Yüce Allah, insanların dünya ve ahret mutluluğuna ve mükemmelliğe erişmeleri için din göndermiştir. İnsanüstü İlahî kanunlarından oluşan söz konusu dinin, insanlara ulaştırılması, uygulanması ve Allah’ın onlardan isteği hayat tarzının nasıl olması gerektiğini göstererek model olmaları için peygamberler görevlendirilmiştir.

Tarih içinde din olarak tanınan, çeşitli isimlerde inanç sistemleri ortaya çıkmıştır. Ancak bunlar insanlarca oluşturulmuş düzenlerdir. Allah katında dinin yalnız İslam olduğu, bütün peygamberlerin İslam’ı tebliğ ettikleri Kur’an ayetlerinden anlaşılmaktadır.

Hz. Âdem’le başlayan İnsanlık, din kanunlarıyla Allah’ın gözetiminde “terbiye eden (eğiten)” anlamındaki Rab isminin muktezası olarakçağlar boyu ilahi bir eğitime tabi tutulmuştur. Gelişen ve değişen hayat şartlarına uygun olarak her peygambere bildirilen dinde de uygulamaitibariyle bazı değişiklikler yapılmıştır.

İnsanın eğitiminde ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite aşamaları bulunur. Her aşamada hatta her bir üst sınıfta ders kitapları temelde aynı bilgileri vermekle beraber seviye farkı gözetilmektedir. Bilgi ve eğitimin uygulanmasında basitten zora doğru derecelendirme görülür. Örneğin ilkokul ile lise matematiği seviye ve sunum açısından farklılık gösterir.

İnsanlığa uygulanan ilahi eğitimde de buna benzer seviye farkı nedeniyle derecelendirme ve aşamalar gözetilmiştir. Sözgelimi Hz. Âdem dönemini ilkokul düzeyine benzetirsek, Hz. İsa dönemi lise ve Muhammed (ASV) dönemi üniversite düzeyine benzer. Bu nedenle gönderilen ilahi kitaplarda ve sorumlu tutulan emir ve yasaklarda da farklılıklar olmuştur.Örneğin, Peygamberimizin ümmetine helal kılınan ganimet malları önceki peygamberlerin ümmetlerine haram kılınmıştı. Hz. Zekeriyya’nın şeraitinde üç gün boyunca susmak şeklinde gerçekleştirilen “konuşma orucu” vardı, oysa bizim şeraitimizden kaldırılmıştır.

Peygamberimiz Muhammed (ASV) diğer peygamberlerden farklı olarak bütün insanlık için gönderilmiş ve kıyamete kadar da peygamberliği devam edecektir. Bu itibarla zaman ve mekân farkı olmaksızın bütün insanlar O’na iman ve itaatle sorumlu tutulmuşlardır. Şunu da hemen belirtelim ki, bütün insanlık için gönderilen bu din elbette tüm insanlara da ulaştırılacak ve ulaştırılmıştır da. Hz. Peygamberin doğduğu ve yaşadığı memleketinden binlerce kilometre uzakta, dünyanın en ücra yerlerinde bile Müslümanların bulunması ve ezanın okunmasıdinin tüm insanlara ulaştırıldığının en güçlü kanıtıdır. Hiç haberleşme araçları olmayan, ilkel şartlarda yaşayan kavimler içinde bile Müslümanlarbulunmaktadır. Bu da gösteriyor ki Allah, mucizevî bir şekilde dinini tüm insanlara ulaştırmıştır.

1987 yılı Ekim ayında Trabzon’a ilk gittiğimde oralı bir dost tarafından, yüksek bir dağın tepesinde bir köye götürüldüm. Herkes evini kendi arazisinde yaptığı için köy evleri, birbirinde uzaktı. Hepsine eşit mesafede orta yerde de cami bulunuyordu. Oraya vardığımızda yatsı ezanı okundu. Ezan sesini duyunca düşündüm: Mekke nere, burası nere... Muhammed ASV’ınResululllah olduğu Mekke’den binlerce kilometre uzakta bu dağların en zirve noktasında da ilan ediliyordu.Tüylerim diken diken oldu.  Bu dinin her yere ulaştırıldığı konusunda bana güçlü bir kanaat verdi. Siz değerli okuyucularımdan da çok daha uzaklarda ezan-ı Muhammedi’yi (ASV) dinleyenleriniz mutlaka olmuştur.

Evet Allah, güneşin ışıklarını her eve, yağmuru her yere, rızkı her canlıya ulaştırdığı gibi, dinini de her insana ulaştırmaya kadirdir. Her insana hususi bir iç âlem yaratan, o âlemi aydınlatacak olan dini de ona ulaştırır.

Kıtalar katederek, ağır masraftan da çekinmeyerek çok da meşhur olmayan tarihi ve turistik yerleri gezenlerin, İslam dinini duymaması mümkün müdür?Bu nedenle hiç kimse sorumluktan kurtulamaz.

Kendini kurtarmayı düşünmeyip Afrika’nın bilmem hangi ücra yerindeki ilkel hayat yaşayan kabilenin ahiretteki durumunu düşünerek,“Acaba bunlara nasıl bir muamele yapılacak?” diye dertlenenler unutmasınlar ki, Rab olarak inandıklarını söyledikleri Allah, onların da Rabbıdır; Rahman ve Rahîm’dir; kullarını kendilerinden daha ziyade düşünür; mutlak âdildir, bütün şefkat edenlerin şefkatlerini de O vermiştir.Elbette herkese hak ettiğini verecek, hiç kimseye haksızlık etmeyecektir. Buna inanan mümin, “dini duymamış olanlara ne olacak?”türünden sorgulamalarla Allah’ın işine karışamaz. Bu tür düşünceler, şeytani vesveselerden ibarettir.

Afrika’daki söz konusu kabilelerin ahirette ne olacaklarının derdine düşenler, ne yazık ki dünyadaki yoksulluk, açlık ve sefaletlerini hiç düşünmüyorlar. Esasen bunu düşünmek insanlığın görevidir. Biz israf, bolluk ve şımarıklık içinde iken açlıktan ölenlerin “niçin açlıktan öldüklerini” değil, Allah’a ait bir iş olan ahirette ne olacaklarını merak etmek, en hafif deyimle haddi aşmaktır.

İslam dini evrenseldir, tüm insanlık için gönderilmiştir. Bütün insanlara ulaştırılmadığını düşünmek, Allah’ın bu amacına aykırıdır ve o Yüce Kudret’e saygısızlıktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner6