Ruhları esarete alışmış modern kölelere ithaf olunur!

İnsanoğlunun, beş temel haklarından birisi de; Hürriyettir. Hürriyeti elinden alınmış olan fert ve toplumlar, söz haklarını, düşünce ve fikirlerini beyan etme şanslarını kaybederler. 17’nci, 18 ve 19’ncu asırların farklı dönemlerinde, zalim ve despotlara karşı; hak ve hukuklarını muhafaza etmek için mücadele veren orta sınıfa mensup olan emekçiler, yaşadıkları dönemlerinin ceberutları tarafından ya susturulmuş ya da hayatları zindana çevirmişlerdir.

Peki, her sese bir nefesini kurban edecek kadar, suskun, biçare, fikir beyan etmeden yoksun, söz hakkını bilmeyen, despotların yapanlarına onay verip yalakalık eden kalabalık kitlelerin durumu nasıl olur diye sorulacak okursa, onun da cevabı şöyle olur; onlar zalimlerin saltanat değirmenine odun taşıyan modern katırlardan ne farksız olan ve aş ve iş dışında gayeleri olmayanlardır. Hani, Nemrut melununun İbrahim (a.s)'i ateşe atmak için odun yığdırırken, katırları kullandığına dair varit olan rivayeti hatırlıyorsunuz...

Aynen onun gibi, günümüzün modern dünyasında, Feodalizmin yeni bir yan kolu olan Dayatizm tüm hararet ve hareketiyle tedavülde olmasının yegâne sebebi; işte insan kılıklı olan suskun modern kölelerdir.

Zavallı herifler, hür olduklarını zannederler!... Hiç düşünmüyorlar ki, derebeylerine, yağcılık, ispiyonculuk, kuklalık ve ukalalık yapmakla; elde avuçta mana adına ne varsa hepsini birden kaybettiklerini!... Dolap beygiri gibi, durmadan dinlenmeden, sorgulamadan, fikir beyan etmeden ha bire koşuşturur dururlar.

Yaşadığımız şu coğrafyada, Derebeylik/Feodalizm her ne kadar fiilen aktifliğini kaybetmiş görünse de; aslına bakıldığı zaman, tüm etkin gücüyle, dayatma ceberrutluğuyla hala dört nala mamur bir şekilde sahada olduğunu görürüz. İşte biz buna, Feodalizmin yeni yan ürünü olan, Dayatizm diyoruz. Nedenine gelince, izahını şöyle yapmamız mümkündür: "Bu coğrafyada hala yüz binlerce dönümlük arazilerin üstüne bağdaş kurup saltanat süren ağaların; 40,50 cc. Sıcağın altında deveden kulak karşılığında çalışan suskun, söz ve fikir hürriyetlerini beyan etmeden mahrum, zavallı esir ruhlar, Feodalizmin yeni versiyonu olan Dayatizm hareketini yeni bir ideoloji haline getirdikleri için, biz buna Dayatizm ismini verdik. Haydi, Dayatizm yeni modern kölelere hak getire (!)?

Yapılan tüm zalim ve zorbalığa rağmen, akıl ve fikir hürriyetlerinden mahrum olan Zavallı emekçilerin kahır ekseriyeti; ağa babacıkları tarafından narkozlandıkları için, harıl harıl uyuyorlar. Tıpkı kutuplarda kış uykusuna yatan ayılar gibi. Acıkınca yerler, susayınca içerler ve şehvetleri kabarınca da çiftleşirler. Hala var mı böyle bir dünya, söylediğinizi duyar gibiyim! İster inanın ister inanmayın ama, lealitenin bir kısım kırmızı çizgileri var ki; bunlar insanlıkla yaşıttırlar adeta! Söz konusu zümre, nasıl ki dün Avrupa’nın arazi soyluları tarafından, ikinci sınıf insan, hatta hizmetçi olarak telakki ve kabul ediliyor idiyseler, bu gün aynısı ama biraz kılık kıyafet değiştirerek, tüm hızıyla aktif bir rol oynamaktadır... Bir bakalım Derebeyliğin/Feodalite yapının anatomisine; "Ortaçağ Avrupa’sında feodal hükümdar, toprak sözlüsü, zorba; Derebeylik: ise; Derebeyinin idaresindeki arazi, zorbalık, despotluk. " (M. Doğan. B. Türkçe sözlük ilgili madde) Evet, günümüzde her ne kadar bu gibi kavramlar, biraz bayatlamışlarsa da, keyfiyet ve mahiyet itibariyle; tam teşekküllü olarak faldırlar.

Ama biraz daha yumuşak bir başlık takarak tabi. Onun için biz bu başlığa, Yumuşakça (!) Dayatizm ideolojisi ismini verdik. Haydi modern kölelik, modern kölelere hayırlı (!) olsun diyelim... Gariptir, dün Feodalizme ve Derebeyliğe karşı mücadele ettiklerini söyleyen Sosyalistler; şu sıralar içtikleri su, yuttukları lokmaları ayrı gitmemeye ve birlikte tabir caizse, modernce bir kirvelik yapıp beraber yaşıyorlar.

Peki, ne oldu derseniz? Cevabı gayet açıktır: "Tıp ilmiyle iştigal eden doktorlar, cerrahlar; yeni icadı ettikleri ilaçları başta fareler olmak üzere, bir kısım hayvanlar üzerinde denerler. Detayına girmeyelim de, tarihin her döneminde de durum, yukarıdaki misal gibi işlemiş ve günümüze kadar gelmiştir. Şöyle ki, Büyük sermaye babaları; toplum içinde kendilerini geri kalmış, iş yapamaz, çaresiz gibi gören ne kadar akıl fukarası herifler varsa; onları tespit edip ulaşmaya çalışırlar. Onlara bir kısım maddi olanaklar sağlamakla, kadrajlarına alırlar. Meşhur tabirdir, ekmeğini yediğin kimsenin kamçısını salarsın! İşte bunun gibi, söz konusu olan kimseler; ağızlarına birkaç lokma atanları veliyyül-nimet bilmekle, onlara her türlü yağcılığı yapmakla adeta gölgelerine sinek dokundurtmaz hale gelirler (!) Halbuki o zümre, o kadar nankör ve haindirler, iki göz görmezse ne ağayı tanır ne de parayı!

İster Doğuda ister Batı da olsun; Dayatizm dediğimiz zorbalık ruh hali hala tedavüldedir ve yegâne sebebi ise; rızık endişesi taşımakta olupta, derebeylere hizmetçilik ve yardakçılık yapan yağcılardır. Yani, modern ve Uysal kölelerdir!... Dayatizm demek; patron ve ağalarının her türlü dayatma ve zorbalıklarına; hiç ses çıkarmadan, fikir beyan etmeden, hakkını savunmadan yerine getiren marabaların, Uysal sırtlarında bina edilen yeni bir ideolojinin ismidir. Oysa, Allah ve Resul’üne iman etmiş hiçbir Müslüman, rızık ve geçim sıkıntısı endişesine kapılmaz, geçici menfaatler için hiç kimsenin önünde iki büklüm olmaz; zira o, bilir ve inanır ki, Rezzak olan Aziz ve Celil olan Allah'tır. Onun için, istediği zaman Allah'tan ister. Kullarının yardımcı olmaya çalıştıkları fiili ise, vesile olarak bilir ve tam bir teslimiyetle Rabbine tevekkül eder. Dayatizm hepimizden uzak olsun. Kalın sağlıcakla efendim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.