Öne Çıkanlar karaköprü vatan 1 urfa YERELGAZETE

Gençler İslami değerlere önem versin

 

“Gençler İslami değerlere önem versin”

Şanlıurfanın uzun yıllardır tek ‘Kıraat-ı Aşere ilmine sahip Kurra Ali Bayar, İpekyola konuştu… Hayatını gençlere adayan Kurra Ali Bayar, ırkçılıktan uzak İslami bir gençliğin yetişmesi gerektiğine değinerek, kendisinin İslami değerleri önemseyen bir gençlik yetiştirme hayali olduğunu, ancak sağlık durumunun buna elverişli olmadığını anlattı. Gençlere kendi durumlarını gözden geçirme tavsiyesinde bulunan Kurra Ali Bayar, alimlerin, hocaların ve gençlerin aşkının, sevgisinin, çabasının İslami değerleri önemseyen bir gençlik teşkilatı oluşturmaya yetebileceğini söyledi

 

 

NİÇİN KURRA MOLLA ALİ BAYAR?

 

Ali Bayar, Şanlıurfada mütevazi ama bir o kadar önemli bir ilim insanı. Modern disiplinlerin popüler olduğu bir zamanda klasik İslam ilimleri alanında özverili bir çaba sarf ederek medreseyi ihya etme gayretinde olan bir ilim insanı… Arapça gramer, kıraat ilimleri, Farsça, Osmanlıca ve metin okumaları alanında medresede öğretim faaliyetleri yaptığı için Kurra Molla Ali Bayar ile konuştuk…

 

KURRA MOLLA ALİ BAYAR KİMDİR?

 

Şanlıurfanın merkeze bağlı Kanğıllı köyünde dünyaya gelmiş olan Molla Ali Bayar 11 çocuk babasıdır. İlk derslerini babası olan Molla Mahmut Efendinin yanında okudu. Daha sonra Şanlıurfadaki eski Gümrük Hanı Camii İmam Hatibi ve Müderrisi Molla Ahmedden nahv derslerini almaya başladı. Kurra Hafız Muhammedden, Molla Abdulhamidden, Molla Said Tekinden çeşitli ilim dallarında tedrisatını tamamlamaya çalıştı.

İlim tahsili için Urfa dışına çıkan Molla Ali Bayar, Gercüşte Seyyid Kurra Hafız Hüseyinden mantık ve Kıraat-ı Seba dersleri aldı.

Kurra Molla Ali Bayarın neşredilmiş çalışmaları arasında; İbn-i Cezerinin Mukaddimesi, resme dair (Kuranın Yazılış şekline dair), Mevridüz-Zaman, Farsça olan Pend-i Atar ve Şatibiyye metninin tercümeleri bulunmaktadır.

Kurra Molla Ali Bayar, şuanda Hafız Kasım Sezer öncülüğünde kurulan ve gençlere hizmet veren medresede Arapça tedris veriyor, ayrıca hem Kıraat-ı Aşere hem de sarf nahv ilmini öğretiyor.

 

Nusret Salih: Seyda, rahatsız olmanıza rağmen bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz size. İlk önce ilme ve kıraate olan ilginizi merak ediyoruz. Nasıl başladı bu ilim ve kıraat aşkı?

 

Seyda Ali Bayar: Biz köyde yaşarken merhum babamdan etkilenmiştim. Bu sevginin asıl başlangıcı köye dayanır. Daha sonra babamdan sarf dersleri almaya başladım. Kıraat ilmine ilgim de o vakit başladı. Medresedekilere sordum “acaba ne kadar sürede kıraat ilmini tahsil edebilirim” diye. Üç yılda bu ilmin hadimi olabileceğimi söylediler. Sarf ve nahiv okurken kıraat dersleri de almaya başladım. Üç senede sarf, nahiv ve kıraate dair ilim tahsil ettim. Daha sonra Mardinin ilçesi olan (şimdi Batmana bağlı bir ilçe) Gercüşe gittim. 6-7 ayda Kıraat-ı Sebayı tamamladım.

 

N.S. : Seyda Kıraat-ı Seba ve Kıraat-ı Aşereden bahsedilir. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?

 

Seyda: Kıraatın farklı olanların toplamı yedi olduğundan buna Kıraat-ı Seba denilmiştir. Bunlara üç okuyuş şekli daha eklenilmiş haline ise Kıraat-ı Aşere denilmiştir.

 

N.S. : İlim öğrenme yolunda ne gibi zorluklarla karşılaştınız Seyda?

 

Seyda: Aslında aşk ve sevgi bütün zorlukları kolaylaştırmaktadır. Bundan dolayı ben derim ki hiçbir zorlukla karşılaşmadım. İlim yolundaki eziyetler aşkla, sevgiyle hafifleşir. Bütün engeller Allahın yardımıyla aşılır.

 

N.S. : Kendilerinden ilim tahsil ettiğiniz Seydalarınızdan, Üstatlarınızdan bahsedebilir misiniz?

 

Seyda: Babamdan sarf dersleri almaya başlamıştım. Sonraları babam şehre gelirken beni de yanında getirmeye başladı. Gümrük hanında Molla Ahmet vardı. Onun yanına giderdik. Benim de medreseye devam etmemi istiyordu. Fakat ben köyden uzaklaşmaya dayanamıyordum. Bir yandan da derslere gelmek istiyordum. Geldim derslere devam ettim…

Kurra Hafız Muhammedden Tecvid dersleri ve Farsça metinler okudum. Bir de Molla Abdulhamidden Gayetul İhtisardan fasıla okudum. Urfa dışında Molla Said Tekinden, -ki sonra Molla Said Urfaya gelip yerleşti-, Seyda Seyyid Kurra Hafız Hüseynden Kıraat dersleri gördüm. Ve daha başka müderrislerden istifade ettim Allahın izniyle…

 

N.S. : Seyda yıllardır Urfada ilim öğretiyorsunuz. Gençlerin ilme rağbeti nasıl?

 

Seyda: Çarşıdaki medresemize gelen epeyce bir talebe vardır. Bunların bir kısmı yatılı olarak kalmaktadır. Bir kısmı da ders saati medresede olup sonra ayrılmaktadır.

 

N. S. : İslami gençliği nasıl buluyorsunuz Seyda? Tavsiyeleriniz nelerdir?

 

Seyda: İslami gençlik önemlidir. Fakat İslami gençliğin bir kısmını ırkçılığa müptela ettiler. Irkçılık büyük bir taassuptur. Bir insan ırkçı oldu mu haksızlığı hak, hakkı haksızlık yapabilmektedir. Ben Milli Gençliki önemsiyorum. Irkçılıktan uzak İslami bir gençlik önemlidir. İslami değerleri önemseyen bir gençlik lazımdır. Gençlerin kendi halini bir gözden geçirmesi gerekir. İslamla bir ülfetini yoklaması gerekir.

 

N.S. : Rahle-i tedrisinizden bir çok insan geçti. Geriye dönüp baktığınızda sizi en çok sevindiren nedir?

 

Seyda: İlim tahsil etmiş olan Feqilerin bir kısmı talebe okutmaktadır. Bir kısmı da şu anda boştadır. Kıraat sahibi talebelerimiz bu ilmin devam ettiricileridir. Bunlar güzel işlerdir…

 

N.S. : Urfa dışında ilim tahsil ettiğiniz illere dair önemsediğiniz anılarınızdan bahsedebilir misiniz?

 

Seyda: (Burada duygulanıyor, ağlamaklı bir hal alıyor.) Gercüşte kıraat okumaya gitmiştim. Talebelere Feqi deniliyor. Feqilerin yatması, yemesi, barınması köydeki halkın üzerindeydim. Derike gittim. Kış ayının karlı bir günüydü. Derike bağlı bir köye vardığımda köyün dışındaki bir evin kapısını çaldım. Kapıda benim kim olduğunu soran evin hanımına Urfadan gelen bir Feqi olduğumu söyledim. Feqiye çok önem veriyorlardı. Beni içeriye aldı. O gece beni evde ağırladılar (Adeta boğazı düğümleniyor anlatırken). Feqilere çok kıymet veriyorlardı. Yine bir evin kapısına vardım. İnek sağan bir kadının yanına vardım. Beni görünce sordu. Feqi olduğumu anlayınca kızına ihtiyaçlarımı karşılamasını işaret etti. Neyse vakit geçmesine rağmen benim hala orada olduğumu gören kadın kızına seslendi: “Feqiye kurban olasın he valla. Niçin hala Feqiyi burada tutuyorsun.”

 

N.S. : Sizi duygulandırdık Seyda. Hakkınızı helal edin. Seyda hayatınızda keşke bunu da yapsaydım dediğiniz bir şey var mı?

 

Seyda: Medrese ile beraber medresenin dışında gençlik teşkilatını kurmak istedim. İslami gençlikten oluşmuş bir gençlik hareketi olsun istedim. Fakat benim sağlık ve sıhhatim buna yetmedi. Allah nasip etmedi.

 

Pala: Seyda bundan sonrası için bir umut yok mu, böyle bir gençlik teşkilatı olamaz mı?

 

Seyda: Benim için mümkün değil. Çünkü şu anda sağlığım sıhhatim el vermiyor. Fakat böyle bir şeye ihtiyaç vardır. Alimlerin, hocaların, gençlerin aşkı, sevgisi, çabası böyle bir teşkilat oluşturulabilir, çalışmakla olabilir.

 

N.S. : Seyda babanız Molla Mahmud da bir müderristi. Ondan biraz bahsedebilir misiniz?

 

Seyda: Babam Gümrük Hanındaki Molla Abdulhamidin yanına giderdi. Şehre gittiğinde benim de oraya gidip ders almamı isterdi. Bir gün halk partili biri (CHP) babama “Yahu Molla siz niye bizi desteklemiyor ve sevmiyorsunuz” dedi. Babam da “Siz camileri ahıra çevirdiniz. Buğday ambarlarına ve harabelere dönüştürdünüz.” deyince halk partili de “Buğday, arpa Allahın nimeti değil mi? demiş. Babam da “Buğday ve arpa Allahın nimeti de bu eşekler neyi nesi?” demiş.

 

Pala: Seyda Urfada medreselerden bahsedilir. Bunlar nerededir. Sizin döneminizde hangi medreseler vardı?

 

Seyda: Gümrük Hanında Molla Arap Ahmet, Molla Abdullah, Molla Abdulhamid vardı. Hasanpaşa Camisinde, Rızvaniyede, Ömeriye Camiinde ve daha pek çok camide caminin hücresinde ders okutulurdu.

 

Pala: Dergah Camiinin yatılı medresesinin tarihi eskilere dayanır mı, Seyda?

 

Seyda: Dergahtaki medresenin yatılı kısmı Dergah Camiinin büyük inşaatının tarihiyle eştir. Yani çok eskilere dayanmaz.

 

Pala: Seyda Urfadaki müderrisler ve feqiler Urfanın içinden mi yoksa dışından mıdır?

 

Seyda: Bir kısım müderrisler dışarıdan gelmiştir. Talebelerde Urfanın çevresinden ve içinden gelirdi. Molla Derviş, Molla Said ve daha bir çoğu dışarıdan gelmiştir.

 

N.S. : Seyda bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Sizi yorduk hakkınızı helal edin.

 

Seyda: Estağfurullah. Allah sizden razı olsun…

 

 

KURRA NEDİR VE KİME KURRA DENİR?

Malumunuz odur ki kurra kelimesi Kâri kelimesinin cemidir ve ıstılahî anlamı itibarıyla Kuran-ı kerimin kıraatlerini zapt etmiş kişi anlamına gelir. Yani bu kelimeyle efendimizden kıraat rivayet edebilme yetkisine sahip mutehassıs hafızlar kastedilir. Herhangi birinin kurra sıfatına sahip olabilmesi için o şahsın;

 

1. Mükemmel derecede hıfzının olması,

2. 10 kıraatin tamamını imam, ravi ve tarikleriyle birlikte zaptetmiş olması,

3. Kıraatleri nakletme yetkisi olan bir mukriden icazet almış olması,

4. Kıraatlerin hüccetlerini değerlendirebilecek kadar Arap dili gramerine vakıf olması,

5. Hatt-ı Mesahif-i Osmaniyi biliyor olması,

6. İhtilaf-ı Mesahif-i Osmaniyi bilmiş olması,

7. Tecvid ve Tashih-i Huruf ilimlerine vakıf olması,

8. Tefsir ve Ulum-u Kuran alanlarına aşina olması,

9. Köklü kıraat literatürünü oluşturan tasnifleri okuyup bellemesi,

10. Rivayet edeceği kıraatleri mükemmelen temyiz kabiliyet ve zekasına sahip olması

11. Ve en nihaye ilmiyle amil müttaki bir zat bulunması elzemdir.

 
/ 

 

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Biçare hafız 2 yıl önce

Başımız sağolsun .
Yer ağlasın gök ağlasın .