Yeni eğitim-öğretim yılı geçtiğimiz hafta itibariyle başladı. Yeni eğitim enkazımızın içine düşen öğretmenlere, öğrencilere ve ailelere Allah büyük bir sabır versin. Çünkü yazılacak, tartışılacak, eleştirilecek o kadar çok yönü var ki, eğitim sistemimizin…

Sistem diyoruz; ama bizim bu sistemimiz de yine dünyayla uyumlu bir sistem değil. Ya çağı yakalamayı ıskalıyoruz ya da eğitim sonucu ortaya çıkmaması gereken bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz her yıl. Bu görüntü sadece içinde yaşadığımız kentte ya da ülkeye özgü bir durum değil. Bütün Ortadoğu ve dolayısıyla bütün İslam alemini etkisi altına almış görünüyor. Eğitim sisteminin çöktüğü ülkelerde, hukuksuzluk, cehalet, doğa katliamları, insan hakları ihlalleri gibi zorbalıkların ardı arkası kesilmiyor.  Hele de bu yapı süregelen, örgütlü bir cehalet ise…

Bilim yapmak gelenek meselesi

Nasıl oluyor da bir zamanlar Asr-ı Saadeti yaşamış, kendisine kurtarıcı ve rehber olarak kitap gönderilen bir medeniyet bu duruma düşmüştü? Nasıl olmuştu da bu medeniyet bu gün büyük bir kafa karışıklığı içinde ve kendisini bu çıkmaz sokağın içinde bulmuştu? İslam ülkelerinde bu durumun son 500 yıldır böyle olduğunu Nobel Ödüllü Aziz Sancar da vurguluyor. Sancar, bu durumu şöyle özetliyor: “Nedenini bilmiyorum. Ama bu bir gerçektir. Bu gerçeği söylememiz ve sebebini arayıp bir çözüm bulmamız lazım. Çünkü bunun günahla alakası yok. Niye Müslüman bir nesilde olmuyor, 500 yıldır bilim adamı yetişmiyor, onu bilmiyorum. Ama bu soruyu sormak lazım. Biz ülke olarak, 500 yıllık Osmanlı ve Türk tarihinde bilime önemli katkılar yapmış değiliz. Peki neden yapmadık? Çoğu insan buna “Zeki olmadığınız için” der. Ancak bilim yapmak genetik veya zekâ meselesi değil, gelenek meselesidir.”

Müslümanlar büyük bir buhran içinde

Ünlü romancı Amin Maalouf da İslam aleminin içinde bulunduğu açmaza, çıkmaza dikkat çekiyor.  Arapların ve Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin, yolsuzluklar ve savaşlarla gündeme geldiğini belirten Maalouf, İslam ülkelerinin büyük bir buhran içinde olduklarını ve yenilmişliklerine çözüm olacak bir yol haritası aramakta zorlandıklarını dile getiriyor.

Cehalet, fakirlik ve neme lazımcılık

Son yüzyılın önemli düşünürlerinden Bediüzzaman Said Nursi de Müslümanların yaşadığı üç önemli sorunu cehalet, fakirlik ve neme lazımcılıkla açıklıyor, fakirlik ve neme lazımcılığın temelinde ise cehaletin yattığına işaret ediyordu.

Kurtuluş var mı?

Bir zamanlar önemli ve büyük bir medeniyete ev sahipliği yapan Müslüman devletlerinin bu büyük buhrandan kurtulmak için bir yol aradıkları söylenebilir mi? Hiç sanmıyorum. Çünkü yüzünü batıya çeviren Türkiye’deki okuma-yazma oranları, kızların okullaşma oranı nasıl iç açıcı değilse, Ortadoğu’daki Müslümanlar ülkelerde de durum daha feci. Bazı ülkelerde kadınların yüzde 70’i okuryazar dahi değil. Kan, savaş, gözyaşı eksik olmayan bu coğrafyada bu insanların yeniden büyük bir medeniyet inşa etmeleri oldukça zor görünüyor. Çünkü mantık, felsefe ve aklı devreden çıkaran, kendi çıkarlarına hizmet eden, gönüllü rıza üreten baskıcı din anlayışlı mekan ve onların uzantılarından kurtulmadıkça insanlar özgür düşünemez. Örnek mi? Osmanlı’nın yıkıldı, yıkılacak dönemleri…Osmanlı alimleri neyi tartışıyordu? Fare yemeğin üstünden atlarsa o yemek helal midir, haram mıdır? Sizce yüzyıl önceki tartışma bugün de sürüyor mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6