Müziği “ruhun gıdası” olarak tarif ediyorlar. Oysa ruhun gıdası ve kalbin ab-ı hayatı namazdır. Müzik ise nefsin gıdası olabilir. Çünkü müzik duygulara hitap eder. Nefis ise duyguların yumağıdır.

İnsan üç çeşit duygu ile donatılmıştır. Hayvani, şeytani ve ulvi duygulardır. Yeme, içme, şehvet, gibi duygular hayvani; kin, düşmanlık, yalan, sinsilik, hile gibi kötülük düşündüren duygular ise şeytanidir. Merhamet, inanç, hakkaniyet, dürüstlük gibi iyiliklere yönelten ve aslında akıl ve kalple bağlantılı olan duygular da ulvi, yüce duygulardır.

Bu duygulardan her bir türüne hitap eden ve makes bulan müzikler farklıdır.

İnsanın akıl ve itikadına bağlı olarak eğilimleri bazı duyguları baskın hale getirir. Duygulardan baskın olan ve güçlenen tür, diğerlerini zayıflatır, etkisi altına alır. İnsan nasıl ki gözleriyle bir anda birçok yere bakamıyorsa, zihinsel olarak ve eğilimleri itibariyle de bütün duygu türlerini güçlendiremez. Duygularından hangisi baskın ise, müzik zevki de o yönde ortaya çıkar. Örneğin, ulvi duyguları güçlü olan kimse, şeytani veya hayvani duygulara hitap eden müziklerden hoşlanmaz; Şeytani duyguları ağır basan kimse de ulvi duygulara hitap eden müziklerden hoşlanmaz.

Müziğin önemli bir özelliği de insanı duygularından yakalayarak geçmişteki anılarını tazeleyebilmesi, onu o ortama götürebilmesidir. İnsanı asıl müzikle bağlayıp meftun eden bu özelliği nedeniyledir.

Bilal-i Habeşi (RA) Resulullah (ASV)’ın vefatından sonra, Medine’deki izlerine fazla dayanamamış, gördükçe hüzün ve kederinden ne yapacağını şaşırmış. Çareyi Medine’den göç etmekte bulmuş ve gidip Şam’a yerleşmiş. Yıllar sonra Medine’ye Resulullah (ASV)’ın mübarek kabr-i şerifini ziyarete geldiğinde oradakilerin ısrarı üzerine ezan okumuş. Bu ezanı duyan herkes kendini bir an Resulullah (ASV)’ın hayatta olduğu günlerde hissetmiş ve büyük bir hasret ve özlemin verdiği hüznü yaşamışlar.  Hatta bazıları Resulullah (ASV)’ın kabrinden kalktığını sanmış, büyük bir heyecana kapılmışlar, herkes çok tuhaf olmuş, Birçoğu hüngür hüngür ağlamış, baygınlık geçirenler olmuş.

Müziğin, duygulara dokundurarak sarsıcı ve adeta büyüleyici etkisi açık bir gerçektir. Hitap ettiği duygular itibariyle kişiyi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilme gücü vardır. Ulvi duygulara hitap eden müzik en azından zararsızdır. Oysa hayvani ve şeytani duyguları tahrik eden müzik, maneviyatta büyük tahribatlara yol açabilir. Bu tür müziğin ritmiyle kendinden geçenlerin, kendini jiletleyenlerin, müzik ustalarına karşı tapınma dercesine varan kitlesel hayranlığın varlığı tahribatın boyutunu göstermektedir. Özellikle akılları henüz duygularına hükmedemeyen gençler üzerinde “şer” kavramıyla ifade edilen bir tahribat meydana getirir.

Felak suresinde “şerlerinden Allah’a sığınılması” istenen çok şerli hususlardan biri olarak “Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-‘ukad=düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden” şeklinde belirtilmiştir. Çok eski zamanlarda büyücüler düğümlere üflemek suretiyle insanları ifsad ediyorlardı. Bu ayetiyle Kur’an, nazil olmaya başladığı zamanda şerli büyücülere dikkat çekerek onların şerlerinden Allah’a sığınmayı emrettiği gibi, şer saçan günümüzdeki modern üfürükçüleri de kapsamaktadır. “düğümlere üfleyen üfürükçüler” kavramı içinde şeytani türden müzik ve danslarıyla kitleleri etkileyerek şerre yol açan kimseler de düşünülmelidir. Eski çağlardaki büyücülerin üflediği düğümlerinin yerini zamanımızda mikrofon, radyo, televizyon, internet yayınları gibi teknolojik düğüm ve üflemeler almıştır. Hava dalgaları ile yapılan şerli yayınlar da bir üflemeden ibaret değil midir?

Ayette, “üfleyenler” anlamındaki “neffâsât“ kelimesi Arapça kurallarına göre dişilere mahsus bir çoğuldur. Bu nedenle meallerde “üfleyen kadınlar” şeklinde tercüme edilmiştir. Bu kavram, üfürükçü kadınların daha fazla şerli etkiye sahip olduklarına işaret eder. Onun içindir ki, erkeklerin bulunduğu topluluğa yönelik olarak kadınların dini müzik dahi yapmalarının olumsuz etkisinden dolayı uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6