Öne Çıkanlar YERELGAZETE belediye özlem çelik urfanın fetö imamı esnaf

'DİNDE YERLERİ YOKTUR'

Kobanili mültecilere seslenen Emine Erdoğan:

Erdoğan, çadır kentte Kürtlere yaptığı konuşmada, “Yaşasın Türk, Kürt, Arap kardeşliği, yaşasın halkların kardeşliği” diyerek kardeşliğin de pekiştirilmesine vurgu yaptı

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, bir dizi temaslarda bulunmak üzere Şanlıurfa’ya geldi. Erdoğan’ı, GAP Havaalanında Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç ve eşi Turan Güvenç,  Vali İzzettin Küçük ve eşi Ayşe Küçük, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ve diğer protokol üyeleri karşıladı. Erdoğan ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam da Şanlıurfa’ya geldi. GAP Havaalanından karayolu ile ayrılan Emine Erdoğan ilk etapta Tülmen Kırsal Kalkınma Kooperatifinin açılışına katılarak, açılışı gerçekleştirdi. Tülmen Kırsal Kalkınma Kooperatifindeki kadınlarla bir süre toplantı yapan Emine Erdoğan, daha sonra kooperatif bünyesinde yetiştirilen kuzularla ilgilendi. Burada Erdoğan’a kooperatif yetkilileri tarafından bir kuzu hediye edildi.

Turan Güvenç, Ayşe Küçük ve Milletvekili Zeynep Karahan Uslu tarafından Erdoğan’a kooperatif hakkında bilgi verilmesinin ardından beraberindekilerle Suruç İlçesinde yer alan 35 Bin kişilik yeni yapılan Suruç Konaklama Tesisinin açılışını gerçekleştirmek üzere ayrıldı.

 

‘TOPLUM OLARAK GÖÇE MARUZ KALMALARININ HESABINI VERMELİYİZ’

Suruç’ta, Kobanililerin barındığı çadır kentin resmi açılışı dolayısıyla düzenlenen programa, Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Fuat Oktay'ın yanı sıra çok sayıda milletvekili, bürokrat ve sivil toplum kuruluşunun temsilcisi katıldı. Erdoğan, burada yaptığı ve tercüman aracılığı ile Kürtçeye çevrilen konuşmada, savaşlarda en fazla zararı çocukların gördüğünü ve sokaklarda oyun oynaması gereken çocukların savaşın ortasında kalmasının izahının mümkün olmadığını söyledi. Erdoğan, savaşın çocukların hafızasında derin izler bıraktığını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Sokaklarda oyun oynaması gerekirken neyin kavgasını verdiğimizi ve çocuklarımıza oturup izah etmemiz gerekir. Sabahları neden bomba sesiyle uyandıklarını mermilerin onlara nasıl yakın olduğunu açıklayacağımızı bulmamız gerekir. Çocukların küçük bedenlerinin savaşın ağır yükünü nasıl taşıyacaklarını kendimize sormamız gerekir. Savaş en çok çocukları vuruyor. Sadece oyunlarını ve oyuncaklarını elinden almıyor, geleceklerini de elinden alıyor. Çünkü savaş en çok onların hafızasında iz bırakıyor. Savaşta çocuk olmak çocukluğunu yaşayamamak demektir. Dünyanın büyükleri olarak bunun hesabını vermek zorundayız. Uluslararası toplum olarak bu insanların başka ülkeye göç etmelerinin hesabını vermemiz gerekir.”

 

‘TÜRKİYE MİSAFİRİNE KAPISINI TEREDDÜTSÜZ AÇTI’

“Hanımefendiler beyefendiler, Ortadoğu'nun yangın yeri olduğu bir coğrafyada, işte bu sorumluluk duygusu içerisinde ülkemize hoş geldiniz demek istiyorum” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Lütfen bu karşılaşmayı misafire ev sahibinin tereddütsüz kapıyı açması olarak kabul edin. Çocukların masumiyetini kadınların içine akıttığı gözyaşını görürüz, ahlak ve medeniyet anlayışı bunu gerektirir. Çocukları bombaların altında bırakamayız, kadınları umutsuzluğa babaları çaresizliğe terk edemeyiz. Türkiye bu felsefeyle kapıları ardına kadar açtı.”

 

‘ÜLKEMİZ BİR KARDEŞLİK YURDUDUR’

Çadır kentteki sığınmacıların şehirleri normale dönene kadar Türkiye'de en iyi şekilde ağırlanmaya devam edeceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin farklı etnik kökendeki insanların huzur içerisinde yaşadığı bir ülke olduğunu anlattı. Erdoğan, Türkiye'nin dört yıldır Suriyeli ve Iraklı mazlumlara yardım elini uzattığına değindiği konuşmasında şunları kaydetti: “Kobani halkı yada Ayn el Arap halkı şehirleri yeniden imar edilene kadar bizim misafirimizdir. Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle ülkemiz bir kardeşlik yurdudur. 100 yıl önce bu topraklar kardeş halkların vatanıydı. Bugünde aynı düşünceyle dil ve din ayrımı yapmaksızın kapılarımız tüm mazlumlara açıktır. Elbette evlerinizde olduğunuz kadar sizleri rahat ettirmeyebiliriz. Çocukların hayalinde kendi kaldırımlarında oynamak, kadınların hayalinde evlerinde uyanmak, erkeklerin aklında her sabah kendi tezgahlarını açmak vardır.  Bunu sizin kadar bizde isteriz fakat ne yazık ki savaş ve terörden beslenenler oldukça uluslararası toplum bunu destekledikçe, bu realiteyle yüzleşmek zorundayız.”

 

‘DİN ADINA TERÖR ESTİRENLERİN DİNDE YERİ YOKTUR’

Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin 2013 yılında bütçesinin önemli bir kısmını ülkedeki misafirlerine ayırdığını belirtti. Türkiye'nin dünyanın neresinde olursa olsun her mağdura el uzatmaya çalıştığını ifade eden Erdoğan, açılışı yapılan kampın bunun en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Erdoğan, dünyanın en modern kamplarından birisinin Suruç'ta açıldığına değinerek, başta AFAD olmak üzere tesisin faaliyete geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Erdoğan, sığınmacıların savaş yükünün hafifletilebilmesi için yoğun çaba gösterildiğini belirterek, şöyle konuştu: “Din adına terör estirenlerin, insanları yurtlarından eden hesapların dinde yeri yoktur, insanlık vicdanında yeri yoktur. Dünya'da insan hakları örgütlerinin sınıfta kaldığı, çocuk haklarının hükümsüz kaldığı Ortadoğu'da bu çadır kent insanlık vahasıdır. Suriye'de 5'inci yılına giren savaşta 300 bin insan ölmüş 7 milyon insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. 17 bin çocuk hayatını kaybetmiş 375 binden fazla çocuk yaralanmış 19 bin çocuk ise en az bir organını kaybetmiştir. Benzer şekilde Gazze’de 490 katledilirken 300 bin çocuk yaralanmıştır. Türkiye hiçbir karşılık beklemeden sığınmacılara yaptığı yardımlarla dünyanın en büyük cömert ülkesidir.”

 

‘SURUÇ ÇADIR KAMPI HALİL-ÜL RAHMAN SOFRASIDIR’

Dünya'daki birçok ülkenin Suriye savaşında duyarsız kaldığını vurgulayan Erdoğan, Avrupa'nın yalnızca 130 bin Suriyeli'ye kapısını açtığını söyledi. Erdoğan, Avrupa'nın çok kültürlülük sıfatını hak etmediğine dikkati çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu tavırla çok kültürlülük sıfatını hak eder mi dersiniz üzgünüm... Bütün uluslararası yardım kuruluşlarıyla dünya bu insanlık sınavını kaybetmiştir. Gösterişli halkla ilişkiler taklitleri, bu değer yoksunluğunu asla örtmemektedir. Türkiye gerçek bir yardımseverlik ruhunu devam ettirmektedir. Bütün bu yapılanlar, önce insanlık adınadır ama aynı zamanda aynı kültür coğrafyasında halka halka geliştirdiğimiz kültürel dostluklarında göstergesidir. Uzak değil bundan bir asır önce aynı devletin çatısı altında Kürt, Çerkez, Arap, Roman, Arnavut kardeşlerimize vefa borcumuzdur. Bu büyük insanlık hareketinin Hz. İbrahim’in şehrinde vücut bulması ayrıca manidardır. Suruç çadır kampı bu yönüyle bir Halil-ül Rahman sofrasıdır. Mayasında ekmeğini mazlumlarla paylaşma ruhu bulunan milletimiz Halil İbrahim bereketine sahiptir. Burada devletimizin bu yolda yüce bir gönüllülükle bütün sivil toplum kuruluşlarına ve milletimize teşekkür ediyorum. Ülke çapında köylerden kentlere kadar her yerde ekmeğinizi paylaştınız, onlara kol kanat gerdiniz.

 

‘YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ’

Erdoğan, sığınmacıların kendi ülkelerinde ve sıcak yuvalarında olma arzusu içerisinde olduğunu bildiğini ancak bu arzunun şuanda gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Dünyanın mazlum ve zalimlerin birlikte yaşamak zorunda olduğu geçici bir yer olduğunu dile getiren Erdoğan, bu süreçte herkesin elinden geleni yaptıktan sonra sabır ve dua etmesi gerektiğini anlattı. Erdoğan, Suriye'de, Irak'da, Filistin'de ve insanlığın dirilişine yeniden ihtiyaç duyulan bütün coğrafyalarda çatışmaların bir an önce durmasının en büyük arzusu olduğunu aktardı. Bu insanlık dayanışmasının dünyaya örnek olduğunu aktaran Erdoğan, bunun için güçlü siyasal iradeye, devletimize bütün enerjisiyle hiç durmadan çalışan kuruluşlara teşekkür etti. Erdoğan, savaş sürecinin ardından Türkiye'nin misafirperverliğinin unutulamayacağını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Savaşın içerisinden çıkıp gelen çocuklar, uzanan yardım eliyle, şiddet dolu dünyada güvenli limanların da olduğunu görme imkanına kavuşmuşlar. Bugünler geçip gittiğinde sığınmacıların Türkiye'de gördükleri insani muamele eminim ki hafızalarında hiç silinmeyecektir. Çadır kent sakinlerine seslenmek istiyorum, sizler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin emanetlerisiniz. Bugünler kardeşliğimizi pekiştirecek, kültürel ortaklıklarımızı daha da güçlendirecektir, yaşasın Türk, Kürt, Arap kardeşliği yaşasın halkların kardeşliği.”

Erdoğan, Kürtçe tercümenin tamamladığı konuşmasının ardından iki çadırı ziyaret ederek, burada kalan sığınmacılarla sohbet etti. Yakından ilgilendiği çocuklara hediye dağıtan Erdoğan, sığınmacılarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Erdoğan, basına kapalı olarak Suriyeli Kürtler ile aynı sofrada yemek yedikten sonra kamptan ayrıldı.

 

Şanlıurfa’daki temaslarına akşam saatlerinde de devam eden Erdoğan ve beraberindekilerin gece Ankara’ya dönmesi bekleniyor. (AA)

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6