Şehre kar gelmedenönce öldün sen Cemalim.

Mevsim kıştı uzun biraradan sonra ilk defa şehrine, yağmur ve kar gelecekti.

Sense son kışınıyaşayacaktın.

Bozova’nın Kepirce birköyünde de başlayıp, Urfa’da sona eren bir hayat yaşadın o da topu topuna yarımasırdı.

Ağlamayı, gülmeyi,eğlenmeyi, bilmeyi, ölmeyi kısacası her şeyi yarım asra sığdırdın Camalım!

Henüz bir çocuktundoğduğun köyde bir dava çıkmıştı ama sonra bu anlamsız davanın adı kan davasıoldu.

Babam anlatırdı odavayı ara sıra… Ben de hatırlamıyorum çünkü ben de çocuktum Cemalim.1970’lerin başında baban ve amcan da bu davadan dolayı Urfa Cezaevinde birerhükümlü idi. Bir defasında babamla birlikte Urfa Cezaevine gitmiştim. İlk defacezaevini görmüştüm, ilk defa babanı, amcanı ve diğer akrabalarımı görmüştüm.

Sen de henüz çocuktuno vakitler…

Babanın cezası bitipeve dönünce;

“Bu adam da kim… bizimevimizde ne işi var?”demiştin… Hatırla Cemalim

Yakubiye’nintepesindeki evinizden, her gece şehrin ışıklarına bakıp, onları yeryüzüne inenyıldızlar sanmıştın. “Bir gece vakti evdekilerden habersiz onları tutmayagitsem ne olur ki…” demiştin.

Yaz gecelerinde, damyatılarında, tahtın üzerinde iken kayan o yıldızlara bakıp bakıp, kendince düşkuruyordun.

Sonra sabah olunca;

“Düş peşime ey şehirgidiyoruz…” demiştin… Hatırla Cemalim

Ortaokulabaşladığında, Yakubiye’den Yenişehir’e, İmam Hatibe gelip- gidiyordun, çoğuzaman yokluktan yoksulluktan dolayı, altı km. yolu yaya yürüyordun.

O zamanlar evimizYenişehir Sosyal Konutlarında idi…

Öğle aralarında araara bize uğrardın annemin ellerinden öper hal hatır sorardın.

Yaramazlıkta da sınırtanımazdın ya…

Anamın ve bizimyanımızda çok kıymatlı formika bir vitrinimiz, vitrinimizde çin çanak, cambardaklarımız vardı. Bir defasında; “zücaciye dükkânına giren bir fil gibihepsini tuzla buz ettin …” Ama annem kızmadı sana kazen olmuş deyip ortalığıyatıştırdı.

Bütün mahcubiyetinleortada duruyordun Cemalim.

Hatırlıyorum da…Gençlik yıllarında MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) gidip gelmeye başlamıştın.

Okulu zor da olsabitirebildin en nihayetinde biraz takılarak bir biraz eğilerek, birazdoğrularak.

Sonrasında ŞanlıurfaBelediyesinde İ.Halil Çelik döneminde işe girmiştin. O dönemde sonradantanıdığım birçok arkadaşla birlikte işe başladınız. Dönemin Belediye BaşkanYardımcısı ile çok sonraları kirve olmuştun ya… Onun birçok özel işine nasıl dakoşturmuştun… Adeta fedai olmuş, öl dese ölmüş gül dese gülmüştün Cemalim!

Sen iyi tanırım,tutuğunu koparan bir yapın ve yanın vardı.

Belediye Başkan İ.Halil Çelik sabah “Bismillah” deyip işe başlarken, samimi arkadaşlarınla,tekmili birden sıraya dizilir;

“emir ve görüşlerinizehazırız…” mesajını reise verirdiniz Cemalim.

Hatta Reis birdefasında;

“Allahiseviseyiz biyedaha tekmil vermeyin, zanki biye k…..edisiz!” demişti…

Belediye de birçokbirimde, memur amir olarak çalışmış, her işin üstesinden ne güzel de gelmiştin.

Harran üniversitesininkurulmasıyla birlikte, birçok Belediye çalışanı gibi sen de Üniversiteyegeçmiştin.

O dönem MYO Müdürü de;işe girdiğiniz, Belediye Başkan Yardımcısı olan bir ağabeyindi, İ.H Çeliğinyakın dava arkadaşı idi.

Girdiğin her yerehareket ve bereket getirdiğin gibi MYO da da; “Cemal”ini tez zamanda gösterdin.Özellikle de yaz aylarında, her sabah Okulun bahçesine hasırı serer, upuzun birsofra kurar, bütün personel birlik ve beraberlik içersinde kahvaltı yapardınız.

O zamanlar; “hasıraltındabu kadar akrep yoktu…” Cemalim!

Milli Görüş gömleğiniçıkartıp, mevcut iktidarın gömleğini giydin e ne de olsa fikrine zikrineyabancı değildin, ne de olsa iktidar olanlarda o gömleğin içinde yetişmişlerdi.

Sonra Sağlık İlMüdürlüğüne geçtin, orada da birçok birimde görev aldın, oradan oraya koşturdundurdun. Ne yoruldun ne bıktın ne usandın çalışmaktan.

Eğer bu tabir yerindeağır ağırdır diyorsanız zatıâliniz neredeyse kurumun eli ayağı olmuştu. Ne köybırakmıştın ne kasaba… Adım adım gezmiştin Cemalim.

Bir defa Kepirce’denYaylak’a mezata giderken seninle aynı at arabasında yolculuk yapmıştım hatırla…

Tabi her zamanın kigibi, yine şoför mahallinde oturuyordun.

Ben ve babam isearabanın arka tarafında oturduk.

Sonra ben dönüp, sanabir şeyler söyleyip takılacaktım ki… Fırsat vermedin bana;

“Konuşma! Baban benimSünnet arkadaşım, sen benim muhatabım değilsin baban konuşsun… Ele değil miAhmet Emmi?”

Babam bana dönerek:

-Cemal déve Çiy é…?

Ben de sana dönüp aynıses tonuyla:

“La yeri get işiyeeee…Sen benden daha gençsen… saçi da daha bi tel beyaz yok, ne babamdan sünnetoldum deyisen..!”

-İnanmisan babaya sor!

-Babo ele mi?

-Yok, oğlum Cemalmeseleyi yağniş aynadi siye

Ben de sana dönüp:

-Sen anlat heleCemalefendi bu meseleyi… Nedir bu Babamla bu sünnet meselesini?

-Babay bi gün yoldagiderken, geçmişten bir mesele açıldı, bana dönüp:

-Cemal hetirlimisen…Hanı senden sünnet olduğumuzda… falankes filankes de vardı.

Ben de:

-Yok, Ahmet emmi… Bensenden mi sünnet oldum ki…

Cemal bu; babamafırsat vermeden işi babamın üzerine yıkmış.

Evet Cemalim!

Seninle suyumuz birdere de akmazdı ama derelerimiz aynı idi.

Tabi ki huyumuz vesuyumuz ayrı olacak ama yeri geldiğinde o suyu aynı dereye vermekmecburiyetindeyiz Cemalim.

Şen, şakrak, neşedolu, herkesin işini gören, önüne düşen, gereken yere götüren getiren bir yapınvardı. Oysa Dışarıdan bakan birileri:

“Bu adamın hiçbirderdi, hiçbir kederi, kasaveti yok derdi.

Seninle MYO mesaiarkadaşı olan Yazar Mehmet Kurtoğluna, vefat ettiğini söylediğim de, banageçmişte Cemalle arasında geçen bir diyalogu anlattı. Kendisine:

“La Cemal oğlum… Senancak ya bir trafik kazasında, ya da bir kaza kurşunun da ölürsen, başka daölmesen… Seni gibi kayıtsız, gamsız, kedersiz, dünya umurunda olmayan biradamın, hiç bir şeyi dert etmeyen bir adamın, normal şartlarda ölmesi mümkündeğil… ”

Ee… Yalan dünya bu…

Allah her birimizinölümünü bir şekilde yazmış ve kader olarak anlımıza yazmış. Hayat nasıl baş gözüstüne ise ölüm de öylesine baş göz üstüne, yaradan nasıl takdir etmişse herşey öyle oluyor.

Tabi ki insanındışından bakıp içini bilememiz mümkün değil.

Oysa her dert, insanıniçinde ve görünmeyen bir yerin de saklıdır yeri geldiğinde oradan çıkar ve oinsanı bitirir.

Cemalim; senihastalığından önce son gördüğümde bana:

- Sen kültürel vesanatsal yönden beni susturabilirsin ama diğer konularda benden âşık atma yoksapişman olursan…” demiştin.

Birbirimizekırgınlıklarımız, kızgınlıklarımız, yaramazlıklarımız olmuştur.

Birbirimize karşısözle düellomuz olmuştur ama vallahi sen yine de hoş bir adamdın.

Öyle olmasaydıCenazende Camii hıncahınç dolmazdı taziyende insanlar dolup taşmazdı.

İçinde kin yoktu, kintutmaya elverişli bir yapın da yoktu Cemalim.

Cenazeni Camiiye ikisaat önceden getirdiler sonra annen ve kız kardeşin belirdi tabutun başında…

Bir bilsen nasılağladılar

Bir bilsen nasılferyad ettiler

Nasıl figan ettiler

Nasıl da şiwanettiler.

Anen nasıl da:

“Cemale mi rave…Memure mezin rave rave rave…” diye figanı nasıl bastı camii avlusunda.

Ölüme karşı katılaşanyüreğimiz, nasıl da gevşedi gevşedi gevşedi…

Sonra Urfa’nın yağmurugibi ara ara yaş geldi gözlerimizden.

Sonra anneni camiavlusundan çıkardılar ardından biz İçimizden ağladık!

Bize bakıp üzülmeyesindiye, gittiğin yerde, hesabını kolay veresin diye

Bir de seni hastanedegördüğüm o son hali gözümün önüne geliyor.

Seni tanıyamadım amasana da söyleyemedim Cemalim.

o babayiğit halinnasılda değişmişti, bedenin nasılda erimişti, kemoterapi seni bitirmiştiCemalim.

İnşallah çektikleringünahlarına kefaret olur.

Yaradan seni de bizide merhametiyle yargılar, şefkatiyle kucaklar.

Sen hastanede ikenhiçbirimiz;

“ hakkını helal etdiyemedi… Diyemezdi de…” ama biz sana hakkımız helal ediyoruz inşallah sen dehelal etmişsindir hakkını bize.

Bu fani dünyadaeksiklerimiz, noksanlıklarımız, kusurlarımız mutlaka oluyor olmalıda çünkübeşeriz şaşarız!

Olanları daşaşkınlığımıza ver Cemalim.

Çıktığın seyahatte oebed yurdunda Allah yardımcın olsun yardımcımız olsun.

Bu Ölümlü dünyahepimizin gideceği yer, yurt orası olacak.

Kimse baki değilherkes fani bu dünya da “Baki olan yalnız ve yalnız Allah Azze ve Celledir…”

Seni unutmadıkmezarında rahat uyu Cemalim rahat uyu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.