Cinler, gözlerin göremediği varlıklar olup,ayet ve hadislerde de sıfatları verilmediğinden mahiyetçe bir bilinmezlikiçindedirler. Bu nedenleöteden beri zanni, hayali ve özellikle çözülemeyenolumsuzluklar hep cinlerle açıklanmıştır.

Eski zamanda henüz çözümü bulunmayan hastalıklarcinlere dayandırılıyordu. Örneğin: bel ağrıları veyüz felci için “Cinlerçarptı!”; sara nöbetleri için “Cinlerinbaskısı altındadır!” gibi teşhisleryapılırdı. Oysa günümüzde tıbbi açıdan bu rahatsızlıkların cinlerle alakalarıolmadığı ortaya çıkmıştır. Eskilerin duydukları ve ne olduğunu çözemedikleriiçin korktukları sesler, gece karanlığında hayalen oluşan görüntüler decinlerle açıklanırdı.

Gece karanlığında mağaralardan duydukları kuşya da su sesi gibi sesler, abartılı anlatıcıların ve korkunun etkisiyle, cinsesi diye yorumlanmıştır. Bu yanlış galat-ı meşhur nevinden halk arasındayaygınlaşmıştır. Bu tür şayiaların ait olduğu mağaraların, kuytu ve izbeyerlerin cinlerin barınağı olduğuna inanılırdı.

Memleketimizin çeşitli yörelerinde cinlerinbarınağı olduğuna inanılan mağaralar vardır. Bunlardan biri de Tuhup’tabulunmaktadır.

Tuhup, dağlar arasında,kuzeydeki kayalık vekilli dağın yamacında kurulmuştur. Köyün güney tarafı sulu tarım yapılan genişçebir vadiden oluşur. Sözünü ettiğimiz cinli mağara köyün doğusundaki dağınaltındadır. İçi genişçe,tavanı yüksek olan mağara, geniş bir salonu andırır.Mağaranın içinde dağın içine uzanan arka tarafındaki kayadan kaynayan sukaynağı bulunuyor. Mağaranın içinden çıkan bu pınar, vadideki bahçeleri sulamakiçin kullanılır. Bu amaçla mağaranın önüne kalınca bir taş duvar örülerekmağara havuza dönüştürülmüştür. Halk arasında Heso’nun Havuzu anlamında “Bırk-éHeso” adıyla bilinmektedir.

Ancak bu mağaranın korkutan bir özelliğianlatılır. Halk inanışına göre bu mağara cinlerin yerleşim yeridir,  zaman zaman sesleri bile duyulur.

Çocukluğumda bu mağara ile ilgili anlatılanlardanötürü yalnız başıma bu mağaranın yakınından bile geçemezdim.Büyükler bileyalnız iken korkardı.

Lise çağında iken, bir gün söz konusumağaranın yanındaki ceviz ağacı gölgesinde kitap okumakla meşgul iken mağaradansesler duydum. Oradakiler “işte bu cinlerin sesi!” dediler. Uğultulu, lıkırtılıseslerdi. Sanki su dolu onlarca ibrik hep birlikte boşaltılıyordu. Evet garipseslerdi ama cinlere ait olduğuna inanmadım. Bunun ne olduğunu çözmeye kararverdim.

Gidip mağaranın içine baktım. Bir süreinceledikten sonra ne olduğunu anladım. Daha sonraki günlerde de takip ederekbunu kesinleştirdim. Evet, bu ses su sesinden başka değildi.

Mağaranın önüne set yapılarak havuzadönüştürüldüğü için, bir süre sonra içindeki kaynaktan gelen su ile doluyor. Su,mağaranın tavanına kadar yükseliyor. Tavanda irili ufaklı çok sayıda oyukbulunuyor. Ağızları dar olan bu oyukların içleri zamanla genişlemiş. Su tavanseviyesini de geçecek kadar yükseldiği için bu oyuklar da su ile doluyor. Ancakbahçeleri sulamak için havuzun duvarı dibindeki menfez açılınca su boşalmayabaşlıyor. Su, boşalmaya başlayıp tavan seviyesinden düşünce, tavanda su iledolu yüzlerce oyuk da hep bir anda boşalmaya başlıyorlar. Mağara geniş olupyankı da yapınca çok sayıda ibriğin boşalması gibi fokurtulu, lıkırtılı seslerduyuluyor.

Tamamen su sesinden ibaret olan bu sesleryıllarca cin sesi zannedilmiş. Demek cinlerle ilgili anlatılan hikâyelerin çoğubu tarz yanılgılardan oluşmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6