Şeytanın önemli desiselerinden biri iyiliğe karşı yapılan kötülükleri öne sürerek kişiyi iyilik yapmaktan vazgeçirmek, iyilik konusunda ümitsizliğe düşürmektir. İyilik yapan kimse karşılık olarak iyilik bekler. Ancak nankörlükle karşılaşınca iyilikten soğur, “merhamet maraz doğuruyor, iyilik kötülük getiriyor” şeklinde şeytandan gelen bir vesvese onun düşüncesini kaplar. Bilinmelidir ki şeytan, nankörlük konusunda uzmandır. Kur’an birçok surede, şeytanın Rabbine karşı nankörlük etiğini insanlığa ilan etmiş, insanı da bu konuda yoldan çıkarabileceğine işaret ederek uyarmıştır.

İyiliksever mümünler gül ağacı gibidir. Gül ağacı budansa da, çöplüğe dikilse de, her türlü kötülüğe uğratılsa da o yine de gül açacaktır; gül kokusunu yayacaktır.

Kur’an-ı Kerim, kötülükle karşılaşılsa bile iyilik yapmaya devam etmeyi ve bunda sabır göstermeyi öğütlemiştir. Bu konudaki ayetlerde şöyle buyuruyor: “İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde defet. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.” (Fussilet, 34,35.)

“İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükâfatları iki kez verilir; onlar kötülüğü iyilikle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcarlar.” (Kasas, 54.)

“Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.” (Ra’d, 22.)

Dikkat edilirse iyiliği emreden ayetlerin hepsinde “sabır” vurgulanmıştır. Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur”, “İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükâfatları iki kez verilir”, “Rablerinin rızasını isteyerek sabreden..” şeklinde, sabredenlere dikkat çekilmiştir. Bu da, iyilik yapanlara karşı nankörlük ve kötülüklerin olabileceğine, bunların iyilik yapmaya engel olmaması gerektiğine işaret etmektedir. Yani iyiliğe sabırla devam etmek lazımdır. Ancak sabırla güzel sona ulaşılabilir.

Yaşanmış şöyle bir öykü anlatılıyor: Bir atlı ıssız bir yolda yolculuk yaparken, yorgun ve bitap düşmüş, yürümede zorlanan yaşlı bir adamla karşılaşmış. Atlı, bu adama acımış, ona karşı merhamet ve yardımseverlik hissi kabarmış. Onu atına bindirerek iyilik etmek istemiş. Atını durdurmuş ve selam vererek ona seslenmiş: “Amca, sen çok yorulmuşsun, gel ata bin” Yaşlı adam, “Ben binemem ki, ancak senin inip bana yardım etmen lazım” demiş. Adam atından inmiş, ona yardım ederek ata bindirmiş. Atın yularını da eline geçirmiş olan adam biner binmez, hızlı bir hamleyle atı sahibinin elinden kaçırarak hızlıca sürmeye başlamış.

İyiliksever adam, kendisini bu ıssız ve sıcaktan kavrulan çölde bırakmaması için yalvarmış ama atı kaçıran nankör buna kulak asmamış. Bunun üzerine atın sahibi atı kaçıran adama şöyle seslenmiş:  “Ne olur,  sana söylemek istediğim bir tek cümleyi dinle sonra gidersen git senden davacı da olmayacağım!” Nankör adam, at sahibinin ne diyeceğini merak etmiş, duraklamış ve: “Peki ne söyleyeceksen çabuk söyle yoksa gideceğim, işim aceledir!” demiş. Atın sahibi şöyle demiş: “senden rica ediyorum, lütfen aramızda geçen bu olayı hiç kimseye anlatma ne olur!” Nankör adamın merakı daha da artmış ve: “Peki bunu niçin anlatmayayım? Onu da söyle bakalım” demiş.

Bunun üzerine at sahibi, ibretli ve manidar şu sözleri söylemiş: “Çünkü bu olayı insanlara anlatırsan, insanlardaki merhamet ve yardımseverlik duygusunu katletmiş, yok etmiş olursun ki bu, insanlığın ölümü ve dünyanın yaşanmaz hale gelmesi demek olur. Bu olay duyulursa artık kimse kimseye iyilik etmek istemeyecektir. Oysa insanlığın huzuru ve toplumların bir arada yaşamaları, merhamet ve yardımlaşma ile ayaktadır. İnsanlar arasında iyiliğin devam etmesi uğruna benim atım feda olsun!”

İyiliksever adamın bu sözleri, nankör adamın katı kalbini dahi yumuşatmıştır. Günümüzün iyiliksever insanları bu tür nankörlüklerle, hatta kalleşlik derecesinde kötülüklerle karşılaşabilirler. Yine de en doğru olan, iyilikle mukabele etmeleri ve sabretmeleridir. Ayette bildirildiği, üzere iki kez mükâfat almak uğruna buna katlanmaya değer.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.