Geçen gece bitirmem gereken bir yazı çalışmasıyla meşgul iken saat 12’ye yaklaştı. Biraz temiz hava alayım diye balkona çıktım. Ağız dalaşı yapan çocuk sesleri duydum. Dikkatle baktım ki yaşları 8-12 arasında değişen beş kişiydi, sokağın bir köşesinde duruyorlardı. Yüksek ve kaba seslerle güya sohbet ediyorlardı, sohbetlerini sık sık küfürle zenginleştiriyorlardı. Gecenin sessizliğinde çocukların sesleri net olarak geliyordu.

Düşündüm: bu yaştaki çocuklar için çok tehlikeli bir saatti. Aileleri niçin sormuyordu, gecenin bu vaktinde niçin sokaktan almıyorlardı? Hemen her gece bu tarz sesleri duyuyoruz. Demek ki çocuklarını sokağa salan, onlara sahip çıkmayan çok aileler vardı.

Ümmetini maddi-manevi tüm tehlikelerden korumaya çalışan, Kur’an tabiriyle “ümmetine düşkün” olan Peygamberimiz (ASV) asırlar önceden, anne ve babalara hitaben çocuklara yönelik sokak tehlikelerine karşı anne ve babaları şöyle uyarmıştır: “Güneş batıp gece karanlığı baş­ladığı yahut akşama girdiğiniz zaman çocuklarınızı dışarı çıkmak­tan men' ediniz. Çünkü şeytanlar o sırada dağılırlar. Geceden bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı evlerinize koyunuz. O za­man Allah'ın ismini anarak kapıları kapatınız..” (Buhari, Eşribe, 22, Hadis no: 5623.)

Hadiste, “şeytanlar o sırada dağılırlar” cümlesiyle Şeytanların çocukları etkileyebileceği ya da kötü amaçları için onları kaçırabilecekleri tehlikesine dikkat çekilmiştir. Çünkü “şeytanlar” tabirinden yalnızca ruhanî şeytanları değil, insî şeytanları da anlamak lazımdır. Savunmasız ve tehlikeleri fark edemeyen masum çocukları kötü emelleri için kaçıran ya da etkilemeye çalışan insafsızlar, şeytandan başka bir şey değildir.

Ruhani şeytanların tehdidi sadece vesvese ile ve manevi açıdan zarar vermekle sınırlı iken, insan olan şeytanlar ise manevi zararların yanı sıra çocukların dünya hayatını da tehdit etmektedir. Çocuklar aileye teslim edilmiş Allah’ın emanetleridir. Anne ve babalar onları her türlü tehlikeden korumakla mükelleftir. Bunun için anne ve babalar fıtraten gerekli duygularla donatılmıştır. Hayvanların anneleri bile yavrularını tehlikelerden korumak için çoğu kez güçlerini aşan bir harekete girişirler. Yavrusunu korumak için yüreksiz tavuğun, köpeğe karşı aslan kesildiği, saldırmak için tereddüt etmediği çok defa görülmüştür.

Durum böyleyken bir kısım anne ve babaların,  ailenin en değerli varlıkları ve geleceğin umudu olan çocuklarını gece vakti tehlikelere ve şeytanlara aldırış etmeden sahipsizce sokağa salıvermelerini anlamak mümkün değildir. Oysa insanlar, tavuklarını bile başıboş bırakmazlar; akşam olunca dışarıda bırakmazlar, hemen kümese sürerler; saksılarda ektikleri çiçeklerini dahi korumaya çalışırlar. Başıboş bırakılan bu çocukların tavuklar kadar değeri yok mudur? Ailenin ve toplumun çiçekleri olarak gördüğümüz çocukların nebati ya da plastik çiçekler kadar önemi yok mudur?

Zamanımızda sokaklar, çocuklara ilişkin çeşitli şeytani organizelerin yapıldığı, çocuk kaçırma, madde bağımlılığı gibi hayatı tehdit eden tuzakların ayyuka çıktığı yerler olmuştur. Hemen her gün, kaçırılıp bir daha izine rastlanmayan ya da cenazesi bulunan yürek dağlayıcı çocuk haberleri insanlıktan utandıran acıklı çocuk hikâyeleri gündemden düşmemektedir. Bütün bunlar, çocuklara yeterince sahip çıkılmadığını, bir kısım anne ve babalarının sorumsuz ve duyarsız olduğunu gösterir.

Çocukların şeytanların tuzağına düşmesi yalnız ailelerini değil, bütün toplumu zarara uğratan bir fecaattir. Bu nedenle aileler olsun toplum yöneticileri olsun herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Peygamber (ASV)’ın emrine itaat edildiği taktirde çocukların ve dolayısıyla toplumun korunacağı bilinmelidir.

GECEYARISI SOKAKLARDA ÇOCUK SESLERİ

Geçen gece bitirmem gereken bir yazı çalışmasıyla meşgul iken saat 12’ye yaklaştı. Biraz temiz hava alayım diye balkona çıktım. Ağız dalaşı yapan çocuk sesleri duydum. Dikkatle baktım ki yaşları 8-12 arasında değişen beş kişiydi, sokağın bir köşesinde duruyorlardı. Yüksek ve kaba seslerle güya sohbet ediyorlardı, sohbetlerini sık sık küfürle zenginleştiriyorlardı. Gecenin sessizliğinde çocukların sesleri net olarak geliyordu.

Düşündüm: bu yaştaki çocuklar için çok tehlikeli bir saatti. Aileleri niçin sormuyordu, gecenin bu vaktinde niçin sokaktan almıyorlardı? Hemen her gece bu tarz sesleri duyuyoruz. Demek ki çocuklarını sokağa salan, onlara sahip çıkmayan çok aileler vardı.

Ümmetini maddi-manevi tüm tehlikelerden korumaya çalışan, Kur’an tabiriyle “ümmetine düşkün” olan Peygamberimiz (ASV) asırlar önceden, anne ve babalara hitaben çocuklara yönelik sokak tehlikelerine karşı anne ve babaları şöyle uyarmıştır: “Güneş batıp gece karanlığı baş­ladığı yahut akşama girdiğiniz zaman çocuklarınızı dışarı çıkmak­tan men' ediniz. Çünkü şeytanlar o sırada dağılırlar. Geceden bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı evlerinize koyunuz. O za­man Allah'ın ismini anarak kapıları kapatınız..” (Buhari, Eşribe, 22, Hadis no: 5623.)

Hadiste, “şeytanlar o sırada dağılırlar” cümlesiyle Şeytanların çocukları etkileyebileceği ya da kötü amaçları için onları kaçırabilecekleri tehlikesine dikkat çekilmiştir. Çünkü “şeytanlar” tabirinden yalnızca ruhanî şeytanları değil, insî şeytanları da anlamak lazımdır. Savunmasız ve tehlikeleri fark edemeyen masum çocukları kötü emelleri için kaçıran ya da etkilemeye çalışan insafsızlar, şeytandan başka bir şey değildir.

Ruhani şeytanların tehdidi sadece vesvese ile ve manevi açıdan zarar vermekle sınırlı iken, insan olan şeytanlar ise manevi zararların yanı sıra çocukların dünya hayatını da tehdit etmektedir. Çocuklar aileye teslim edilmiş Allah’ın emanetleridir. Anne ve babalar onları her türlü tehlikeden korumakla mükelleftir. Bunun için anne ve babalar fıtraten gerekli duygularla donatılmıştır. Hayvanların anneleri bile yavrularını tehlikelerden korumak için çoğu kez güçlerini aşan bir harekete girişirler. Yavrusunu korumak için yüreksiz tavuğun, köpeğe karşı aslan kesildiği, saldırmak için tereddüt etmediği çok defa görülmüştür.

Durum böyleyken bir kısım anne ve babaların,  ailenin en değerli varlıkları ve geleceğin umudu olan çocuklarını gece vakti tehlikelere ve şeytanlara aldırış etmeden sahipsizce sokağa salıvermelerini anlamak mümkün değildir. Oysa insanlar, tavuklarını bile başıboş bırakmazlar; akşam olunca dışarıda bırakmazlar, hemen kümese sürerler; saksılarda ektikleri çiçeklerini dahi korumaya çalışırlar. Başıboş bırakılan bu çocukların tavuklar kadar değeri yok mudur? Ailenin ve toplumun çiçekleri olarak gördüğümüz çocukların nebati ya da plastik çiçekler kadar önemi yok mudur?

Zamanımızda sokaklar, çocuklara ilişkin çeşitli şeytani organizelerin yapıldığı, çocuk kaçırma, madde bağımlılığı gibi hayatı tehdit eden tuzakların ayyuka çıktığı yerler olmuştur. Hemen her gün, kaçırılıp bir daha izine rastlanmayan ya da cenazesi bulunan yürek dağlayıcı çocuk haberleri insanlıktan utandıran acıklı çocuk hikâyeleri gündemden düşmemektedir. Bütün bunlar, çocuklara yeterince sahip çıkılmadığını, bir kısım anne ve babalarının sorumsuz ve duyarsız olduğunu gösterir.

Çocukların şeytanların tuzağına düşmesi yalnız ailelerini değil, bütün toplumu zarara uğratan bir fecaattir. Bu nedenle aileler olsun toplum yöneticileri olsun herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Peygamber (ASV)’ın emrine itaat edildiği taktirde çocukların ve dolayısıyla toplumun korunacağı bilinmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6