UA-89691712-1

Oldukça soğuk bir Ankara Sabahında ezanının okunması ile uyandım. Sabah namazından sonra uyumama gibi bir alışkanlığım vardır. Böylece günlük hayata biraz daha erken başlarım. Yapacak pek bir işim olmadığından dolayı kaldığım otel odasının penceresinden sabahın ilk hareketliliklerini seyre koyulmuştum. Yavaş yavaş  insanların hareketliliği başlıyordu. Karşıdaki bakkalın ekmek büfesine bir pikap yanaştı. Araçtan inen orta yaşlı bir adam, Bir iki kasa ekmek çıkararak büfeye yerleştirmeye başladı. Belli ki çok üşümüştü. Nasıl üşümesin ki. Zira az ötedeki beyaz eşya mağazasına ait ayaklı dijital saat bir süre saati gösterdikten sonra ısı derecesini gösteriyordu. O esnada göstergedeki rakam eksi On derece idi... Ekmekler sıcak olmalı ki Adam, elinde biraz uzun tutuyordu. Aracın şoförü ise bir iki kere korna çalmış ve hızlanması yönünde uyarmıştı. Köşeden çıkan başka bir adam ise ağzını burnunu sıkı sıkıya bağlamış elindeki süpürgeye benzeyen bir araç ile kaldırımlardaki donmuş kar ve buz içinde sağlamlaşmış çöpleri toplamaya başladı. Eksi on derecedeki dondurucu soğuk hava adamın işini yapmasına bir hayli engel olmuşa benziyordu. Az ötede bekleyen erkekli kadınlı bir grup ise dolmuş bekliyordu. "İş yerleri epey uzak bir mesafede olsa gerek ki erkenden gitmeye çalışıyorlar"  diye geçirdim içimden. Bu arada yolun karşı tarafındaki dolmuş durağında duran dolmuştan iki yaşlı sayılabilecek kadın indi ve kaldığım otele girdiler. Onlar da biraz sonra otelde başlayacak hummalı temizlik işi için çalışan görevlilerdi. Gece boyunca otelde meskûn insanların kirlettiği odaları temizleyerek hayat mücadelesini vermeye çalışıyorlardı. İçimden “Gene bunlar biraz daha şanslı. Hiç olmazsa sıcak bir ortamda çalışıyor” diye geçirdim.

Bazı insanlar bazı insanların daha rahat bir yaşam sürmesi için kar- kış, sıcak- soğuk demeden uğraşırlar. Git gide kalabalıklaşan insanların adına “Ekmek Parası” dedikleri bir mücadele içinde eksi On derecede ve erkenden sağa sola koşuşmaları aklıma bir  Afrika atasözünü getirdi. Şöyle diyor:

"Her sabah bir ceylan uyanır Afrika’da.
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek,
Yoksa aslana yem olacaktır.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika’da.
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek,
Yoksa açlıktan ölecektir.

İster aslan olun,
İster ceylan olun hiç önemi yok.
Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini, Hem de bir
önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.

Yaşam adlı koşuyu ne kadar güzel anlatmış Afrika atasözü, Bir önceki
günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.
Çünkü eğer aslansanız,
Ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız
Ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz,
Artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır.
O halde düne göre hızınızı arttırmanız gerekmektedir.
Yok eğer ceylansanız
Ve henüz aslana yem olmamışsanız
Hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız,
Çünkü sıra size gelmiş olabilir.
Yani…
Hayat koşusunda, devam edebilmenin tek koşulu var…

 Dünden daha hızlı olabilmek…

 

Afiyette kalın

samburek47@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.