusunu bile hissediyorduk.  ” Özledim dedi” uzatıp ellerinisaçlarıma dokundurarak  “çok özledim hem de” dedi, sevdiğim adam. Ne zaman gülse şakaklarındaki bütün o ince kırışıklıklarda gülüyordu. Grileşmiş saçları olgunluk vermiş, daha çok yakışmıştı. Geçmişin anılarını anarken, acıktığımı hissetmiş gibi, elini cebine atıp benden habersiz topladığı küçük yaban meyvelerini çıkarıp avuçlarıma boşalttı. Çocukça bir mutluluk duymuştum, gülüşerek ve birbirimizin gözlerinin içine bakarak yedik.

Zaman su gibi akıp gitmişti. Güneş ufuğaiyice yaklaşmış, kızıllığına gömülmeye başlamıştı. O anı seyrederken yakınlardan bir ses geldi, ikimiz birden o yana döndük, ses kesildi, tekrar geldi tekrar baktık... Biraz ürperincesevdiğim bana sarıldı ve ‘korktun mu’ dedi.  Sustum, iyice sokuldum, aslında biraz korkmuştum. O benim korktuğumu anlayıp kolunu omzuma atıp kendine doğru çekti. Şefkat ve sevgi ile karışık bir hisle, yüzüme bakarak gülümsüyordu, benimle güvendesin dercesine. Ben her ne kadar korksam da kendimi onun yanında ve kollarında güvende hissediyordum. Bir süre sonra sevdiğim içim rahat etsin diye etrafı dolaşmaya başladı. O etrafta gezinirken sesi bir kez daha duyduk. Kaynağını bulmuştuk sonunda. Çeşmenin biraz arkasında hafif sağa yatmış yaşlı palamutun dallarına tüneyen baykuştu bu ürkütücü sesin sahibi. Baykuş “Artık geç oldu. Hadi evinize.” diyor herhalde dedim. Bunun üzerine birbirimize bakıp gülmeye başladık. Korkum geçmişti. Gün yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Ayın ışığı görünmekteydi. Ne de çabuk geçmişti saatler. Güzel bir günün sonunda eve doğru yola koyulduk.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa orhanoglu 12 ay önce

Harika...ey aşk

Avatar
Hemhal 12 ay önce

Duygu dolu yazılarınızı okumayalı çok olmuştu. Geçmiş olsun. Kaleminize sağlık

Avatar
H.Turan 12 ay önce

Küçücük şeylerle mutlu olabilmektir hayatı güzel kılan Bir karşılık beklemeden Sevmek güzeldir bir neden gerekmez bazen hafif bir rüzgârın saçlarını savurması yeter; Güzel bir dokunuş olmuş Heleki sevgiye özleme en çok muhtaç duyduğumuz böyle bir zamanda,gönlüne sağlık hocam

Avatar
Sabri DOĞRU 12 ay önce

Yüreğine sağlık hocam bizi resmen büyülettiniz
Kırlara yaylalara görürsünüz yüreğimize kaleminize sağlık hocam İpekyol da çıkan yazınızı özledik.

Avatar
ALİ çelik 12 ay önce

Yüreğine sağlık hocam çok güzel yazı devamında bekleriz

Avatar
NURİ Yıldız 12 ay önce

Hızlı geçen her mutlu an baykuş sesiyle son bulur degilmi?

Avatar
AHMET ALDEMİR 12 ay önce

YAZIDAN "Sevgi bizim için ilaç gibiydi aşk ise huzurun dünyası."

• DÜNYADA EN GÜZEL OLAN
SEVEN BİR GÖNÜLE EŞ BİR GÖNLÜN VARLIĞIDIR https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1646431718979282&set=a.1428438134111976.1073741827.100008374086757&type=3&theater

Avatar
Hamit Ozan 12 ay önce

Şevbaş mamosta,
Elinize ve kalbinize sağlık, kaleminize kuvvet;
Yazınızı büyük bir zevk ve heyecanla okudum, okurken bitmesini hiç istemediğim bir yazı....
Gerçekten en güzel ve unutulmaz anlar, doğal ve özgürce yaşanmış anlardır....
Bir de bu baykuşun sesi olmasaydı.....
Selam ve saygılarımla