Bir yapıda aranması gereken 3 temel özellik vardır: Güvenilirlik, fonksiyonellik, ekonomiklik. Gelişi ile çok gürültü koparan İmar Affının, bu özelliklerden ikisini nasıl yok saydığını ve sadece ekonomi eksenli hareket edildiğini naçizane belirteyim istedim.

31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış kaçak ve ruhsatsız yapıların kayda alınması, vergi kaçaklarının önlenmesi, belediye ve yargının iş yükünün hafifletilmesi maksadı ile 8 Haziran 2018 tarihinde “İmar Barışı” bir diğer adıyla “İmar Affı” getirildi. Son başvuru tarihi için ilk etapta 31 Ekim 2018 tarihi belirlenirken, sonrasında 15 Haziran 2019’a ötelendi.

            Geçmişe baktığımızda İmar Affı ile ilgili ilk yasanın 1948 yılında çıkarıldığını, ardından onlarca yasa ve uygulama yapıldığını, diğer yasa ve uygulamaların daha lokal olduğunu, en kapsamlı olan uygulamanın 2018 yılındaki olduğunu söyleyebilirim. Yaklaşık 13 milyon yapıyı ilgilendiren İmar Affının başvuruları yapının sahibi, hissedarları, müteahhidi veya yöneticisi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen belediyelere ve valiliklere yapılabiliyor. İnternet üzerinden yapılacak işlemlerde; e-devlet şifresi, cep telefonu numarası, beyan edilecek yapının adresi, tapu varsa ada-parsel bilgileri, konut ve işyeri sayısı, yapının bulunduğu arsanın alanı, yapı sınıfı, yapıya ait çeşitli fotoğraflar yetiyor. Konutlarda %3, ticari kullanımlarda %5 oranında ücretin alındığı başvuruların şu ana kadar 10 milyon dolaylarında olduğu ifade ediliyor. Verilen Yapı Kayıt Belgelerinin, yapının yeniden yapılması veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu belirtiliyor. Ayrıca Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların, yıkım kararı ile tahsil edilemeyen idari para cezaları da iptal ediliyor.

            Yukarıdaki paragrafın satır aralarında, yapıların güvenilirliğinin ve fonksiyonelliğinin nasıl yok sayıldığını görmeniz mümkün. TMMOB çatısı altındaki İnşaat Mühendisleri Odasının açıkladığı verilere göre, Türkiye’deki yapı stokunun %60’ınında kaçak olduğunu düşünürsek; İmar Affının, şehirlerin imarı ve mimarisi açısından olumsuz bir uygulama olduğunu ifade etmeyi zül sayarım. İnanması güç ama Yapı Kayıt Belgesi için doğal ve arkeolojik sit alanları üzerindeki otel ve ticari yapılar, bazı kıyı bölgelerinde yapılan turistik tesisler bile başvuruda bulunuyor. Hatta kimilerinin ilerde yapmayı planladıkları binaları ve ekstra katları, öncesinde photoshop yardımıyla varmış gibi gösterdiklerini dahi gazetelerden okuduk.

            Şimdi kimileri kızabilir: “Garibanın ev umudundan, gecekondusundan ne istiyorsun!” diye. Emin olun gariban için de kodaman için de endişe ediyorum. Devletin “Zarar etmeyeyim.”, halkın “Ucuza mal edeyim.” hesabı ile ortak paydada buluşmaları; başta Gölcük ve Van Depremleri olmak üzere, son 20 yılda payımıza düşen büyük acıları unutturmuşa benziyor. Kaldı ki bu hesap, ekonomik açıdan da yanlış. Neden mi? Gelişmekteki ülkelerden biri olan Türkiye’nin ekonomik lokomotifinin inşaat sektörü olduğunu bilirsek, çoğu kişiye bu şekilde verilen afların inşaat sektörünü sekteye uğrattığını tahmin etmemiz de zor olmaz. Bugün içerisine düştüğümüz ekonomik zorluklardan kurtulabilmek için, satılığa çıkarttığımız bu evlere müşteri dahi bulamadığımızın bilmem farkında mısınız?

Şayet, her şeye rağmen böyle bir uygulama yapılacaksa: Jeolojik, topoğrafik, statik vs. analizler tekniğine uygun ve dikkatle yapılsın. Yeterliliği sağlamayan yapılar kentsel dönüşüm kapsamına alınsın. Ülkemizin deprem kuşağında olduğu unutulmasın. Umutlar toza, dumana karışmasın. Hiçbir canımız enkaz altında yitip gitmesin. Analar ağlamasın…

Kalın sağlıcakla…

            Kum üstünde şaton olacağına, taş üstünde kulüben olsun.

                                                                       ANONİM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bliss 8 ay önce

Gerçekten doğru söylüyorsunuz. Kaleminize sağlık.

Avatar
Mustafa Yaşar 8 ay önce

Yazıya uygun çok güzel bir anonim söz olmuş güzel yazılarının devamını bekleriz

Avatar
CELAL CIVIŞ 8 ay önce

Gelişmekte olan bir ülke olarak ınsaat sektöründe yeni ve akıl alır fikirler uretmektense biz dedelerimizin içinde yaşadığı ( harap ) olduğu kerpicli damlara geri dönüyoruz yine yeniden tebrikler bizengin ne güzel türkiye:))
kalemine ve ağzına sağlık kardeşim..

Avatar
Ünal çelik 8 ay önce

VAllah yusuf bey toplumla alâkalı hangi konuya değinmek isterseniz elimizde kalıyor.kumaşımızdaki delikler o kadar çok ki yama tutmuyor maalesef.vesselam

Avatar
M Filithan 8 ay önce

Umarım mesajınız yerini bulur.
Daha güvenli sağlıklı başarılı günlere...
Kaleminize vebyüreğinize sağlık

Avatar
Mühendis siverek 8 ay önce

Hiiç böyle düşünmemiştim farklı bir bakış acisi

Avatar
Dybalamask 8 ay önce

Deniz kabuğundan evler ... bakalım böyle denetimsiz, bu gözler daha neler görecek. bir meslektaşın olarak bu tarz meselelere daha çok vurgu yapmanı temenni eder yazın için teşekkürü borç bilirim

Avatar
Ahmet Kaya 8 ay önce

Yine yerinde yine tadında ve açık yüreklilikle yazılmış çok güzel bir yazı kaleminize sağlık Yusuf Bey

banner8

banner6