Ticari kaygılarla hazırlanan filmlerde devletle ters düşmek ve ideolojisinin felsefesini filme serpiştirmek pek akıllıca bir sinema projesi olmaz. Ticari kaygılarla hazırlanan sinema filmlerinde daha çok ideolojileri manipüle etme söz konusudur ve devletin istediği ya da hoşuna giden algı kodlamaları serpiştirilir. Böylece hem gişede halktan aykırı sesler yükselmez hem de devletle karşı karşıya gelinmemiş olunur.

Ticari kaygılarla yapılmış ideolojik temalı filmler genelde devrim ve aşk eksenli bir çizgiye hapsedilmektedir. Çok az sayıda aynı ideolojiden kadın erkek ilişkisine değinilere rastlanmaktadır. Daha çok örgüt elemanının, herhangi bir derdi ve kaygısı olmayan sıradan birine olan ilişkisine ve aşkına değinilmektedir. Böylece risksiz sularda gemiyi yüzdürmek kolaylaştığı gibi ideolojik düşüncenin ve illegal örgütlüğün saçmalığı dile getirilir. Böylece kahramanımız aşkla dolu bir yaşamın güzelliğini fark eder ve yıllardır kendisini adadığı davasından vazgeçer. Bu ilişkide sosyal hayat ve devlet üzerine diyaloglara yer verilmez. Dava ehli örgüt elemanının derdi bir türlü sinemanın ekranına yansımaz. Sadece devlete karşı silahlı mücadele verir. Neden, ne için sorularının hiçbirine yer verilmez. Âşık olduktan ve biraz da seviştikten sonra yaptığının yanlışlığını anlayıp aydınlanır ve halkın arasına karışıp normal bir hayata döner. Yeni hayatında da yaşadığı travmatik davranışlara ve sisteme karşı bir söylemin izine rastlanmaz. Filmin senaryosu o kadar gerçekçilikten kopuktur ki, izleyende hiç inandırılıcılık izi bırakmaz.

İdeolojik filmlerin, özellikle gişe çıkmış filmlerin gerçekliğini beklemek bir yanılgı olduğu gibi devlet karşıtı bir söylemin varlığını beklemek saflıktır. Aksine bir ideolojiye inanmanın saçmalığı süslenip seyirciye sunulur.

Gecenin Kanatları filminin de edindiği misyon yukarda izah ettiğimiz mantığın en iyi örneklerinden biridir. Ailesi polis tarafından teslim alınabilecekken infaz edilmesine şahit olan ve sonrasında ne yaşadığını bilmediğimiz Gece karakteri birdenbire karşımıza intihar bombacısı olarak çıkmasıyla ekran açılıyor. Yönetmenin ve senaristin bir örgüt elemanının hayatına dair hiç kitap okumadıklarının ya da araştırmadıklarının acı ifadesi hemen karakterlerde sırıtmaktadır. Örgüt elemanlığının bir mekâna girip çıkarken sağa sola bakma dışında hiçbir emaresinin görülmediği filmde nasıl bir örgüt anlayışı olduğunu anlayana aşk olsun. Ha bir mafya ha bir suçlu tavrı ha devlete karşı organize olmuş bir örgütün davranışları arasında hiçbir fark yok.

Gece’nin hiçbir erkek görmemişçesine kendisine ilgi duyan, hiçbir özelliği olmayan bir adamdan hoşlanması ve ölüme gitmeden onunla olması ne aşkla ne de kadın psikolojisi ile izah edilebileceği gibi, bu durumu bir örgüt elemanı üzerinden izah etmek imkânsız görünmektedir.

Aşk olmadan yaşamın anlamı, amacı olmaz ve hayattan zevk alınmaz mantığının merkeze alınmasıyla hareket eden film, Gece’ye hızlı bir aşk yaşatıp hayatın ne kadar da güzel olduğunu, yaşanılası bir dünya olduğunu ve hiçbir şey için ölmeye değmeyeceğini seyirciye anlatmaya çalışıyor. Aşk olmadan da hayatın güzellikleri fark edilebilir ve bu güzelliklerin gayet de tadına varılabilir. Yönetmene sormak lazım, aşk olmadan intihar bombacısını nasıl vazgeçirtebilirdi? Neden filmde felsefi ya da farklı düşüncelerin tartışmasına ve konuşmalarına yer verilmemiş? Aşk üzerinden örgüt baltalanabilseydi bugün aşk ve cinsellik yağmuru altındaki insanların devletlere gönüllü köle olması gerekirdi. İnsanlara, özellikle örgüt elemanlarına aşkı özendirip, yaptıklarının yanlış olduğunu izah etmek kadar komik bir durum olmasa gerek. Yine devlet karşıtlığını sevgisizliğin ve ailesi, akrabası devlet tarafından öldürülenler üzerine kurmak çok da gerçekçi nedenler görünmemektedir. Sevgi ile büyüyen herkes sosyal adaletsizliğe ve devletlerin sömürüsüne boyun eğer ve kabullenir anlayışının sakatlığını seyirciye yutturmaya çalışmak yönetmenin basiretsizliğidir.

Örgüt elemanları ya da illegal düşünenlerin algısını ne kadar etkiler bilinmez ama sıradan insanlara, insanlar aşksız, sevgisiz kaldıkları için devlet düşmanı oluyorlar algısını ve gündemini vermenin bir yolu olarak bu film görülebilir. İnsanlar, çoğu zaman insanların neden kendilerini öldürtmek istediklerini bilmez. Birçok neden aranır; ama tatmin edici bir cevaba varılamaz. Son dönem Amerika ve Avrupa filmlerinde insanların terörist olmalarını sevgisiz ve şiddet görmelerine bağlayan çok film çevrilmeye başlandı. Bunun reçetesi de âşık olmak ya da bir kadın, bir erkek bulmaktan geçtiği algısı verilerek, diğer birçok nedenin üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Amerikalılar Doğu kökenli teröristlerin varlığını benzer konulara hapsederek, kendilerinin Ortadoğu’da ne aradıklarını böylece kamufle ederler. Üstüne de içimizdeki bazı bağımsız hareket eden klikler yüzünden bu durum yaşandı, aslında bu devletin bir politikası değil şeklindeki alt metinlerle seyirciyi uyutmaya çalışırlar. Peki, bu başarılı oluyor mu? Üzücü ama fazlasıyla başarılı bir algı operasyonu olduğunu söyleyebiliriz. Salt siz suçlusunuz yerine araya biz de suçluyuz gibi layt diyaloglarla kendilerini masum göstermeyi başarıyorlar.

Gece’nin anne babası öldürülmeseydi Gece intihar bombacısı olmayacaktı. “Peki, Gece’nin anne babası neden illegal bir örgütün üyesi idiler?” sorusunun cevabını verecek daha cesur yönetmenlerimiz yetişmedi. Biz ise aşk meşkle militanları kurtarmayı hedeflemekteyiz. Aşkla meşkle insanların hayatın güzelliklerini anlamasını beklemekteyiz. Bu mantık liseli âşıklar için geçerli olabilir ama hayatın içinde boğuşan insanlar için geçerli bir anlayış olmadığını birileri yönetmenlerimize anlatması gerekiyor.

Konumuz aşk olunca filmin diğer çıkmazlarına değinmek istemiyorum ama aşka dair de doğru dürüst bir yaklaşımı da filmde göremediğimden üzerinde tartışılacak bir yön de yok. Neden aşk filmleri arasına bu yazı eklendi sorusu sorulabilir. Tek önemli gördüğüm kısım, yukarda değinmeye çalıştığım muhalifliğin aşkla bitirilebileceği anlayışının sürekli vurgulanmasıdır ki bugün için bu anlayışı toplumun bütün kesimlerinin filmlerle, dizilerle ve magazin programlarıyla sürekli gündemine getirilerek sosyal ve siyasi hayattan koparılmaya çalışılmaktadır. Eğer Gecenin Kanatları filminin misyonu nedir diye sorulursa verilecek tek cevap budur.

Filmin Künyesi:

Vizyon tarihi: 11 Aralık 2009

Yönetmen: Serdar Akar

Oyuncular: Beren Saat, Alper Kul, Murat Ünalmış

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.