Çocuklarıneğitiminde anne ve babanın görevlerini belirtmeye çalışmıştık. Bu yazımızdaaynı konuya devam edeceğiz.

Anneve baba, çocuğa verdikleri emir ve yasaklara en başta kendileri uymalıdırlar.Anne ve babanın emir ve yasaklarına kendilerinin uymadığını gören çocuk bunuciddiye almaz, hiçbir faydası da olmaz. Peygamberimiz (ASV) ne emretmişsekendisi on katını yapmış, neyi yasaklamışsa en başta kendisi sakınmıştır.Etkili olmanın en temel yolu budur. Örneğin çocuğa tv dizisi yasaklayan babakendisi diğer odada izlerse, o yasağının hiçbir değeri olmaz.

Çocuklarısokaktan alıkoymak gerekir. Akşam güneş battıktan sonraçocukların sokağa çıkması engellenmelidir. Peygamber (ASV) “Güneş batıp gece karanlığı bastığında yahutakşamladığınız zaman, çocuklarınızı dışarı çıkmaktan men ediniz. Çünküşeytanlar, o sırada etrafa dağılırlar, faaliyete geçerler.” (Buhari, Eşribe, 22.)buyurmuştur.Ne yazık ki toplumumuzda buna riayet edilmediğini görüyoruz. Gece yarısındabile sokaklarda ve parklarda çocuk sesleri duyuyoruz. Bunların ana-babalarındanasıl bir yürek var ki bunca tehlikeye rağmen umursamıyorlar, çocuklarına sahipçıkmıyorlar?İnsanlar tavuklarını bile başıboş bırakmazken ne yazık ki çocuklarınısokakların insafına terk ediyorlar.

Anneve baba çocuklarının arkadaşlarına dikkat edilmeli, bu konuda onları takipetmeli, gözetim altında tutmalıdırlar. Bu takiphissettirilmeden ve olumsuz bir tavır takınılmadan yapılmalıdır. Fitne ihtimaliolan yerlere gitmelerine ve kötü arkadaş edinmelerine engel olunmalıdır.Unutmayınızki arkadaş, insanı aziz de eder, zelil ve rezil de eder. Kötü arkadaş insi birşeytan olarak onu dinin ve ana-babanın istemediği yönde saptırır. Heleçağımızda manevi tehlikelerin her türlüsüne çok rahat maruz kalınmaktadır. Kötüarkadaş şeytandan daha tehlikelidir. Çünkü şeytan görünmeden sadece vesveseverir, arkadaş ise, görünen samimi bir dost olarak her zaman onun yanındadır.

Hz.Ali efendimizin “gençlik delilikten bir şubedir” sözü unutulmamalıdır.Gençlerde akıl henüz olgunlaşmamıştır. Öyleyse aklı olgunlaşmış olanlargençlere sahiplilik etmelidirler.  Onların bu yapısına uygun bir muamelegösterilmeli, aklın olgunlaşmasına çalışılmalıdır. Duyguları rencideedilmemelidir. Olgun insanlara, yaşlılara özgü bir davranış ve anlayışbeklenmemelidir.

Eskidensapık şeytani inançsızlık tehlikesine karşı çocukları ve gençleri korumakgerekiyordu. Günümüzde ise daha büyük bir tehlike eklenmiştir. O da “Müslümansapkınlar” diyebileceğimiz şeytani hareketlerdir. Peygamber (ASV)’asaygısızlık eden, Kur’an’ı sıradanlaştıran, dini değerleri ayakaltına alan,hadisleri inkâr eden sapkın hareketlerden de çocukları ve gençleri uzak tutmakgerekmektedir.

Ailededine önem verilmelidir. Eğer anne baba dini eğitime öncelikvermezlerse çocuğun buna önem vermesi beklenemez. Ailelerin çoğunluğununçocuklarını dünyevi faaliyetlerde yarıştırmaktan, dini konuları düşünmeye bilefırsat bırakmıyorlar. Oysa ailede namaz başta olmak üzere ibadetlere, dini bilgilere,dini temizlik işlemlerine önem vermeli ve öğretmelidir. Çocuklar, namazı,abdesti, temizliği, ezanı, ailede öğrenmelidirler. “Aman çocuk dünyasınıkurtarsın da dini sonra da öğrenir” düşüncesi, çok vahim bir hatadır. Buçocuklardan dini bir eğitim beklenemez.

Çocuklarıneğitimi, arkadaş kontrolü ve takibi için özellikle babanın zaman ayırmasıgerekir.“Ben çok yoğunum, işlerim çoktur, zamanım hiçyoktur” gibi mazeretler, kabul edilmez, bir şey ifadeetmez. Çünkü çocuk yetiştirmek araba sürmeye benzer, en küçük bir hata hayatamal olabilir, hiçbir mazeret kişiyi kurtarmaz. Hasta bir kimse, ben çokyoğunum, işim çok” diyerek doktora gitmemezlik edebilir mi? Böyle yapan kimsetedavi edilmiş sayılır mı? Ayrıca “yoğun” dedikleri bütün çalışmalar daçocukları için değil midir?

Anneve baba çocuklara saygıyı öğretmek için en başta kendileri birbirlerine saygılıolmalı ve birbirlerine değer vermelidirler. Eşine saygıgöstermeyen, değer vermeyen, he fırsatta onu azarlayan bir babanın, çocuğunaverebileceği hiçbir şeyi yoktur. Çocuğun ruhunda karmaşık düşünce ve duygularaneden olur, hırçınlığı önlenemez.

Çocuklarda ve gençlerde beslenme şekli ve besinlerdeğiştiği gibi, din eğitiminde verilmesi gerekenler de yaşlara göre değişir.  1 yaşındakiçocuğa lahmacun veya çiğköfte verilemediği gibi, 15 yaşındaki gençten de bamyayemeğini sevmesi beklenemez. Bamya yiyebilmesi için otuz yaşlarına gelmesigerekir. Din eğitiminde de böyledir. Hadisle sabittir ki 7 yaş öncesinde çocuğanamaz öğretilemez. O halde 7 yaş öncesi çocukları camiye ve namaza götürmekyanlıştır. Oyun çağındaki bu çocuk, namazın ciddiyetini kavrayamaz; camiyi oyunyeri, namazı da bir oyun olarak görmesine sebep olur. “Bu amcalar po..larınıdikmiş, ne güzel oynuyorlar” diye düşünür.

Namaz öğretimi mutlaka 7 yaşından itibaren olmalı.Hareketli, heyecanlı gençlerden de ihtiyarlardaki sükûnet ve olgunlukbeklenmemelidir. Bu konuda zorlayıcı davranmak, onları dini yönden kaybetmeye,ileriki yaşlarda dinden soğumalarına neden olur.

Çocuklara Allah sevgisi kazandırılmalı, Allah’ınnimetleri ve bütün nimetlerin hazineleri olan cennet anlatılmalıdır. Gençlereise Allah korkusu verilmeli, haramlardan kaçınmaya alıştırılmalı, cehennemanlatılmalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.