Sınıflarda gençlerimizin önemli bir kısmı derslerde uyumayı bir alışkanlık haline getirmiştir. Yapılan uyarılar nedeniyle, uyumamak için yoğun çaba sarf etmelerine rağmen kendilerini uykudan alamadıklarını, derslerde sıkça uyuyakaldıklarını, bunun sonucu olarak da öğretmenin anlattıklarından istifade edemediklerini görüyoruz. Öğrencilerin okul başarılarını olumsuz yönde etkileyen bu durum, önemli bir sorundur.

Bir hastalık veya kullanılan ilacın etkisi gibi durumlar dışında, derslerde uykuya yol açan iki temel neden vardır: Birisi, anlatılanları anlamayıp sıkılmak; diğeri de gece uykusuz kalmış olmaktır. Anlamamak sıkılmayı, sıkılmak ise uykuyu getirir. Ama asıl önlenemeyen sorun, gece uykusuzluğudur.

Uyku, yeme-içme gibi insanın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Açlık ve susuzluk nasıl büyük bir sıkıntı ise, uykusuzluk da hayatı sıkıntıya sokan bir problemdir. Peygamber (ASV) uykusuzluğun bir eziyet ve meşakkat olduğunu bildirmiştir. (Darimî, Salat, 215, Hadis no: 1628)

Kur’an-ı Kerim, “O Allah’tır ki, geceyi sizin için elbise, uykuyu dinlenme, gündüzü de kalkıp çalışma zamanı yaptı.” (Furkan, 47) “Geceyi bir örtü, gündüzü geçiminiz için çalışma zamanı kıldık” (Nebe’, 10-11) ayetleriyle gecenin uyku ve dinlenme, gündüzün ise çalışma vakti kılındığını bildirmektedir.

Çağımızda teknolojik gelişmeler, merak uyandıran önemsiz şeylerin önemli sırasına geçmesi, vaktin kıymetini bilmeyip boşa harcamak, vakti ihmal etmek ve işleri zamanında yapmamak gibi nedenler, insanlarda özellikle gençlerde uykusuzluk sorunlarına yol açmıştır. Uyku zorunlu bir ihtiyaç olduğuna göre, gecelerin uykusuzluğu gündüz uykusuna sebep olur.

Gençlik, insan hayatında hararetli, heyecan ve hareketliliğin doruğa ulaştığı bir dönemdir. Bu nedenle uyumayı istemez. Bu yanlış tutum bir süre devam edince, alışkanlığa dönüşür ve artık bunu düzeltmek zorlaşır. Gece geç saatlere kadar uykusuz kalıp sabaha doğru uymak maalesef zamanımızın önemli bir hastalığı olmuştur. Gençlerin büyük bir kısmı, uyuması gereken zamanda uyumayıp herkesin uyanıp kalkması gereken bir zamanda, sabaha doğru uykuya dalmaktadır. Bu da gündüz işlerinin veya öğrenci ise derslerin aksamasına, daha da önemlisi, sabah namazının terk edilmesine neden olur.  Hiç bir iş, hiç bir faaliyet sabah namazından daha değerli olamaz. Bekçilik, güvenlik gibi mesleği ve mesaisi gece olmak zorunda olanlara bir diyeceğimiz yoktur ancak keyfi olarak gece uykusuzluğunu takınanların bundan kaçınması gerekir.

Bir kısım öğrenciler geceleri ders çalışmak için uykusuz kalırlar. Şunu belirtelim ki uykudan feragat edip gece çalışmanın ilim açısından hiç bir faydası yoktur. Ders çalışmak için en verimli olan, sabah namazını kıldıktan sonraki vakittir. Zihnin en açık olduğu vakit budur. Ancak gece uykusuz kalanların bu nezih sabah vaktinden istifadeleri mümkün olmaz.

Gecenin, sükûnetiyle beraber psikolojik olarak boğucu, sıkıntı verici bir yönü vardır. Bu açıdan dinginlik, ferahlık gerektiren ilmi çalışmalar için uygun değildir. Oysa sabah vakti, sis gibi ruhu kaplayan karanlığın verdiği boğuk ortamın dağıldığı ve manevi yönden nefesin açıldığı vakittir. “ve’s-subhiizateneffese” (nefeslendiği zaman sabaha yemin olsun..) (Tekvir, 18) ayetinin de işaretiyle, ders ve ilim çalışmaları için en uygun zaman sabah vaktidir.

Gençlerin gece uykusuzluğu sorunundan kurtulmaları için mutlaka gecesi ve gündüzü dengeli, hiç bir ibadetini aksatmayan olgun ve deneyimli bir büyüğünün himaye ve gözetiminde yaşamaları gerekir. Gündüz uykusunun bir dinlenme sayılmadığını, gece uykusunun önemini kavramaları zorunludur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.