Merak ediyorum ve acaba diyorum; Fotoğrafı icat eden zat/zatlar,fotoğrafın gelecek de, bu kadar popüler olacağını tahmin etmişler midir?

Fotoğrafın ve bunları çeken makinelerin icadını gerçekleştirenlerbunun insanın hayatında bu kadar yer kaplayacağını kurgulamışlar mıdır?

Adına fotoğraf dediğimiz bu icat, aslında uzun süren bir deneme/yanılmanınve çalışmanın sonucudur. Fotoğraf makinesi tüm büyük buluşlar gibi, sadece vesadece bir kişinin buluşu bir kişinin fikri değildir.

Bir fikrin vücut bulması, vücut bulduktan sonra sahada uygulamaaşamasına geçilmesi, ancak ve ancak değişik kişilerin, değişik gruplarınçalışmaları sonucudur.

Resmin, fotoğrafın geçmişi mağara dönemi insanlarına kadar uzar.

O dönem insanları, çevresinde gördükleri nesneleri, hayvanları,kısacası canlıları bir şekilde beyinlerinde canlandırarak, buldukları herhangibir kesici delici alet ile mesela çakmak taşı ile mağara duvarlarınaresmetmişlerdir.

Yine Urfa’dan bir örnek verecek olursak mesela 12.000 yol önceGöbeklitepe’de tapınağı inşa eden o dönemin insanı, salt 30-40 tonluk ve tekparça blok halindeki bu taş kütleleri öylesine dikmek suretiyle bu tapınağıinşa etmemişlerdir.

İnşa sürecinde diktikleri bu stellerin üzerlerine, çevrelerindegördükleri çeşitli hayvan figürlerini, değişik alfabe harflerini çağrıştıranşekilleri de kazımışlardır.

Çevresinde ki her şeye meraklı ve duyarlı olan insanoğlu, inşa ettiğiböylesi ve benzeri devasa sanatsal yapıların üzerlerine resim ve fotoğrafındakonusu olan nesneleri sergilemişlerdir.

Bu görsellerin içersin de üç boyutlu olanlar bile vardır ki, bunlargünümüze kadar ulaşmış ve günümüz insanında bile hayranlık uyandırmayayetmiştir.

Bir bilim adamı burayı yani Göbeklitepe’yi tanımlarken şöyle birtanımlamada bulunuyor;

‘O dönem koşullarını göz önünde bulundurduğumuzda bu olay tıpkıgünümüzde uzaya mekiğinin keşfi kadar kıymetli ve bu keşfe eşdeğer birbuluştur!’ diyor.

Her ne kadar resmin, fotoğrafın geçmişini mağara devri insanına kadargeriye götürsek de, geçen zaman süresi içersinde parça parça ve uç uca eklenenbuluşların sonucunda günümüze bu haliyle ulaşmıştır.

Gerçek manada fotoğrafın vücut bulması, hayalden-gerçeğe, elle tutulmasafhasına geçmesi1826 yıllarından gerçekleşiyor. Fransa’nın Chalon-sur-Saoneşehrindeki Joseph Nicéphore Niepce adındaki bu ilk fotoğraf sanatçısı dasayılabilecek olan kişi, oturduğu yerden, evinin penceresinden, dışarıdakimanzarayı çekmeyi başarıyor ve uzun bir zaman sonrasında, insanoğlu somut birgörüntüyle ilk defa karşılaşmış oluyor.

Mucit Niepce bu denemesinde sonra üç şey düşünüyordu.

-Çektiğinden daha keskin ve daha belirgin bir görüntü elde etmek.

-Görüntünün çok daha uzun bir zaman sürecinde saklanması bunu kalıcıhale getirmek.

-Renkleri olduğu gibi yansıtabilmek.

Ne yazık ki mucit Niepce, bunları yapabilecek kadar uzun yaşamadanöldü.

Onun yerine 1829’da ortağı, iş arkadaşı, Louis Jacques Mandé Daguerre,onun yapmış olduğu çalışmaları bir şekilde geliştirerek 1839’da tam başarıyaulaştı.

1839 tarihinde Fransız Bilimler Akademisi Fotoğraf makinesinin icadınıtüm dünyaya şu sözlerle duyurdu:

“Sayın Baylar, doğa ışık aracılığıyla bir yüzeyin üzerinegeçirildi.”

Evet.

‘Doğa ışık aracılığıyla bir yüzeyin üzerine…’ geçirildiğigünden beridir gelişiyor.

Günden güne yeni buluşlarla günümüze kadar ulaşıyor.

Çağımız artık dijital çağ bu dijital devrimi gerçekleştiren insanoğlu,dur durak bilmeden bilimsel çalışmalarına devam ediyor.

Fotoğrafın Dijital yani sayısal devrime erişmesi, elbette büyük birdevrim.

‘küçül de cebime gir…’ sözünü haklı çıkartırcasına,fotoğrafdaha da küçülerek cebimize girdi.

Bugün cep telefonlarına giren ve günden güne de farklı yeniliklerleivme kazanan fotoğraf, kendini aştığı gibi onu kullananlarında kendileriniaşmalarına neden olmaktadır.

Hele ki son yıllarda,bir selfie hayranlığı var ki, insanoğlundahastalığa dönüşmüş durumda.

Sektör öyle bir hızla gelişti ki selfie çekimi, yani Türkçe deyimle;özçekim öyle bir hal aldı ki bu çekimin çubuğu bile milyonlarca satmayabaşladı.

Meraklı İnsanlar bu selfie çubuğunu alıp, bir yerlerine sokup,sokuşturmaya, taşımaya başladılar.

Tabi bu çılgınlığın bir kaç sebebi var, en başta geleni ise özçekiminyaygın olarak kullanıldığı Sosyal medya platformlarına fotoğraf yetiştirmek.

Burada yapılan paylaşımlar bu işin ana damarını oluşturuyor.

Anında selfi çekiyorsun hoopp bir-iki saniye sonra paylaşımınıarkadaşların;

Papua Yeni Gine de

Man adasında,

Malta adasında,

Mikronezya adasında beğeniyor, icap ederse yorum yapıyor.

Dünya böylesine küçülünce, insanoğlunun kendine olan hayranlığı, neyazık ki hastalığa dönüşüyor.

Masallarda pirenin kulağına giren mercimek adam, oraya sığmazoluyor, eşeğin kulağına giriyor orada kendine bir yer kapma yarışı içerisinegiriyor günümüzde.

Geldiğimiz son safha bu…

Her şey iyi güzel hoş da…

Fotoğraf dijitalleşince

Hele bir de cebe girince

Ve önüne gelen her vatandaş da fotoğraf çekince,

Sosyal medyada paylaşmaya kalkınca

Sanki kötü fotoğraf, iyi fotoğrafı kovdu gibi…

O da yetmezmiş gibi

Cepten3-5 fotoğraf çeken arkadaş tutup profiline; ‘sanatçı’yazınca

Fotoğraf tuhaf kokmaya başladı.

Masraf okkalı iken piyasada olmayan bazı vatandaş tipleri,

Beleşleşen ve dijitalleşen bu devrime adeta balıklama atladı.

Böylece yüzbinlerce hatta milyonlarca fotoğraf sanatçımız oldu.

Tabi hal böyle olunca,

Her şey ortaya saçılınca,

Bu sanat gelişeceğine yozlaştı!

Giderek kıymeti düşmeye

Sanatsal anlamda kof bir durumun ortaya çıkmasına neden oldu.

Şimdi bana diyeceksiniz ki;

Bu beleşleşme insanlar için bir hobi oldu mu?

Tabi ki evet.

Oldu, hem de çok güzel bir hobi oldu lakin hobinin de cılkınıçıkartıyorlar.

En tazesinden başlayacak olursak,

Geçen hafta Urfa Kalesinin yan, Çift kubbenin ön tarafı, çiftmağaranın yukarısından bir arkadaş, kayanın üzerinden atlayıp fotoğraf çekmekisterken,  dengesini kaybederek, 30-40metreden aşağıya düştü ve öldü.

Geride gözü yaşlı çocuklar, yüreği yaralı bir eş bırakarak ebediyetegöç etti.

Bir fotoğraf uğruna, adeta ölüme atlayarak, tanıyan tanımayan herkesinyüreğini yaktı.

Haber ulusalda, yerelde günlerdir konuşuluyor.

Bu çılgınlık öyle bir hal almış ki,

Geçmiş yıllardan da hatırladığım kadarıyla

Yine başka bir yerde, iki genç asfalt yolun ortasında, selfieçekerken,aracın altında kalarak can vermişlerdi.

Bu ve benzeri onlarca yüzlerce haber var basında, hangi birini sayalımki…

Onun için dikkatli olmak lazım,

Durduğun yeri, çekim yaptığı yeri,

Arkasını-önünü iyice kontrol etmek lazım,

Yoksa en ufak bir hata insanın hayatına mal olabiliyor.

Bir hiç uğruna,

Bir iki kare fotoğraf çekme uğruna,

Hayatı riske etmeye değmiyor.

Uyanık olmak lazım,

Hele ki yüksek yerlerde,

Özelliklede kalelerde, apartmanların balkonlarında ve yükseklik arzeden birçok yerde,selfie çekerken çok dikkatli olmak lazım çünkü kendiniçekeyim derken, yüzünü telefona dönüyorsun, arka tarafından bihaber oluyorsun,arkanda uçurumun olduğunu o anda unutuyorsun,

bu da büyük bir risk beraberinde getiriyor.

Face malzeme olayım derken,

feci ölüme malzeme olmamak lazım!

Tifitire malzeme olmak için yukarda tizik atmamak lazım

Twist atmamak lazım!

Duygularımız aklın önüne geçtiği andan itibaren, her şeyi ama her şeyiunutuyoruz!

Hele ki birileri yanımızda ise bu kız arkadaşımız veyaarkadaşlarımızın arkadaşları ise hepten hava atma moduna giriyoruz,

Allah korusun, feci bir şekilde ölüme davetiye çıkarabiliyoruz.

Anı yakalamak güzel ama

Ona-buna malzeme olmak, çok da güzel bir durumdeğil!

Dikkatli olmak lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6