İslam toprakları Müstevli güçler tarafından kültür istilasına uğradığı günden beri, egemen güçler; kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan insanları potansiyel suçlu durumuna düşürüp onlara karşı amansız bir mücadele içerisinde girdikleri malumdur.

Aziz ve Celil olan Allah'ın mülkünde, Allah’ın kullarına zulmetmekten zevk alan zalim ve Müstebit otoriteler, tarih boyunca; tefekkür, ilim ve irfan ehlini kendileri için daima tehlikeli bulmuş ve sudan bahanelerle onları ya susturma yoluna gitmişler ya da zindana tıkmakla kurtulmaya çalışmışlardır. Kavram istilasıyla birlikte, birçok kelimenin içini boşaltıp, Müslüman cemiyetleri kendi değer yargıları konusunda, dayattıkları beşerî eğitim müfredatlarıyla cahil bırakılmaya zorlanmışlardır. Bir toplumu, açlık ve sefalet, bitirmez; lakin, onları kendi değer yargıları konusunda cahil bırakmak bitirir. Tarihte bunun sayısız örnekleri vardır. Misal olarak, saadet asrında, Müslümanların İslam’ın ilk yıllarında; çekmiş oldukları zorluk ve darlığa rağmen, başarılı ve kararlı duruşlarını gösterebiliriz.

Kur’an’ı kerimde, Aziz ve Celil olan Rabbimiz, insanları defaten tefekkür konusunda uyarmaktadır. Modern çağda, İslam’ın emir ve yasaklarının içtimai hayattan inhiraf ettirilmeleri neticesinde; İslam alemi kendi değer yargıları konusunda büyük bunalımlara ve ciddi sıkıntılara maruz kaldıklarını kimse inkâr edemez.

İslam’ın Dünya görüşü yerine, beşerî sistemleri baz alan Müslüman cemiyetler; farkında olmadan hem hürriyetlerini hem de zürriyetlerini cahiliye asrının düşünce ve kısır mantık teorisyenlerine kaptırdıkları gün gibi aşikardır! İslam alimleri, Kur’an’ı Kerimde tefekkür kelimesinin, 137 yerde geçtiğini belirtirler. Dolayısıyla Aziz Celil olan Allah, insanların dikkatini kainattaki Kevni ayetlere çekmekle, ibret almaları için uyarmaktadır!...

Kavramlarımızın istila ve erozyona uğramasıyla birlikte, tefekkür kelimesi yerine düşünce kavramının almasıyla, söz konusu dar anlamda o da nasibini aldı diyebiliriz. Yaşadığımız zaman diliminde, insanlar Kur'an kavramları yerine, daha çok modern kavramlar kullanmakla; kendi köklerinden ve değer yargılarından ne kadar uzaklaştıklarının farkındalar mı acaba onu da kestirmek zorlaştı haliyle.

Yani, Yaşadığımız yirmi birinci yüz yıl, özellikle Türkiye Müslümanları için, kavramlar hakkında en verimsiz geçtiği bir asır olduğunu anlatmaya gerek olmadığı kanaatindeyim. Denilebilir ki, efendim ha tefekkür ha düşünce aynı manayı ihtiva etmiyorlar mı? Hayır efendim, Büyük Türkçe sözlüğün yazarı, Dr. Mehmet Doğan, tefekkür maddesini şöyle izah etmektedir: "Tefekkür (A.i) Bir mesele hakkında zihni faaliyet gösterme, düşünme, Derin düşünme. Olarak izah etmektedir.

Aslında buradaki izahat, bizi tam olarak mutmain etmese de; özet olarak tefekkür konusuna iyi bir kapı araladığını söyleyebiliriz. Bir sonraki yazımızda, tefekkür kavramını daha detaylı bir şekilde izah etmeye gayret edeceğiz inşallah. Kalın sağlıcakla efendim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.