Laik sistem, laikliğin kendilerince tanımlarından biri olan“Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması” ilkesine uymasa da, dini,dindarı kontrol altında tutmak için Diyanet teşkilatını gerekli görmüştür.

Dinin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün görünmediğitoplumlarda, baskı, ikinci planda kalmış, kontrol ve yönlendirme esas politikaolmuştur.

Tüm seküler yönetimlerde, bu tarz kurumlar mevcuttur vebaşkanları, halkın suya sabuna dokunmadan, sistemi eleştirmeden diniyaşadıklarına inandırma ve tatmin sağlama işlevi görürler.

Bu ontolojik şarta rağmen, Diyanet kurumu, çoğu kez,kişilerin, karizmaları, dinin gizlenemez ilkeleri, konjonktürel durumlardandolayı sistemi ele vermiştir.

Ömer Nasuhi Bilmen ve Mehmet Görmez bunlardan sadeceikisidir.

Bilmen Hoca, derin ilmiyle, Görmez hoca da ilmi, duruşu veçok yönlü ve karizmatik olmasının yanında, entelektüel ve politikbaşarılarıyla/politik hayatı etkilemesi yönüyle bu kurumun dar misyonunu aşanve oraya sığmayan şahsiyetler olmuşlardır.

Görmez yeri gelmiş, bir öğretmen, yeri gelmiş camideçocuklarla namaz kılan, sohbet eden bir imam, yeri gelmiş halkla beraber birsohbette, yeri gelmiş akademik ve ilmi bir toplantıda sunum yapan, der verenbir bilgin ve yeri gelmiş uluslararası bir diplomat olarak temaslar yürüten birkişilik olarak, bir kurum başkanı olmaktan çok; onu aşan bir toplum lideriydi.

Çocuklar ona "Diyanet Amca" ismini vermişlerdi.

İslamofobik politikalar karşısında sessiz durmadı, hoşgörükonusunda gerçekçi davranmaya özen gösterirken; dinler arasında diyalogprojelerinin arka planına karşı tavırlı durdu.

15 Temmuz’daki duruşu unutulamaz.

Mescid-i Aksa’da Arapça hutbe okuyan ilk ve tek DiyanetBaşkanıydı.

Medrese gibi, kadim ilmi müesseselerinin yeniden itibarkazanması yönünde açık destekleri vardı Görmez’in.

“Vicdan bizi birleştirmezse her şey bizi ayırır.”Sözünün/tespitinin sahibiydi Sayın Görmez.

Tekfirci, ötekileştirici akımlara karşı durdu. Mezheplerarasında vahdeti savundu.

Elbette, böyle bir sistemde, dini, politik amaçlarahapsetmek amacıyla kurulmuş böyle bir kurumda, kişilerin, tüm bu ortam veşartlarda yapabilecekleri sınırlıdır ve bu sınırları aşmak sanıldığı kadarkolay değildir. Bu kurumlarda, süregelen geleneği bozmak, sıkışıklıktankurtarmak, özgürleştirmek için verilen kişisel her çaba ve yapılan herfedakarlık, bu açıdan değerlidir.

Olaya bu açıdan bakarak değerlendirme yaptığımızda, Görmez,şimdiye kadar gelen başkanların hiç birine benzemediği gibi, hemen hepsine aitolumlu özellikleri bir arada barındıran bir şahsiyetti denebilir.

Görevini yaparken de basit söylemlere başvurma gereğiduymadı, ağırlığı, nezaketi, vakarı ve ciddiyetinden taviz vermedi.

Birçok bilimsel eseri, başka dillere çevrilmiş Görmez’inimza attığı projeleri var.

Hiçbir insan için; her şeyi mükemmel yaptı denemez amasığmadığı kurumsal dar kalıbı aşan hayırlı işler yapmaya çalıştı. Bu işlerdenen önemlisi, insanları özellikle çocukları camiye alıştırma çabalarıydı.

“Görmez Hoca, gürültü yaptıkları gerekçesiyle çocuklarıncamiye alınmamasını tavsiye edenlere sert tepki göstererek, "Çocuk İslamümmetinin istikbalidir. Çocuk olmadığı zaman hepimiz kör oluruz, göremeyiz. HerRamazan geldiğinde Diyanet İşleri Başkanı olarak en çok üstünde durduğum konucami-çocuk ilişkisini yeniden nasıl tamir edebiliriz oldu. Bu ülkede herkesincami-çocuk ilişkisiyle ilgili acı bir hatırası olduğunu biliriz.

Camiye gelmeyen sevdiğimiz dostlarımıza 'Neden gelmiyorsun?'diye sorduğumuzda mutlaka Ramazan gelmiştir, annesi babası camiye götürmüştür,orada ya azarlanmıştır yahut bir hakaret duymuştur. 'Çıktım bir daha dönmedim.'hocam diyorlar. Yıllarca devam eden bu kötülüğü cami cemaatinin zihninden vekafasından silmek için çok daha büyük çabalara ihtiyaç var. Eğer ümmetinistikbalini kuracak bir yavrumuzun zihninde cami, cemaat ve namaz ile ilgiliyanlış bir iz bırakacak şekilde ona kötü davranacaksanız teravih namazınızıevinizde kılın. Biz, sırtına çocuk bindi diye secdesini uzatan Peygamberinümmetiyiz. Biz, hutbe irat ederken çocuk kendisine yürüyor diye minberden inen,çocuğu kucağına alıp hutbesine devam eden Allah Resulünün ümmetiyiz. Biz, çocukağlaması duydu diye namazını kısa kesen Peygamberin ümmetiyiz. Çocuk konusu enönemli konumuzdur. Çocuk-kitap, çocuk-iman, çocuk-mabed ilişkisi çokönemlidir" ifadelerini kullanmıştı./ http://www.karar.com

Gitmesine kimse sevinmedi.

En etkili ve iz bırakan bir lider oldu.

Yorgun değildi, hakkında şaibe yoktu ama ne olduysakendisini, hak etmediği bir gündemde buldu ve vakarına yakışır bir şekildeemeklilik dilekçesini verdi.

Bundan sonra bize düşen, onun açtığı bu yolda yani çocuklarıcami ile buluşturma konusunda üzerimize düşeni yaparak, hatırasına sahip çıkmakolacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6