UA-89691712-1

Çocukluğumuzda sıkça söylediğimiz bir laf vardı:

‘Bıraaak… Nasılsa öği Herran Ovasııı...’

Ha bunu niye söylerdik, niçin söylerdik, kime söylerdik?

Tabi ki; ‘Ayaküstü kırk yalan…’ atanlara

Yalan attığının farkına varanlara/varmayanlara…

Yalan söylerken yüzü kızarmayanlara…

Yine:

‘Pendri ekmek kımın yalan söyli.’ lafı da çok özel ve güzel birlaf.

Yalanın, çoğul yanını, belki de çok kolay bulma ve ucuz olma yanınıortaya koymak için toplum tarafından söylenmiş bir laf.

Belki de yalanı daha çok; deyimler de, atasözlerin de, darbı mesellerde aramak lazım.

İzini buralarda sürmek lazım çünkü o toplumun nasıl bir yapıya sahipolduğunu göstermesi açısından,bizlere çok belirgin bazı veriler sunar.

Ne bileyim işte:

‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar…’ da olduğu gibi…

Tabi eski dönemlerde elektrik olmadığı için, atalarımız bunu mumüzerinde örneklendirmişler.

Mesela şimdilerde olsaydı,yani elektriğin icat olduğu, ampulünbulunduğu bir dönemde olsaydı sanırım durum değişirdi o zaman:

‘Yalancının ampulü yatsıya kadar yanar.’ Derlerdi herhalde.

Peki; yalan nedir?

Yiyecek midir, içecek midir, giyecek midir?

Buna bir örnek gerekirse; Vakti zamanında köyün birinde adamın biriçok yalan söylüyormuş, diğer bir akrabası da çıkıp:

‘Kusura bakma ama çok yalan söylüyorsun, artık bunu meslek halinegetirmişsin, yapma!’ deyince

-Hayır! Yalan söylemiyorum? Demiş.

İyi tamam da… Yalan bir elma, bir portakal, ekmek, yemek değil ha…

Ağzından çıktı çıktı, yaptın yaptın… Yapmadın mı, etmedin mi, tutmadınmı yalan oldu gitti işte! Demiş.

Tabi kişi söyleyeceği yalana önce kendini inandırmalı sonradiğerlerini…

Yalan da bütün icatlar gibi insanoğlunun en büyük icadıdır!

Toplum tarafından hoş karşılanmasa da yan cebime koy gibi bir yaklaşımvar.

Toplumun çoğunluk kesiminde ve sık sık da başvurulan bir yöntem neyazık ki!

Her milletin, ulusun yalan söyleme katsayısı farklı farklıymış.

Sadece bir örnek verelim;

Mesela Amerikalılar, kişi başı günde ortalama iki yalan söylüyorlarmış.

Şaşıracağınız veya tam tersini düşündüğünüz bir bilgi daha aktarayımsizlere;

Türkiye’de eğitimli kişiler daha çok yalan söylerken,

ABD'de eğitimsiz kişiler daha çok yalan söylüyormuş.

Yine dünya ölçeğinde yapılan bir araştırma da ise;

Yalanların yüzde 80’nini,

Toplumun yüzde 20’si söylüyormuş

Kalan yüzde 20 yalanı da,

Toplumun diğer kalan, yüzde 80’ni söylüyormuş.

Uzmanların belirttiğine göre, sık sık yalan söyleyenlerin, belirginöne çıkan iki özelliği varmış.

Birincisi;

Ahlaki zayıflık ki… Bu zaaf yalan söylemeyi herhangi bir ahlaksızlıkolarak görmez ve algılamaz.

İkincisi ise;

İnsan/insanlar baskı altında iken, mesela gergin iken veya herhangibir durumdan dolayı korkmuş iken

veya kaygılı iken, yalan söyleme ihtiyacı duyuları.

Bir de sürekli yalan söyleyenler diye bir grup varmış ki evlereşenlik!

Onlar da ruh halleri iyi iken ve işleri güçleri tıkırında iken, yalansöylemeyi tercih ediyorlarmış.

Haydaaa… Niye?

Çünkü bu durumdan keyif alıyorlarmış da ondan.

Sakın unutmayın,yalan söyleyen tipolojiler de öyle sizin bildiğinizgibi pek aptal insanlar değillermiş ha...

Mesela meslek gruplarını şöyle bir göz önünde bulundurduğunuzda hangimesleklerin, yalanı ne şekilde hangi sıklıkla becerebildiklerini az-çok tahminediyorsunuzdur.

Yalan söyleyen insanların, sosyal becerileri güçlüdür ve belli birzekâ seviyesine sahiptirler.

Bilim adamları diyor ki;

Nörofiziksel bulgular, yalan söylemek için yüksek bir hafızakapasitesine sahip olmayı gerektiriyormuş çünkü bu durum, insan IQ ile güçlübir şekilde ilişkili.

Bu işin tüccarı Swift arkadaşın dediği gibi:

“Yalan söyleyen biri, ne kadar önemli bir görev üstlendiğininfarkında değildir oysa bir yalanı sürdürmek için, yirmi tane daha yalanüretmesi gerekir.”

Yine Nietzsche’nin dediği gibi:

“En genel yalan, kişinin kendi kendine söylediğidir, başkalarınasöylenen yalanlar göreceli olarak birer istisnadır.”

Mesela son din İslam, yalanı kesin bir dille yasaklamış hatta vehatta:

‘Yalan söyleyeni, Allah’ın düşmanı!’ ilan etmiştir.

Peygamber efendimizde yalanı şiddetle yasaklamış ve kesinlikle haramlaeşdeğer tutmuştur.

‘Yalanla münafıklık, öz kardeş gibidir…’ demiş.

‘Yalan söyleyenler, verdiği sözü tutmayanlar ve emanete hıyanetedenleri…’ de münafık sıfatı ile eşdeğerdir demiş.

‘Yalan söylemeyi ve yalan yere şahitlik yapmayı…’ da, en büyükgünahlardan biri saymış.

‘Şakada olsa yalan söylemeyin…’demiş.

Daha ne desin.

Buna rağmen leblebi kımın yalan söylüyorsak/söylüyorsanız Allah neyapsın, Peygamber ne yapsın?

Bundan20-30 yıl önce, (belki halende var ama eskisi gibi yaygın değilbu öğüt) büyüklerimiz bize:

 ‘Oğlum/kızım ölsen de yalansöyleme…’ derdi bu konu da sıkı sıkıya tembihte bulunurlardı.

Ahlaki değerler açısından, etik açıdan bakacak olursak, bırakın birMüslümanın hiçbir insanın da yalancılık gibi sıfatı olmamalıdır.

Niye?

Çünkü Müslüman veya kendini bilen insan yapacağı hatalardan dolayı,ölene kadar toplumun önünde olacak, ölünce de günahlardan dolayı Allah’a mutlakahesap verecektir de ondan.

Bu kadar kesin ve kati hükümlere rağmen;

‘Yalandan kim ölmüş ki!’diyorsak burada bir paranoyaklık vardemektir.

Evet.

Yalandan kimse ölmemiş ama yalan söyleyerek ölenlerin öte tarafta,başlarına nelerin geleceğini, öte taraf da onları nelerin beklediğini,inancımızgereği az-çok hepimiz biliyoruz.

Bakın efendim;

‘Yalancının evi yanmış kimse inanmamış...’sözü de boşunasöylenmemiş.

Birileri bundan ders/dersler çıkarsın diye söylenmiş.

Yine bir atalar sözünde:

 ‘Yılandan korkmam, yalandankorktuğum kadar…’

Bu örnek de, toplumun yalana bakışını gösteren, gayet korkutucu birözellik değil mi?

Efendim;

‘Çok laf yalansız, Çok mal haramsız olmaz…’mış!

Yine üzülerek bir gerçeği kabul etmeliyiz ki, menfaatlerin ağırbastığı günümüz dünyasında, günümüz modern toplumlarında, yalanlar,gerçeklerden daha fazla hoşa gidiyor, daha fazla prim yapıyor.

Günümüzde boş laflara daha çok müşteri çıkıyor bu işin alıcısı dahaçok oluyor.

Artık gerçeği söyleyene bile neredeyse yalancı gözü ile bakılıyor.

Çünkü yalanların çoğunlukta olduğu bir ortamda, gerçeğin yaşama şansıçok ama çok az.

Toplumu da/toplumlarında, insanlar yalan söyleme konusunda o kadarprofesyonelleşmişler ki,günümüzde gerçekle yalanı birbirinden ayırmak,neredeyse imkânsız gibi…

Hele ki günümüz de,dünya bir köy kadar küçülmüşken ve bu küçülen köye,sosyal medya gibi bir alan da eklenmiş iken.

Bireyi olduğumuz bu toplum,yalanı o kadar kanıksamış ki;

Dün söylediği yalana, diğer gün neredeyse kendisi inanır hale gelmiş!

Bir de, çok yemin edenin, çokça yalan söyleyeceği gerçeği ile karşıkarşıyayız.

Adam; din, iman, Kitap, Allah, Beyt, çoluk, çocuk, namus, nikâh…

Kendince daha ne kadar dinin ve toplumun kutsalı varsa sayıyor, onunüzerine yemin edip, bir şeyleri karşısındakine psikolojik bir ustalıkla kabulettirmeye çalışıyor.

Yapma arkadaşım yapma!

Onun içindir ki günümüz insanı, tutmuş belki de kendisine en yararsızolan makineyi icat etmiş.

‘Yalan makinesi!

Hem de yalanı duyunca öten cinsten, öttüren cinsten bir icat.

İnsan bu ne garip eşrefi mahlûk!

Hem yalan söylüyor, hem de tutup, yalanına makine icat ediyor.

İcat ederken de her toplumun, her topluluğun, her ulusun psikolojikdurumunu göz önünde bulundurmasını ihmal etmiyor.

Mesele Ortadoğu coğrafyasında yaşayanların, ne durumda ve hangişartlarda yalan söylediği ile

Uzakdoğu da ki toplumların hangi durumlarda ve ne şartlarda yalansöylediğini ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutabiliyor.

Ya da Avrupa da ki, Amerika da ki, Afrika da ki…

Her toplumun yalana başvurma durumları, psikolojik bozuklukları,saplantıları, tepki verme, yüz kızarma, kalp çarpıntısı, heyecan katsayısı biribirinden çok farklı.

Mesela yalan makinesini Türk toplumunda ölçme ve değerlendirmeye tabitutsan herhangi bir soru karşısında zırt pırt öterken, Avrupa da, Afrika da çokdaha farklı farklı öter.

Toplum böylesine yalana boğulmuşken, tutup suni teneffüs yaptırmanınne faydası onu da bilmiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.