Evrenin gücü ve ihtişamı karşısında hayrete düşmemek elde değil. Bu mükemmel sanatın Sahibi’nin gücü karşısında hücrelerimize varıncaya kadar silkinmeli ve kendimizi, emrimize amade edilen bu cennetvari doğanın bir ana şefkatiyle açılmış kollarına bırakmalıyız. Ama ne yazık ki kültürel ön kabullerimiz doğayla bütünleşmemize dahi set olmuş, yenilenmemize ve değişmemize engel olmuştur.

          Ruh ve mana ikliminde yaşayıp yaşamadığımızın farkına varmamız için kendimize vakit ayıralım. Doğayla ve onunla bütünleşmiş canlılarla baş başa… Örneğin, bir ağaç altına oturup çıplak ayaklarımızı toprakla buluştururken, zihin dünyamızı da aynı paralelde doğanın okşayıcı ahengi ile buluşturalım. Hatta nemli toprağın dimağları okşayan kokusunu ciğerlerimize çekip gökyüzünün maviliklerini seyrederken, adeta pamuk tarlasında yürüyormuşçasına gri beyaz bulutları da gezelim. Yemyeşil çimenlerin tenimizi ne kadar nazikçe okşadığını hissedelim ve uyanalım derin uykumuzdan.

    Hatta doğa ile yakınlığımız öyle olmalı ki, birbirimize karşı hislerimiz olmalı. Adete bedenimizi okşayan yağmuruyla, yüzümüze gülen çiçeğiyle, dokunduğumuzda elimizi acıtan ama aslında koruma içgüdüsüyle gülünü koruyan dikeniyle bile olmalı hislerimiz sevgimiz ve aşkımız.

   Dokundukça o nazenin tenine doğanın, uyandırmalı bizi gaflet uykusundan.

Dokundukça içimiz hayat ve neşe duygusuyla taşmalı ki sevgiyle bakalım doğanın ihtişamına. Doğa deyip geçmeyin, insanı karşılıksız sever ve üstelik çok cömerttir. Yaratıcısından ilham almışçasına İnsana istediğini insan istemeden, hem de karşılıksız verir… Onun içindir ki insan ne zaman sıkılsa huzur bulmak için kendisini doğanın kucağına bırakmak ister.  Çünkü hayatın yorgunluğunun, insan zihninde yaptığı tahribatlardan oluşan olumsuz düşünceler orada son bulur.  Huzur ve sükûnet orada tecelli eder.

  Doğa insana adeta ana kucağı gibidir, sıcak, huzurlu ve güven doludur. Anlatacak derdin olsa sessiz ve soluksuz dinler seni.   Aktığı yerlere hayat veren bir nehrin kenarında doğayı izlerken, bir çınar ağacının ihtişamını, sevimli bir kelebeğin uçuşunu, küme küme toplanmış, sanki emre amade, rahmet yağdırmaya hazır bulutları, adeta bir senfonik şarkı sunan kuşları ve doğayla bütünleşmiş bir hayatı görürsünüz.

   Aysel ÖZDEMİR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hamit Ozan 3 hafta önce

Elinize ve yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet sayın Aysel Kelekçi
Makalenizi çok beğenerek ve zevkle okudum; böyle iç açıcı yazılar okunduğunda, okuyanın da içiaçılır

Avatar
Hemhal 3 hafta önce

Tabiatın da dilinden anlamak lazım. Tabiatı korumamız gerekir. O da olmazsa sığınacak kaçacak yerimiz olmaz. Kaleminize sağlık.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı