Hepimiz bir coğrafyanın içinde dünyaya geliriz. Dünyaya bakışımızda soluduğumuz havanın, anlam vermeye çalıştığımız çevrenin çok büyük etkisi vardır. Davranışlarımızın pek çoğunda yaşadığımız coğrafyanın ağırlığı hissedilir. Yaşamla yüzleşmenin çeşitli şekillerini burada tecrübe ediniriz: Hayatla mücadele etmeyi, azmi, cesareti, korkmayı, saldırmayı ve teslim olmayı orada tecrübe ederiz. Önümüze engel koymayı ve engelleri aşmanın akla hayale gelmeyecek yöntemlerini bize öğreten yaşadığımız hayattır. Ondandır dünyaya gözlerimizi açtığımız yerde kişiliğimiz şekillenir. Doğduğumuz yer sayesinde kendimizi bir kimlik arayışının içinde buluruz. Bireysel anlamda tecrübe ettiğimiz fikirsel boşluğu yaşadığımız hayatta anlamlandırıyoruz.

Bir zaman diliminin içinde dünyaya geliriz. Fikirsel boşluğumuz da eylemlerimiz de bu zaman aralığında kendine bir mecra bulur. Zamanın ruhunda kavrulan fikirlerimiz bir zamandan başka bir zamana evrilir, her defasında dünyayı başka bir şekilde göstererek kendimizi tekrardan inşa etmemizi sağlar. Zaman, bizleri bir anlamda fikirsel bir yolculuğa çıkartır. Zamanın ruhunu boş vermek bütün gemileri yakmak gibidir.

Bazen bir karanlığın içine doğarsınız. Bazen de tam tersi bir durum olur; keyif ve güzelliğin içinde doğarsınız. Bu noktada, İbni Haldun’un “Coğrafya kaderdir” deyişini haklı çıkartır. Kısacası, yaşanılan çevre bize sunduğu imkânlarıyla hem baharı hem de sonbaharı yaşatan bir yapıya sahiptir. Kimileri şanslıdır, onlar yokluk nedir bilmez. Geriye kalanlar içinse yaşam adeta etrafı çevrili bir av konumundadır.

Gözlerimizi dünyaya açtığımızda bizi karşılayan bir hayatla karşı karşıyayız. Çocukluğumuzu yaşadığımız dünya basit bir şeydi, sağı solu belliydi. Dünya dediğimiz o kadar da kafa ağrıtacak bir şey miydi? Çocukluğumuzdaki dünya oyundu eğlenceydi. Şimdi ise yüzleştiğimiz dünya ilerde tadımızı tuzumuzu kaçıracak bir yöne doğru yol almaktadır. Hep güvende olmayı arzulayan insanoğlu, yeni arayışlara ve yeni stratejilere mahkûm olur.

İyi ya da kötü herkes gibi bir gün sen de bu duraklardan geçeceksin. Eğer bütün bunların bilincinde olarak bir adım daha ileriye atmaya gayretin, heyecan ve hevesin mevcutsa artık fark et ki sen fikirsel boşluğu doldurmuş yüksek bir varlık iddiasında bulunmayı hak ediyorsun. Yeter ki iradeni, kalbini ve eline tutuşturulan fırsatları zihnindeki anlam dünyasına eklemeyi bil. İşte o zaman, şimdiye kadar fikirsel bir boşluk gibi duran denklemleri güçlü iradenle hikâyene ortak edebilirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.