Öne Çıkanlar meclis başkan vekili tepkilere cevap verdi nihat kılıç Şanlıurfa eğitim

MAZLUMDER'de Çözüm Süreci semineri

İnsan Hakları, Kürt Sorunu ve Çözüm Süreci’nin ele alındığı seminerde konuşan Delebe, “Kütlerin anadilde eğitim hakkı gibi doğuştan gelen kimi temel haklarının verilmesi için Türk tarafının ikna edilmesi gerektiği söylenir. Böyle bir yaklaşım doğru bir yaklaşım mıdır? Yani Bir halkın doğuştan gelen en temel ve insani haklarının verilmesi, bir başka halkın inisiyatifine ve rızasına bağlanabilir mi?  Elbette hayır. Her halk gibi, Kürtler de anadilde konuşma, anadilde eğitim alma, dilini, kültürünü, folklorunu geliştirme, tarihini bilme, öğrenme, kendi yönetimine sahip olma vs. gibi doğuştan gelen bütün haklara sahip olmalıdır. Bu haklar tarihi süreç içerisinde egemen devletler tarafından gasp edilmiştir.” dedi.

 

‘ÖNEMLİ OLAN İNSANLARIN MUTLULUĞUDUR’

Kimi insanlarda ‘ne kadar taviz verirsen o kadar isterler…’ mantığının hakim olduğunu kaydeden Delebe,şöyle devam etti: “Pek tabi bu insani ve ahlaki bir yaklaşım değildir. Bir halka sahip olduğu hakların verilmesi bir lütuf değil, bir zorunluluktur. Ha şayet bir halk bir başka halktan ayrılmak isterse bunun önüne geçmek mümkün değildir. Ve talep olması halinde de bunun gerçekleşmesi de son derece doğaldır. Burada önemli olan insanların mutluluğudur. İnsanlar nasıl mutlu olmak istiyorlarsa öyle davranabilirler. Örneğin 1993 yılında Çekoslovakya devleti tek kurşun dahi atılmadan, tamamen anlaşma zemininde Çek Cumhuriyeti ve Slovenya olmak üzere iki devlete bölündü.Ancak benim şahsi kanaatim bölünme her iki halka da yarar ve mutluluk getirmez. Amiyane tabiri ile artık et ve tırnak gibi olan iki halk vardır. Örneğin 4 milyon civarında melez nüfus olduğu tahmin edilmektedir. Bölünme halinde bir tarafı Kürt, bir tarafı Türk olan bu 4 milyon insan ne olacak? Bu insanlar hangi tarafta kalacak? Bu bakımdan ‘bölünme paranoyasının’ artık aşılması gerekir.Tam da bu noktada bir hususun altını çizmek istiyorum. Hani çoğu kez zikredilen; ‘aslında Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur, bir Türk sorunu vardır’ şeklinde bir tespit vardır. Bu önermede ileri sürülen fikir, ‘algı ve kabul’ kelimelerinde yatar. Zira Kürt sorununun çözülmesi yolundaki en büyük engellerden biri kuşkusuz ‘Türk kamuoyunun’ ikna ve razı olma sorunudur. Gelen her siyasi iktidar, milliyetçi oyları kaybetmemek adına, Kürt sorunun çözülmesi için gereken cesur adımları atmaktan imtina etmiştir. Zira gerek milli eğitim sistemi, gerek medya gerek sivil toplum kuruluşları ve gerekse de cemaatler tarafından yıllardır kamuoyuna ırkçılık empoze edilmektedir. Kamuoyu Kürtlere doğal haklarının tanınması bakımından olabildiğince şöven bir çizgiye çekilmiştir. Böylece sorunun çözümü yıllar yılı hasıraltı edilmiş ve ertelenmiştir. Ancak sunumumun başında da izah ettiğim gibi bir halkın en temel insani haklarının verilmesi, bir başka halkın rızasına bağlanmayacak kadar acil ve elzemdir.”

 

Seminer, MAZLUMDER üyelerinin sordukları soruların yanıtlanmasının ardından son buldu. (ALİ DEMİR/İPEKYOL)

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.