Öne Çıkanlar meclis başkan vekili dava siyasi nihat kılıç hazırlık

Urfalı akademisyen aşiretleri anlattı

Şanlıurfa'da varlıklarını uzun süredir sürdüren aşiretlerle ilgili olarak, Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mahmut KayaGazete Duvar'dan Mustafa Zengin'e açıklamalarda bulundu.

"Aşiretlerin günümüze kadar kuvvetini ve kudretini koruması nasıl mümkün oldu, siyaset bu konuda nasıl bir rol oynadı ve aşiretlerle nasıl bir ilişki ve iletişim geliştirdi, cumhuriyet tarihinde aşiretler ne zaman belirgin bir şekilde siyasetin merkezine yerleşmeye başladılar, aşiretlerin siyasette rol almaları demokrasi ve liyakat adına ne ifade etmektedir?" sorularının yöneltildiği Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Mahmut Kaya, konuyla ilgili bilgi ve tercübelerini aktardı.

İşte yapılan o röportaj: 

Her şeyden önce aşireti tanımakla başlayalım. Aşiret nedir?

Aşiret, aslında bir grup, bir topluluk. Daha çok geleneksel toplumlarda, pre-modern zamanda karşımıza çıkan kan ve soy bağına dayalı asabiyet temelli bir tür gruplaşma, İbn Haldun’un meşhur tanımlamasıyla haksız da olsa akrabalarına destek olma üzerine kurulu, kan ve soy grubuna bağlı topluluk. Grubu korumaya yönelik bir asabiyet temelinde, aynı zamanda politik ve askeri fonksiyonları olan bir topluluk olarak tanımlayabiliriz.

“AŞİRET, MİNYATÜR BİR DEVLET OLARAK TANIMLANIYOR”

Aşiretin bir iktidar ve güvenlik mekanizması işlevi gördüğü de söylenebilir sanırım. Hem aşiretler arası durumlarda hem de bir aşiretin kendi içinde.

Tabii. Şöyle bir tanımlama var aşiretle ilgili. Aşiret, minyatür bir devlet olarak da tanımlanıyor. Çünkü askeri ve politik bir yapısı var. Silâhlı bir gücü -tabii geçmişten bahsediyorum-, bir yönü olan bir yapılanma. Ulus-devlet öncesi dönemlerde imparatorlukların çeşitli politik amaçlarına matuf olmak üzere çeşitli şekillerde kullanılan ve karşılıklı olarak anlaşmalarla işleyen bir mekanizması da var. Mesela, özellikle Osmanlılar ile Şah İsmail arasında Kürt aşiretlerinin böyle bir fonksiyonu olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda soya dayalı gruplar olduğu için hanedanlık, mirlik sistemi üzerinden kendi içlerinde de çeşitli çatışmaların yaşandığı, hatta silahlı çatışmalara varan, iktidar mücadelesinin de söz konusu olduğu bir yapı.

“AŞİRETLERDE TAMAMEN BATI İLE ÖRTÜŞEN BİR FEODAL YAPIDAN SÖZ EDEMEYİZ”

Kürt aşiretleri demişken, peki Kürt aşiretlerinin ve belki de Ortadoğu’daki diğer aşiretlerin, mirlik ve beylik çerçevesinde ele aldığımız zaman, Avrupa tarzı feodal yapılara yakın ya da onlardan farklı olduğu söylenebilir mi?

Bu konuda çeşitli görüşler var. Biliyorsunuz, (Karl) Marx da Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) diyor. Kendi tarihsel sınıflandırmasında Osmanlı ya da Anadolu’daki yapılanmayı farklı değerlendiriyor. Birebir feodal düzenle ilişkisi olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü Batı’nın kendine has dini, tarihsel, toplumsal, kültürel, ekonomik yapısı o düzeni ortaya çıkardı. Fakat feodal düzenle benzerlik taşıyan yönleri de var.

Röportajın tamamı için tıklayız...

İPEKYOL

Anahtar Kelimeler:
EğitimAşiretUrfaIpekyol
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.