Emeviler döneminde, Kufe valisi olanHaccac-ı Zalim; emanete ehil olmadığı halde iş başına getirildiğinden dolayı;Müslümanların başına getirmediğini bırakmamıştı. Hatta bu gaddar insanın; Mekkeve Medine üzerine Askeri birliklerini gönderip, Mekke’yi ve Kâbe’yimancınıklarla taşa tutturduğunu, Medine şehrini yağmaladığını; canavaraskerlerinin daha nice rezaletler sergilediklerini, Tarih-i İbn-i Esir’de tafsilatıylaanlatmaktadır…

  Çünküemanet, ehil olmayan bir zalimin eline düştüğünden dolayı; bunubir fırsatmışgibi adeta, acımasızca, insanlara korkuve acıdan başka hiçbir şey vermemişti! Ozulüm süreci bir süre devam etse de, her şeyde olduğu gibi, onun da miadıdolunca, ömrü tamamladı ve başkaları nöbeti devraldılar... Ardından Hilafetmakamına oturan Hz. Ömer bin Abdülaziz (r.a); gasp edilmiş olan her haklınınhakkını, zalimden alıp sahiplerine tevdi etmek suretiyle, Müslümanlara yeniden,Hz. Ömer (r.a)ibn-i Hatab’ın devrini yaşatmıştı adeta! Adalet mekanizmasıyeniden rayına oturmuş, memlekette huzur doruğa ulaşmış ve insanlar rahat birnefes almışlardı… Bu iyi ve güzel tablodan rahatsız olan o günün hortumcuvemaceraperest kaçkınlarının uykusu kaçmış ve Halife Ömer bin Abdülaziz’i ortadankaldırma planları yapmaya koyulmuşlardı… Ve iki buçuk yıl kısa, ama on yıllarabedel bir huzur ortamını sağladıktan ve Adalet mekanizmasını yeniden; işlerhale getirdikten sonra, devletin içine sızmış olan, o günün hainleri tarafındanzehirlenerek Şehid edilmişti.

  Veemanet, yeniden ehil olmayan müsrif ve zorbaların eline düşmüş; inim iniminlemişti. Bazı dönemlerde ise, İslam coğrafyasının sınırları genişledikçe,tayin edilen eyalet Valilerinin birçoğu; keyfi uygulamalarla insanlara zulümetmekten zevk alır hale gelmişlerdi. Zamanla,birçok yönetici “Yüce Rabbimizin Kerim Kitabımızdaki: “Şüphesiz ALLAH size,emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman daadaletle hükmetmenizi emrediyor… ALLAH bununla size ne güzel öğüt veriyor!Şüphesiz ALLAH, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Nisa/58) fermanınıunutarak; kendi indi reyleriyle Ümmeti idare etme yoluna salık verdikleri için;insanlar arasında çıkan huzursuzluklardan dolayı, fitnelerdoğmuş, vebirbirlerinin kanını döker hale gelmişlerdi…

  Hiçşüphe yok ki, her zaman ve her dönemde; emanetin ehil olmayanlara tevdiedildiği toplumların; hem kıyametleri kopmuş, hem de kıyam ruhları devre dışıkalmakla fosilleşmişlerdir. Şöyle bir misal vermek gerekirse: “Cerrah olan doktorunkullandığı neşteri berberin eline, berberin kullandığı usturayı da cerrahdoktoruneline vermek ne kadar yersiz ve münasebetsiz bir iş ise; emanetin ehilolmayanlara verilmesi de o kadar isabetsiz ve münasebetsizdir… İslam’ın egemenolduğu Asrısaadette baktığımızda, emanetin; ehil olmayanlara asla verilmediğinirahatlıkla görebiliriz. Ne zaman ki, Hülefa-i Raşiydin dönemi bitti; işte o zamanda Meliklerinkaranlık dönemlerininbaşlamasıyla birlikteemanet; istismarcılararasında gidip gelmeye başladı, gah iyilerin eline, gah kötülerin eline düştü.Emaneti ehil olanlara tevdi edildiği zamanlarda ise; menfaatperest çevrelerin,sürekli içerden ve dışardan entrikalarla, İslam’i hükümlerle idare edilenMüslüman toplumlarınıhiçbir zaman rahat bırakmamışlardır.

  Emanetinzayi olduğu toplumlarda, insanların mesut ve huzurlu yaşadıkları hiçbir dönemve zamandan bahsedilemez, çünkü öyle bir şey olmamıştır; hep korku vefitnelerle çalkalanıp durmuş toplumlar. Çünkü, ehliyet ve liyakat sahibiolmadıkları halde iktidarı kapan muktedirler; insan fıtratına zıt ve ters olanbeşeri tüzüklerle, ithal yasalarla, kanunlarla toplumları idare etmeyekalkıştıkları için; hiçbir zaman başarılı olamadıkları gibi, insanlarınbeklentilerine de cevap verememişlerdir. Hâlbuki İslam’ın egemen olduğutoplumlarda; cepleri ve kasaları şişik olanlar değil, işin ehli, liyakatli veemaneteihanet etmeyenler; iş başına getirilir. Kamu haklarına zarar verdiklerive işgal ettikleri makamı kullanarak insanlara haksızlık edenlerin olduğutespit edildiğinde ise; hemen azl edilir, görev ve makamlar ellerinden alınır.İşte böyle bir sistemin adı: İslam Nizamıdır. Bu gün Müslümanların öyle birşansları yoktur ne yazık ki? Çünkü, demokrasi yasaları gereği, işin başındakiidareciler seçim zamanını kendileri belirlediklerinden dolayı, insanların böylebir hakları kalmamıştır…

  “Onlar emanetlerine ve ahidlerine(verdikleri söze yemine, yetkilerine) riayet eden kimselerdir.” (Mearic/32)ilahi ferman gereği; şartlar ne olursa olsun, bir Müslüman hiçbir zaman, elindebulundurduğu yetkileri, kötülük ve ma’siyet yolunda kullanamaz,kullanmamalıdır!... Tevdi edilen her iş, birer emanettirve hesap gününde; herkes elinde bulundurduğu emanetten dolayı yargılanacaktır… Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “Hz.Peygamber (s.a.v), bir gün topluluğa konuşuyordu.“Bir bedevi geldi ve kıyametne zaman kopacak diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v)konuşmaya devam etti. Oradakilerdenbir kısmı Hz. Peygamber (s.a.v), adamın dediğini işitti ve sorusundanhoşlanmadı (bu sebeple cevap vermedi) dedi, bir kısmı hayır adamın dediğiniduymadı (bu sebeple cevap vermedi) dedi. Nihayet konuşmasını bitirdi, kıyametinne zaman kopacağını soran kimse nerede dedi. Adam, “Benim ey ALLAH’IN Resulü!Dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) “Emanet zayi edildiği zaman kıyametinkopmasını bekle” buyurdu. Adam, “Emanet nasıl zayi edilir? Diye sordu. Hz.Peygamber (s.a.v), “İŞLER, EHLİ OLMAYANLARA VERİLDİĞİ ZAMAN KIYAMETİN KOPMASINIBEKLE” BUYURDU. (Buhari, ilim. 59 hadis) Bu hadisi duyup bildikten sonra,içinde yaşadığımız toplumun durumuna ve emanetin kimlerin elinde cançekiştiğine dair, bir daha yeninden durum değerlendirmesi yapmamızın gerekliolduğu kaçınılmaz olsa gerek. Durum değerlendirmesi yapalım da, Umumi kıyametkopmamış olsa da, toplumsalolarak kopan kıyametin neresinde olduğumuza birbakalım!. Emanet nerelerde mahpus? Selam ve dua ile. 25 Aralık 2017 

                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.