“Nokta-i nazarımızda yani nazar için durduğumuz,

üstüne bastığımız nokta’da sorun var; ayarımız bozulmuş;

kaymış; yanlış nokta’da, noktalarda duruyoruz…

Nokta-i nazarın noktası, tashih edilmelidir.

Tersi durumda, bir özümüz olamayacağından bir sözümüz,

bir sözümüz olmadığından da bir teklifimiz bulunmayacaktır.

        İhsan Fazlıoğlu

Geçen hafta “Ne Yapmalı” başlıklı yazımızı; “Hayatın her alanında karşımıza çıkardığı sorunlara kendi medeniyet anlayışımızdan hareketle ç/özüm bulabilme yaklaşımını ortaya koyarak başlamak olacaktır.” cümlesi ile bitirmiştik. Neden bahsediyoruz; burada olmaktan bahsediyoruz. Buradan bakmaktan, buraya konuşmaktan, buradan konuşmaktan bahsediyoruz.  “Ne yapmalı” sorusuna sahih cevaplar verebilmenin yolunu bize açacak olan en önemli hususun burada olmaktan geçtiğini ifade ediyoruz.

Mevlana’nın meşhur pergel metaforunu önemsiyoruz. “Biz pergel gibiyiz. Pergelin iğneli ayağı sabittir bizim de bir ayağımız din üzerinde sağlamca durur, orada sabitlenir, öteki ayağımız ile yetmiş iki milleti dolaşırız”   Bir yere sabitlenmezse pergel; gayesizlik, amaçsızlık içinde kalacaktır. Belli bir hedefe yönelerek hareket edemeyecektir. İki ayağı da sabit olursa âlemdeki güzellikleri seyre çıkamayacak sabit kalacak, kabuğuna çekilecektir. Daire çizebilmek, rahat bir şekilde seyredebilmek için küreyi, temaşa edebilmek için pergelin iğneli ayağını sabitlemek lazım. Birde Hoca Nasrettin var; hani sorarlar ya; Hocam dünyanın merkezi neresi, diye. Hoca; ayağının bastığı yeri göstererek İşte tam da burası der. Aman hocam olur mu diye itiraz edenlere hocanın cevabı inceliklidir. İnanmazsan ölç de bak, der. Hoca buradan cevap verecektir. Buradan bakacaktır. Hocanın cevabını burada olamayanlar, buraya, buradan bakamayanlar anlayamayacaklardır.

Kadim geleneğimizden verdiğimiz bu iki örnek bizim için ne ifade ediyor. Pergelin sabit ucu neresi? Dünyanın merkezi neresi? Nereye, nereden bakacağız. Nerede duracağız. Nasıl bakacağız? Evet, öncelikle sabitemiz olmalı. Pergeli sabitleyeceğimiz noktamız, nazarımızın, bakışımızın noktası; nokta-i nazar yani. Bakarken nereden bakıyoruz; işte asıl mesele yine  “burada.”

Burada mıyız? Dün ile yarın arasında bu arada, şimdi ve bugünde miyiz, doğu ile batı arasında burada mıyız?  Üzerinde yaşadığımız topraklar bizim için ne ifade ediyor. Bu topraklarda yaşayıp bu topraklarda cereyan eden olaylara bir Fransız gibi bakamayız, Rus gibi bakamayız, bir Amerikalı gibi bakamayız. Sabitemiz olmalı,  mensubiyetimiz olmalı. Sabitesi olmayanın mensubiyeti olmayacaktır. Mensubiyeti olmayanın bu topraklar için söyledikleri lafazanlığın ötesine geçemeyecektir.

Burada iseniz, buradan konuşuyorsanız bir kıymeti olacaktır sözünüzün. Ayağınız bu topraklara basmıyorsa, ya da ayağınız bu topraklara basarken kafalarınız ithal ise, düşünceleriniz ithal ise, başkaları adına konuşacaksınızdır. Yerli gövdelerinizin üzerine; başka dil, başka kulak, başka kafa monte etmişseniz, çalınmış kafalarla dolaşıyorsanız,sözünüz sizin s/özünüz olamayacaktır. Buradaysanız, siz kendiniz iseniz, sabiteniz varsa, mensubiyetiniz varsa, sözünüz varsa konuşun değilse susabilirsiniz.  Çünkü burada değilseniz başkalarının ağzıyla konuşuyor, başkalarının gözüyle görüyor, başkalarının kulağıyla dinliyor, başkalarının kafasıyla düşünüyor olacaksınız.  Sözünüzü dinleyebilmemiz için önce buraya gelmelisiniz. 

Müslümanlar olarak yaşamış olduğumuz medeniyet krizinden bize çıkış yolunu sunacak olanın;yeniden ve yineden medeniyetimizin öncülüğünde bir yoldan geçtiğinin farkına varmamamız gerekiyor. Bir yol ayrımındayız. Bütün olumsuzluklara, bütün ümitsizliklere, bütün “biz Müslümanlardan bir şey olmaz” propagandalarına rağmen; Medeniyetimizin, hali hazırda yaşamış olduğumuz sorunlara çözüm olabileceğini düşünüyor ve inanıyoruz. Bunun için ilk yapılacak olan; zaman, mekân ve zihin bağlamında  “burada” buluşmaktır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6