Öne Çıkanlar KLASİĞİ seçim süreci bilgisayar desteği kültür ve turizm bakanlığı araç kaza yaptı

Ay Işığım iyiliği kurumsallaştırmayı başardı

RÖPORTAJ: HÜSEYİN ÖZKAN-İPEKYOL

Türkiye’de son yıllarda fakir ve muhtaçlara yönelik yardım yapan çeşitli dernekler, vakıflar boy gösterir oldu. Bazı dernekler vatandaşların dini, milli ve hissi duygularını sömürerek toplanan yardımları kendi çıkarları için kullanırken, gerçekten işin hakkını veren dernekler de yok değil. Urfa’da 2006 yılında birkaç tane hayırseverin girişimiyle öksüz ve yetim derneği olarak kurulan Ay Işığım Derneği, 230 yetim ve öksüz çocuğu giydirip başladığı iyilik yolcuğuna bugün daha kapsamlı ve daha kurumsal bir yapı ile ilerliyor. Yeni binasına taşınan dernek burada kurduğu eğitim salonları, giyim mağazası ve marketle ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatıyor. Her öksüz ve yetim ailesinin belli bir puanla alışverişlerini yaptıkları markette et sıfır puanla veriliyor. Ay Işığım Derneği Başkan Yardımcısı Murat Deveci’yle gezdiğimiz dernek binasında her şey sistemli olarak düşünülmüş. Öksüz ve yetimlerin yüzündeki mutluluğu görmenin ayrı bir duygu olduğunu belirten Deveci’yle derneğin çalışmalarını, vizyon ve hedeflerini, nereden nereye geldiklerini konuştuk.

 

Hüseyin Özkan: Ay Işığım Derneği’nin kuruluşuyla başlarsak nereden çıktı bu fikir? Nasıl bir araya geldiniz ve derneğin vizyonu ve misyonuyla ilgili neler söylersiniz?

Murat Deveci: Ay Işığım Derneği 2006 yılında kuruldu. Nasıl kuruldu? Urfa’da bildiğiniz gibi hafta sonları hepimizin arkadaşlarımızla oturduğumuz sıra geceleri olur. O sıra gecelerinde arkadaşlarımızla otururken fakirler, yetimler için ne yapabiliriz diye konuştuk. Bir bayram üstüydü. Kaç yetimi giydirebiliriz, kaç fakire yardım edebiliriz diye düşündük. Sıra arkadaşlarımızdan bazıları bir kişiye, bazıları iki kişiye yardım edebileceklerini söyledi. Orada 15-20 kişilik bir sayı alındı ve ‘bayrama kadar bir çalışma yapalım’ dedik. Arkadaşlarımıza, abilerimize, dostlarımıza böyle bir çalışmamızın olduğunu söyleyelim. ‘En azından bu bayram yetimleri sevindirelim, bunlara bir bayramlık giydirelim’ dedik. Böyle çalışmalar da geldi. Birkaç hafta geçtikten sonra bayramda 2006 yılında 230 tane çocuğa bayramlık giydirildi. 230 kişiye bayramlık giydirmek anlatılmaz bir duyguydu. O çocukların sevincini yaşamak gerçekten de insan çok farklı buluyor. Bu sevinci, bu mutluluğu yaşadıktan sonra biz bu işi daha fazla yapalım, biz bu işi daha da resmi hale getirelim diye Ay Işığım Derneğini kurduk.

 

Şu anda hangi aşamadasınız, sayı kaçı buldu?

2006’da 230 çocukla başlayıp en sonunda 2014 yılında 15 bin çocuğa ulaştık. 15 bin yetim çocuk giydirdik. Onun haricinde burs programlarımız var. Yetim çocuklara özellikle burs veriyoruz. Bursu kime veriyoruz? Aileye vermiyoruz. Hesabına da yatırmıyoruz. İlkokul öğrencisi, ortaokul öğrencisi, lise öğrencisi, üniversite öğrencisine burs veriyoruz. Bursları da ilkokul ve ortaokulda direkt olarak, örneğin Atatürk İlköğretim Okulunda bir öğretmen veya müdürle görüşüyoruz. Diyelim ayda 30-40 TL, her ne kadarsa oradaki rehber öğretmene veya müdüre veriyoruz. Bununla çocuğun okula gitme şevki de artıyor. Bizim burs verdiğimiz, baktığımız aileler hep yetim aileler. Günde 1 lira çocuğa harçlık verecek durumları da yok. Yani çocuğa verecek parası yok. Böyle olunca çocuk, ‘okula gideceğim ve öğretmenimden 1 lira para alacağım’ diyor. Bu bursa da ‘bir simit bir gazoz da sizden olsun’ kampanyasıyla başladık. Bizim bir tane yetim çocuğumuz vardı Atatürk İlköğretim Okulu’nda. Ben de Atatürk İlköğretim Okulunda okudum. Kantin falan hala aynı yerinde duruyor. Biz ne yapardık çocukluğumuzda? Zil çaldığı gibi hemen kantine koşardık teneffüslerde. O zaman da gazoz meşhurdu, simit meşhurdu ve hala da öyle. Hala ilkokullarda gazoz içiliyor. Ben bu çocuğu bir iki kere takip ettim. Gerçekten de muhtaç bir çocuktu. Günde 1 lira değil, 50 kuruş verecek dahi parası yoktu. Çünkü ekmeğe muhtaçlardı. Ben çocuğu takip ettim, herkes kantine giderken bir şeyler alıp önünden geçerken bu çocuk sırtını duvara bakıp sadece seyrediyordu. Bu çocuğun bakışı beni çok etkiledi ve ‘bir simit bir gazoz da sizden olsun’ kampanyasını başlattık. 30 lira olarak başlattık. 30 lira belki küçük bir para gibi gelebilir ama hafta sonlarını da çıkardığınızda günde 1 lira verildiğinde artı çocuğun silgi, kalem gibi diğer ihtiyaçlarını da karşılıyor.

 

Dernek kurma fikri daha çok resmi hale getirmek için miydi?

Resmi yapalım dedik. Hiçbir prosedürümüz eksik olmasın. Daha fazla aileye ulaşabilelim. İnsanlardan yardım topladığımızda gayri resmi olmasın. Valiliğin verdiği yetkiyle belgemiz olsun. Resmi olarak bağışlarımızı alalım diye derneği kurduk.

 

Peki, şu anda yardım alanlarınız nereyi kapsıyor?

Şu anda Urfa merkez. Urfa’da şu anda 2 bin 500 tane yetim aile var. Bizim birebir tespit ettiğimiz.  Bu ailelerin bin 250 tanesi muhtaç aile ve bizden yardım alan aile. Ve şu anda da yeni tespit edilen aileler gelmeye devam ediyor. Babasını kaybeden aileler oluyor. Muhtaç duruma düşen aileler oluyor. Bize tespit geliyor ve biz o tespitleri değerlendiriyoruz. Şu anda bin 250 sayımız marketten alışveriş yapan aile sayımız ama bu sürekli de devam ediyor. Onun dışında bizim ev şenlendirme projemiz var. Şu anda 40’ın üzerinde evi tamamen yıkıp yeniden yaptık. Biz aileleri gezdiğimiz için biliyorum. Bazen bakıyorsunuz evin kapısı yok, penceresi yok, tuvaletin kapısı yok, musluk yok. Yani yaşam tarzı kötü olan evler. Mutfağı örneğin çok kötü durumdadır. Mutfaklarını yıkıp, tuvaletlerini yıkıp, oturma odasını yıkıp veya gerekirse evin tamamını yıkıp yeniden onarıyoruz. İşte boyasıdır, badanasıdır, kapıları gerekirse değiştiriyoruz. Ev alma projemiz var.

 

Ev alma projesi nedir?

Çocukları küçük olan, anneleri evlenemeyecek durumda olan, çocukları küçük, kız çocuğu ağırlıklı, diyelim ki, erkek çocuk 3-5 sene sonra evi kurtaracak durumda olmayan ailelere ev alıyoruz. Evin tapusunu da kendilerine veriyoruz. Şu ana kadar 18 tane ailemize ev aldık ve tapularını kendilerine verdik.

 

Bağışları daha çok nasıl alıyorsunuz. Ayni mi, nakdi mi? Yurt içinden mi, yoksa yurt dışından mı daha çok bağış alıyorsunuz?

Bağışlar yurt dışından da geliyor, yurt içinden de geliyor. Şu anda insanlar gelip derneğimizi ziyaret ettiklerinde ve buradaki marketi gördüklerinde tabi ki, gıda yardımı yapıyorlar ama insanlar burayı gördüklerinde ‘ben size para vereyim, sizin ihtiyacınız neyse onu alın’ diyorlar. Çünkü ihtiyaçlar çok değişik olabiliyor. Biz haftalık ürünler temin ediyoruz. Temizlik malzemesi olsun. Diğer gıda ürünleri olsun. Genelde insanlar para olarak yardım ediyorlar. Ama isterlerse örneğin getirip 25 kilogramlık pirinci de bağışlayabilirsiniz. Biz de onu paketleyip ailelere dağıtabiliriz. Veya marketimize de koyabiliriz. Kanal Urfa’da televizyon programlarımız oluyor. Yurt dışından da bağışçılarımız ara ara bağışta bulunuyorlar. Özellikle yurt dışında bizi tanıyan ve Urfa’ya gelip derneğimizi gezen gurbetçi dostlarımız var. Onlar da belli dönemde aidatlar yatırıyorlar. Aylık mesela 50 avro yatıran var, 100 lira yatıranlar var. Bunun gibi bizim Urfa genelinde aidat veren gönüllülerimiz çok. Ayda 5 lira aidat veren de var, ayda 100 lira aidat veren de var. Ama sürekli aidat verenlerimiz var. Onun haricinde Ramazan ayında insanlar gelip burada zekatlarını verirler. Bizler de dağıtıyoruz.

 

Örneğin son yaşanan sınır dışındaki olaylardan sonra binlerce insan sığınmacı olarak geldi. Dernek olarak sizin bu konuda bir çalışmanız var mı?

Tabi ki. Bizim bu dernek binamızda mültecilere, Suriyelilere bakmıyoruz ama gönüllü sivil toplum kuruluşlarının birleştiği bir platform var. O platforma biz de üyeyiz. Bize gelen Suriye’yle ilgili yardımları oraya aktarıyoruz. Gelen eşyaları, nakit paraları da oraya aktarıyoruz. Oradan zaten dağıtımlar yapılıyor. Onlar bu işi yapıyorlar. Bizim de baktığımız, bize orada görev olarak verdikleri birkaç mahalle var. O mahallelerde Suriyeli ailelere biz bakıyoruz? Ne yapıyoruz? Diyelim ki, yatağa ihtiyaçları var, yastığa ihtiyacı var, buzdolabına ihtiyacı var, platforma gidip dağıtımını yapıyoruz oradan. Platformun içerisindeyiz ama derneğimizle dağıtım olmuyor.

 

Başka bir çalışmanız var mı bununla ilgili?

Allah kısmet ederse bizim yurt dışıyla ilgili bir çalışmamız var. Bu hafta sonu Afrika’ya gideceğiz. Orada katarakt ameliyatları, keçi projesi yetim ailelerimiz için ve su kuyusu projemiz var. Bunlar da bize gelen şartlı bağışlar. Yani Urfa’da Ay Işığım Derneği’ne öksüz ve yetimler için toplanan paraları biz oraya götürmüyoruz. Bunlar şartlı bağışlar. Sosyal medyada bundan bahsediyoruz. İnsanlara bunu anlatıyoruz. Kanal Urfa’da programda bahsediyoruz, insanlara anlatıyoruz. Geçen programlarda bunu anlattık. Burada güneş aşırı sıcak olduğu için insanlar katarakt oluyorlar. Orada insanlar zannediyorlar ki, 10-15 yaşına kadar gözü açık, ondan sonra gözü kör oluyor. Bunu kaderi sanıyor ama 100 dolar karşılığında o insanın gözü açılıyor. Çiftçi projesi aynen burada olduğu gibi yetim aileler orada tespit edilmiş. Üç tane süt keçisi bir aileye verdiğimiz zaman, süt zaten orada para da ediyor, o yetim ve muhtaç aile bir yıl sonra başka bir muhtaç aileye yardım edecek duruma geliyor. Nasıl geliyor? Bir teke, iki tane de keçi veriyoruz. Keçiler 6 ayda bir yavru yapıyor. Hem çoğalıyor hem de sütü para ediyor. O yüzden o aile de bir yıl sonra başka bir aileye yardım edecek duruma geliyor.

 

Ay Işığım Derneği’nin kurumsallaşması için önünüze ne gibi hedefler koyuyorsunuz?

Şu andaki hedefimiz Urfa içindeki tespitlerimizi bitirdikten sonra Urfa’nın ilçelerine geçmeyi düşünüyoruz. İlçelerdeki ve köylerdeki yetimlerimizi tespit edip, onlara da ulaşmak hedefimiz. Bunun haricinde bir yetim kompleksi yapmayı düşünüyoruz. Bu komplekste halı spor sahası, tenis kortu, futbol sahası, artı talebe yurdu, yanında camisi, Ay Işığım olarak böyle büyük bir tesis düşünüyoruz. Böyle bir arayış içerisindeyiz. Böyle bir şey de hedeflerimiz içinde var. Özellikle yetim çocuklarımızı oraya getirip, bilgisayarlarla orada zaman geçirmesi, halı sahada oynamaları, sosyal etkinliklerle orada zaman geçirmeleri sağlamak istiyoruz. Başka yerlere gitmemelerini, tinerci olmamalarını, özellikle orada zaman geçirmelerini hedefliyoruz.

 

Urfa’da herhalde böyle bir binaya sahip olan başka bir dernek yok. Bu avantajı nasıl kullanıyorsunuz?

Burada etüt salonumuz var. Burs verdiğimiz öğrencilerin eğitimlerine katkı vermek amacıyla etüt salonunda çalışmalarını yapıyorlar. Hafta sonu bu öğrenciler gelip dersleriyle ilgili çıktılarını alıyorlar. Konferans salonunda ailelere yönelik eğitim veriyoruz. Çocuk bakım eğitim, dini eğitim veriliyor.

 

Yani sadece yardım etmiyorsunuz?

Tabi sadece yardım değil. En son Şanlıurfa Halk Sağlığı Müdürlüğüyle kanser taramalarıyla ilgili yaptığımız görüşmelerde ailelere yönelik kanser tarama bilgilendirmesi yaptık. 6 ailemize erken kanser teşhisi kondu ve bunun da tedavisine başlandı şu anda. Erken teşhis konulduğu için doktorlar tedavilerine başladı.

 

Bir de giyim mağazanız var?

Giyim mağazamızda en son Ramazan Bayramında büyük bir etkinliğimiz oldu. 14 bin 303 tane çocuğumuza bayramlık giydirdik. Ayakkabısı, alt grubu, üst grubu, iç çamaşırı, kırtasiye ve oyuncağı dahil hepsini verdik. Sadece Ramazan’da bu 14 bin 303 çocuğun içerisinde yetim, öksüz ve muhtaç olan, nasıl muhtaç babası yatalak olan var, babası cezaevinde olan çocuklar ama muhtaç durumda. Biz o aileye Ay Işığım Derneği olarak o yardımı yapmazsak o çocukların boynu bükük kalacak, bayramlık alamayacak durumda olan çocuklarımıza bayramlık dağıttık.

 

Marketiniz var. Burada sistem nasıl çalışıyor?

Marketimizi gördünüz. Normal bir marketten çok farklı. Bir markette beyaz eşya veya zücaciye yoktur ama biz de her şey var. Aklına ne gelirse. Alışveriş listesini gördünüz. Çok değişik ürünler ihtiyaç olarak alınıyor. Örneği bir diş fırçası, bir diş macunu gibi temel ihtiyaçlar olabiliyor. Bazıları, ‘diş fırçası, diş macunu zekat olabilir mi’ diye sorabilir. Olur. Çünkü bunlar da ihtiyaç.  Temizlik malzemesi zekat olur mu, olur. Bunlar da gerçekten ihtiyaç. Biz bu tespit işini tamamıyla yapmadan önce 2 çocuklu ailemize de 5’er kilo kuru gıda veriyorduk, 10 çocuklu aileye de veriyorduk. Bir düzensizlik vardı. Onu da kaldırdık. Nasıl oldu? Herkesin bir puanı var. Aileye göre, gelirine göre puanı var. Geliyor buradan ihtiyacı neyse alıyor, gidiyor. Örneğin burada ilk dağıtımımızda çok iyi hatırlıyorum. Bizim farklı anılarımız oluyor. Ben bir tanesini sizinle paylaşayım. Marketi yaptıktan sonra bunu yaşadık. İlk dağıtımımızda 30 aileyi çağırdık marketten alışveriş yapsınlar diye. Marketin eğitimini de burada veriyoruz. Yine de dedik ki, ‘karışıklık olmasın.’ İlk dağıtımımız olduğu için biz de heyecanlıyız. Bir ablamız geldi. Yetim annesi. Kendisini tanıyorum. Bizden sürekli yardım alan bir aile. ‘Sizden bir şey rica edebilir miyim, iki tane çocuğum dışarıda alabilir miyim’ dedi. Biz çocukları izdiham olmasın diye içeri almadık. Şimdi zaten çocuklar da alınıyor. İki tane çocuğu vardı. Biri 7-8 yaşlarında, diğeri 5-6 yaşlarında yetim çocukları. Markette çocuklar için bir reyon yapmışız, çikolata, şeker bulunuyor.  Kadın iki çocuğunu markete o reyonun önüne getirdi ve çocuklara ‘ne istiyorsanız alın’ dedi. O çocuklara ‘ne istiyorsanız alın’ demesi, o çocukların sevinci benim aklıma şu getirdi. Demek ki, bu kadın şimdiye kadar çocuklarını bir markete götürüp, bir bakkala götürüp ‘ne istiyorsanız alın’ diyememiş. Bu içinde ukde olarak kalmış. Çünkü biz kendi çocukluğumuzdan bilirdik. Bakkalın önünden geçerken ‘anne bunu al’ derdik ve annemiz alırdı, babamız alırdı ama bunların alacak durumu da yok. O çocukların aldığı çikolata belki 5 liralık bir şeydi. İnanın bu çok farklı bir duygu. O anı yaşamak lazım.

 

Bağışta bulunmak isteyen vatandaşlara nasıl bir çağrıda bulunursunuz?


Adak ve akika kurbanlarımız il içinden ve il dışından da geliyor. Adak ve şükür kurbanlarınız varsa bize telefon da açabilirsiniz, derneğimize de gelebilirsiniz. 400 TL karşılığında vekâlet alıp kesiyoruz ve markette yetim ailelerimize sıfır puan olarak etlerimizi dağıtıyoruz. Yardım eden etmeyen herkesin gelip burayı ziyaret etmesini istiyoruz. Yardım etmesinler ama gelip burayı bir görsünler. Hayırseverlerimizi buraya bekliyoruz. Sadece gelip bir çayımızı içsinler. Burayı görsünler ve bizden de hesap sorsunlar. Bunlar nereden geliyor, nereye gidiyor, kime yardım ediyorsunuz diye sorsunlar. Her şey şeffaf bizim sistemimizde. Yani verilen 25 kilo pirincin 5 kilosunun, 3 kilosunun, 2 kilosunun kaç aileye gittiğinin anında raporunu verebiliriz.

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6