Aslen Deyrezorlu bir aile. Deyrezor’da savaş zorluğundankaçarak İdlib’e yerleşiyorlar. Daha sonra da Antakya’dan Türkiye’ye girişyapıyorlar. Ancak oradaki yoğunluktan dolayı Urfa’ya geliyorlar. Evin HanımıAliye El-Ahmet’e  başından geçenlerişöyle anlattı;

Deyrezor’a bağlı bir köyde dünyaya geldim. Liseyibitirdikten sonra kendi  isteğimleokumadım. On sekiz yaşında evlendim. Altı çocuğum var. Ne zaman ki savaşın ucubize dokunmaya başladı her şeyimiz altüst oldu, dünya başımıza yıkıldı. Kendievlerimizden çıkamaz olduk. Sürekli dışarı çıkma yasağı bizi açlıkla burunburuna getirdi. Evdeki erzakımız tükendiği halde dışarı çıkamadığımızdangünlerce aç kaldığımız oluyordu. Bu duruma tepki gösterenler, acımasızcaöldürülüyordu. Ya da çok kötü işkence görüyorlardı. Çocuklarımız korkudanağlayamıyorlardı. Çocukların gözleri önünde babalarını hiç acımadanöldürüyorlardı. Annelerine, ablalarına, hayatları boyunca unutamayacaklarıçirkin şeyler yapıyorlardı.  Çocuklarımızsavaşın içinde kin ve nefretle büyüdüler. Bu çocukların gözlerindeki kin yarınöbür gün ya canlı bomba olarak ya da kan kusturan bir düşman olarak bu savaşıyapanlara geri dönecek. Şu an hepsi psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyor. Hayatave insanlığa karşı büyük bir güvensizlik içindeler. Adı sanı beli olmayan,farklı farklı şivelerle konuşan, farklı giyimleri olan silahlı gruplargeliyorlardı. Kim oldukları belli değildi. Namusumuz kirletiliyordu. Her gelendiğerinden daha kötüydü. Canları ne zaman istese evi arayacağız deyip bizidışarı çıkarıyorlardı. Onlar için vaktin hiçbir önemi de yoktu. Korkudan neyiarıyorsunuz diyemiyorduk. Evimizin altını üstüne getiriyorlardı. İyi kötü kendiköyümüzde, kendi topraklarımızda huzurluyduk. Evimiz vardı. Arabamız vardı.Altmış dönüm kadar ekip biçtiğimiz tarlamız vardı. Bu savaş bizi perişan etti.Ya orda kalıp o soysuzların her dediğini yapacaktık, yani onursuzluğu,yalakalık yapmayı, yalan söylemeyi ve onlara katılıp insan öldürmeyi kabuledecektik.  En kötüsü de kendi evimizde,doğup büyüdüğümüz köyümüzde bir mülteci gibi yaşayacaktık. Ölümle yüz yüzegelmiştik, kaçmaktan başka çaremiz yoktu. Evimizi barkımızı, hayvanlarımızı,tarlamızı bırakırken geleceğe dair tüm güzel hayallerimizi de orda topraklarımızdabırakarak geldik. Keşke dünyadaki tüm insanlar sesimi duysa. Şöylehaykıracaktım. Yeter bu kadar öldürdüğünüz biz anneleri ve masum çocukları. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6