UA-89691712-1

Tarihsel sürece baktığımızda, hemen hemen insanlığın kendi tarihi kadar eskiye dayanan ve maalesef kadının yok sayıldığı erkek eksenli bir süreci görüyoruz. Kadının duygu ve düşünceleri önemsenmemekle kalmamış, tüm acıların odağı haline getirilmiştir. 

 Genelde savaşlara erkek eksenli siyasi ve dini otoriterler karar vermiş,savaşlar neticesinde evlatlarını kaybeden anaların adeta yürekleri dağlanmış, bununlada kalınmayarak onur ve şahsiyetleri görmezlikten gelinerek ganimet malı muamelesi görmüş,hatta erkeksi duyguların tatmini için alınıp satılmış ve pazarlanmışlardır. Böylece kadın Batı ve Doğu tarihinde hep ezilerek, düşünceleri ve duyguları susturularak dişil nesneye dönüştürülmüştür. Kadınların sosyal, politik, sanatsal ve ekonomik yaşamdan uzak tutulması, onların istençlerinin yenilmesine, dolayısıyla insan gibi yaşamamalarına sebep olmuştur. Kadınların haklarını görmezden gelen erkek eksenli tarihsel sürece, kimi kez kadınların kendileri ve bilge erkekler tarafından itiraz edilse de, bir sonuç elde edilememiştir.

İslam dünyasında bu kötü gidişe ilk kez karşı çıkan büyük filozof İbn-i Rüşt olmuştur. 12. yüzyılda kadınların hakkını savunan, büyük fikir adamı, filozof İbn-i Rüşt İslam dünyasının kurtuluşunu kadına olan münasebetlerin değişmesi ile ilişkilendirmiştir. İbn-i Rüşt kadının fıtratını felsefi açıdan irdelemiştir. Ona göre fiziksel güç göz önünde bulundurulduğunda erkeğin kadından üstün olduğu görülebilir. Ancak çoğu alanda, özellikle sanat ve musiki alanında erkekler kesinlikle kadınların fıtri yetenekleri düzeyine ulaşamazlar. İbn-i Rüşt şöyle yazar:

"Kadının yetenek kanatlarını bağlayan bağlar kırıldığında İslam ülkeleri gelişmeye başlayacaklardır. Kadın özgürlüğü Müslüman ülkelerinin kalkınmasına olanak sağlayacaktır. Kadın et yığınından oluşan lezzet kaynağı değildir. Bizim dar görüşlülüğümüz kadınların varsıl dünyalarını anlamamıza engel olmaktadır. Sanki kadın, yalnızca çocuk doğurmak ve çocuk büyütmek için dünyaya gelmiştir. Kadınları kul düzeyine indirgememiz bizi hayli güzelliklerden ve inceliklerden yoksun bırakmıştır. Bu durum aynı zamanda kadınların akli olanaklarının tahrip edilmesine yol açmıştır. Bu yüzden de tarihte yüksek erdemli, faziletli, okumuş zeki kadınlarla karşılaşmamaktayız. Kadınların yaşamı bitkilerin, otların yaşamı gibi sona eriyor. Ancak kadın bitki değil, insandır. Aklı, zekâsıve yaratıcılık yeteneği olan insandır. Kadınların insan gibi yaşamamaları onları erkeklerin yükü ve kulu haline getirmiştir. Bu da toplumun karamsarlığına yol açmaktadır. Çünkü toplumun en az yarısı kadınlardan oluşmaktadır. Ancak kadınlar kendi zaruri ve ilkin ihtiyaçlarını giderme imkânından yoksundurlar. Kadınlar hayvanlar gibi erkekler tarafından besleniyorlar. Böylece de kadınlar ne fikir, ne de maddi alanlarda hiçbir şey üretmeden, yalnız tüketen biyolojik yaratıklar ve hayvanlar sürüsü haline getirilmişler. Bütün İslam ülkelerinde bir okumuş ve düşünebilen kadınla karşılaşmamaktayız. Kadınlar bu esaretten kurtulmalıdırlar.’’

Kadınların kendi haklarını savunmafırsatları çağdaş devirde meydana çıkmıştır. Yeniçağda örgütlenip görüşlerini beyan etmeyi başaran kadınlar batıda büyük zaferler kazanabilmişlerdir. Modern Batıda hukuki kimlik ve özgür yurttaş olarak meydana çıkan okumuş kadınlar sosyal, politik ve ekonomik alanda büyük başarılar elde ederek bilinçlerine vurulmuş binyılların esaret zincirlerini paramparça etmeyi başarmışlardır. Dünyanın bir kıtasında kadınlar özgür yaşasalar da, hala doğuda törelerin, erkek eksenli dini verilerin baskısı altında kadınların cehennem hayatları devam etmektedir. Hukuki şahsiyet olma bir yana dursun, çoğu doğu ülkelerinde kızlar kendi eşlerini seçme özgürlüklerine bile henüz sahip değillerdir. Bu esaret tarihini devirmek için doğuda da büyük kadın uyanışı, kadın bilinçlenmesi gerekmektedir.

                                                                                                                                    

                              

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.