Yaşanan salgın nedeniyle geçen gün, kuralara uymak şartıyla düğünlere izin verildiği açıklandı. Ben kendim düğünler için konulan kurallara uyulacağına inanmıyorum. Ne yaparsanız yapın, bazı şeylere kural konulamıyor. Konulsa dahi o kurallar ölü doğar, sadece ismiyle kalır, uygulanma şansı yoktur. Bunlardan biri savaş, diğeri düğündür. Savaşta öfke, düğüne ise keyif ve eğlence hükümrandır. Ne yazık ki toplumsal olarak ikisi de kontrol edilemiyor. Düğünleri kontrol altında tutabilmek için, kurala uymayanlara caydırıcı ceza uygulanmalı. O zaman da "düğün mahiyetini" kaybeder.

Savaşlara kural konulamıyor. Ancak dünya tarihinde ilk olarak Hz Peygamber gözetiminde ve komutasındaki savaşlara kural konulmuş ve uygulanmıştır. Bu da asrı saadetle sınırĺı kalmıştır. Sonraki dönemlerde yine iş çığırından çıkmış savaşa kural konulamamıştır. Konulan kurallara da uyulmamıştır. Tamamen acımasızlığın kol gezdiği, savaşın kızıştığı hengâmda kimse kural-mural düşünmez.

Kural konulamayan bir diğer organizasyon da düğünlerdir. Düğünlerin kurallarını örfler ve toplumun kabul ettiği gelenekler belirler. Kişisel müdahaleler bu konuda etkisiz kalır. Hatta devletin müdahalesi ve güç kullanılması sadece düğünü dağıtmış, sona erdirmiş olur; konulan kurallara uygun olarak düğünün devamını sağlamaktan acizdir. Yıllardır gördüğümüz gibi, dinin koyduğu kurallar, eğer toplumun örf ve âdeti haline gelmemişse, din kuralları da düğünlere etki edemez, din adamlarının uyarı ve müdahaleleri de sonuçsuz kalır. Düğünler büyük ölçüde kurallara uyulmadığı, tüm uyarılara rağmen dinin de askıya alındığı, bazen de ayaklar altına alındığı yerler olmuştur.

Düğün, sahibinin elinden çıkıp kamuya mal olan bir işlemdir. Hatta düğünün sahibi çoğu kez bir davetli gibi etkisiz kalır, yapılan birçok harekete engel olamaz.

Aklın etkisinden çıkmış olan öfke de sevinç ve eğlence de kontrolden uzaktır. Öfke ve sevinç, insandaki diğer tüm duyguların bağlı olduğu iki büyük güç ve merkezdir. Akılla bağları kopmuşsa artık onları kurallarla durdurmak mümkün olmaz.

Yasağa ve cezaya ve ölümlerle, facialarla sonuçlanmasına rağmen düğünlerde ateşli silahla eğlenme önlenebilmiş midir? Geçen yıl bir öğrencimizin amcası, oğlunun nişanında eğlenmek için silahını ateşlerken damat olan oğlunun ölümüne sebep olmuştu. Halen hatırladıkça içimizi yakan bu olay gibi nice facialar yaşanmıştır. Güya eğlenmek amacıyla havaya ateş edenlerin silahından çıkan kurşunlarla nice facialar yaşanıyor. Eğlenceyi, sevinç gününü bir anda dayanılmaz acılara dönüştürüyor. Ne yazık ki ülkemizde yıllardır süren bu akıldışı gelenek yüzünden nice canlar yitirildi, aileler arasında tamiri imkânsız yaralar açıldı. Sevincin yerine hüzün, akrabalık ve muhabbetin yerini düşmanlıklar aldı.

Konuşulduğu zaman veya bir facia yaşandıktan sonra herkesin karşı çıktığı bu silah kullanma geleneği, ne yazık ki ibret alınmadan diğer düğünlerde ya da diğer sevinç gösterilerinde tekrarlanıyor. Ne yaşanan acılar, ne yazılıp çizilenler, ne yapılan uyarı ve öğütler, ne polisiye tedbirleri ne de cezalar, bu akıl tutulması geleneğin önüne geçemiyor.

            Akıl ve iz ’anla ölçülemeyen bu maganda vahşeti, bir sevinç gösterisi olarak görünse de aslında ruhta gizlenmiş bir canavarlığın tezahürüdür. Asıl acı olan tarafı toplumda kabul görüp gelenek haline gelmesidir; bu tarz sevinç ve eğlenme türünün çokları tarafından tasvip edilmesidir. Zaten onu yaşatan temel unsur da budur.

Düğünlerin tasvip etmediğimiz ve inancımıza aykırı bulduğumuz yönleri de vardır. “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle..” diye başlatılan düğünlerin içerdiği törenler ne yazık ki Allah’ın emrinden de, Peygamber (ASV)’ın kavlinden de uzaktır.

Bir zamanlar tamamen İslam’ın dışına çıkan düğün törenleri Avrupa formatında gelenekselleşti. Yuvarlandıkça büyüyen çığ gibi gittikçe de abartıldı ve alabildiğince israf yapıldı. Eğlencede “haram” mefhumunun dikkate alınmadığı, bunu dikkate alanların dışlanıp ayıplandığı düğün törenleri yaygınlaştı. Düğün törenlerinde işlenen haramlar bir yana, inleyen hastalara, yaşlılara, gürültüden rahatsız olanlara ve taziyelere aldırış etmeksizin mahalle ya da köydeki herkesi etkileyen gürültü kirliliğine yol açtı. 

Bunun farkında olan bir kısım Müslüman çevreler, vaazların, öğütlerin fayda vermediğini anlayınca bir çözüm olarak alternatif İslamî düğünler düzenlemeye başladılar. Kapalı bir mekânda ilahiler, salâvatlar ve zikirlerin yapıldığı alternatif düğünler İslam’a duyarlı gruplarca yaygınlaştırıldı.

İnsanlarımız ne yazık ki bunu da abarttıkça abarttılar. Çevreyi gürültüsüyle rahatsız etmek, bu tür düğünlerin de temelini oluşturmaya başladı. Kutsi sözlerin, ayetlerin ciddi kavramların eğlenceye alet edilmesi, ciddiyetsizce çalgılar eşliğinde tekrar edilmesi doğrusu alternatif düğünü de sorgular hale getirdi.

Düğünler, gazab-ı ilahiyi celbedecek kadar israfın kol gezdiği, alabildiğine aşırıya kaçıldığı girdaba dönüşmüşlerdir.

Din kurallarının ihlal edildiği, maganda facialarının yaşandığı düğünlere artık virüs gölgesinde devletin koyduğu kurallara uymamak da eklenecek.

Ben kendimce âcizane şöyle bir tepki ortaya koyuyorum: Can ciğer dost ve akrabam da olsa, haramların işlendiği veya silah kullanılacağını bildiğim düğünlere katılmıyorum ve bu nedenle katılmadığımı kendilerine bildiriyorum. Şimdi de maske ve sosyal mesafe kurallarına uyulmayan düğünlere de gitmemek lüzumu ortaya çıkmıştır. Başkasının hayatını hiçe saymaya yönelik aldırmazlığa, vandallığa ve magandalığa karşı çıkan duyarlı ve ciddi insanların bu tarz düğünlere katılmayarak protesto etmeleri gerekir. Ancak düğüne katılmayarak tepkisini gösterenlerin çoğalmasıyla istenmeyen durumların önlenebileceğini ve düğünlerin kontrol altına alınabileceğini düşünüyorum. Bunun yanında, devletin de bunu ciddiye alması gerçekten caydırıcı cezalar getirmesi gerekir. Kurallara uyulmadığı duyumuyla birlikte en hızlı şekilde, hemen emniyet güçlerinin müdahale etmesi caydırıcılığı arttıracaktır. Birçok yerlerde, silah sıkıldığında dahi müdahalede ciddi davranılmadığına şahit olmuşuzdur.

Başkasının hayatını dikkate almamak, ölüm riski oluşturacak şekilde kurallara uymamak cinayete teşebbüs suçuyla yargılanmalıdır. Gerçekte de başkasını ölümüne bilerek sebep olmak cinayettir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.