Son yıllarda Urfa’da herkesin dilinde pelesenk bir cümle var. ‘Şanlıurfa’nın sorunları’ diye dilden dile dolaşan ve içi üçüncü dünya ülkelerinin yaşadığı sorunlarla doldurulan bir cümle. Eğitim, sağlık, niteliksiz nüfus artışı, ulaşım, işsizlik, yoksulluk, yoksunluk, geri kalmışlık sorunu vesaire vesaire…

Bence bütün bu sorunların altında hiç kuşkusuz ki, bir zihniyet problemi yatıyor. Ne yazık ki, bu zihniyet de çarpık bir düşünmenin ürünü olan bir zihniyet. Bu çarpık zihniyet ister istemez her tarafımıza sirayet ediyor. Bizim nasıl düşünmemiz, nasıl bir hayat sürmemiz, nasıl bir gelecek hayal etmemiz gerektiğini, yani kısacası kader denilen yaşadığımız olguyu belirliyor.

Örneğin Urfa’daki çıkmaz sokaklar, çarpık zihniyetin ürünüdür. Dar yollar, adam kayırmalar, iradesini karşılıksız şartsız birilerine peşkeş çekmeler, dışlanmalar ve adam yerine koyulmamalar, bütün bunlar bu çarpık zihniyetin bize yaşattıklarıdır.

Bu çarpık zihniyet öylesine bir kereden oluşmuyor tabi. Süregelen, örgütlü bir yapısı da var ve nesilden nesile aktarılıyor. Çağa göre şekil değiştiriyor ama özünü kaybetmiyor. Kentin okumuşunu, ümmisini, etliye sütlüye dokunmayanını hiç ayırt etmiyor. Hepsini çemberinden geçiriyor.

Bakın size bir şahit olduğum bir de yaşandığı iddia edilen iki olayla bu çarpık zihniyeti anlatayım. Diyelim ki, bir makam sahibisiniz. Arabanız ve şoförünüz var. Usul olan arabada makam sahibi arkada, şoför ve koruma önde oturur. Ama bizde durum böyle mi? Biz büyüklerimize hürmetten midir, sonradan görme midir bilinmez ama büyükleri şoför mahalline oturturuz. Oysaki durum tam tersidir.

ŞAHİT OLDUĞUM OLAY

Siyah bir araba özel hastanenin önüne geldi. Ağırlığı ve ihtişamı olan bir araba. Her halinden makam aracı olduğunu anlarsınız. Arka kapı açıldı. İyi ve şık giyimli genç bir beyefendi indi. Herkes gibi ben de bu beyefendinin makam sahibi olduğunu düşünürken bu beyefendi hemen ön kapıya yönelip koruma edasıyla ön kapıyı açmaz mı! Elleri cebinde, saçları ve bıyıkları boyalı, sonradan görme olduğu her halinden belli olan bir adam istifini bozmadan arabadan inip içeri girdi. Olayın tahlilini size bırakıyorum.

YAŞANDIĞI İDDİA EDİLEN OLAY

Yine vakti zamanında bizim her partinin suyunu içen siyasetçilerinden biri, bir partinin il başkanlığını yapmaktadır kentte. Ancak bu siyasetçinin dönemin valisiyle arası sürekli limonidir. Koalisyon hükümeti olduğu ve hükümetteki İçişleri Bakanı bu zatın partisinden olduğu için bizimki valiyi durmadan Ankara’ya şikayet eder. Derken bu zatın partili İçişleri Bakanı bir gün Urfa’ya gelir. Şimdiki gibi yine bizim ileri gelenlerimiz havaalanına gidip ‘aman bakan beni de görsün’ deyip sıraya dizilirler. Neyse derken bakan gelir protokolü selamlar ve karşılamadan sonra bakan, vali ve bizim meşhur il başkanı kendilerine tahsis edilen arabaya yönelirler. Vali, bakan, il başkanıyla arkada beraber otursunlar diye düşünüp ön tarafa yönelirken, bizimki bombayı patlatır: ‘Sen arkaya geç ben şoför mahalline bineceğim’ der. Şimdi bu siyasetçinin yaptığını yereldeki adam anlar da usulü bilene gel de anlat. Bu zatın bakanın kullandığı aracın şoför mahallinde kente girişini gören taraftarları eminim büyük anlamlar yüklerler; ama bunun usuldeki karşılığı koca bir hiçtir.

Not: İlmin izzetinin olmadığı topraklarda yazmak insanın içinden gelmiyor ama sessiz kalmak da vicdan sızlatıyor. Ben de yaşama anlam vermeye çalıştığım müddetçe yazmaya gayret göstereceğim. Umarım daim olur.

Kaizen’i merak edenlere: Kai=Change, Zen=Good, Change For Good diye çeviriyorlar. Yani iyilik için değişim anlamına geliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı