UA-89691712-1
Öne Çıkanlar kuvaytliler chp istanbul adayı 3 ilçe sulara kapıldı kpss sonuç

MAZLUMDER'de Ombudsmanlık semineri verildi

MAZLUMDER Şanlıurfa Şubesi binasında her cumartesi devam eden seminerin bu haftaki Ombudsmanlık Ana Yurduna Dönüyor konusu olurken, seminer sunumunu yapan Mehmet Akbaş,  seminerde tarihte Ombudsmanın Osmanlı’dan esinlenildiğini ve Demirbaş Şarl’ın bu kurumu Kadı-ul Kudat kurumunu model alarak İsveç’te uygulamaya başlattığını anlattı. Önce İskandinavya ülkelerine sonra Avrupa kıtası ülkelerine, oradan Anglosakson dünyasına ve son olarak Türkiye’ye bu kurumun geç geldiğini ifade etti. ‘Kamu Denetçiliği Kurumu’ ile ‘Anayasa Şikayeti Kurumu’nun yeterli olmadığına dikkat çeken Akbaş, uygulamanın ve ayrıca zihniyet değişiminin önemine değindi.

 

‘TÜRKİYE YENİ UYMAYA BAŞLADI’

Eğitimci-Yazar Akbaş, medyanın demokrasi, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve insan hakları konularına daha fazla değinmesinin yararlı olabileceğine değinen Akbaş, İslam devletlerinde, öteden beri halkın idareye karşı şikâyetlerini değerlendiren, Ombudsman benzerinin, “Divan-ı mezalim (haksızlıklar divanı)” ya da “Dar’ül adl (adalet evi)” gibi kurumların yer aldığını belirtti. Akbaş, seminerin devamında şöyle konuştu: Bu kurumlar, halkla yöneticiler arasındaki davalara bakarlardı. Haftada en az iki kez toplanan bu divanlar, Emevi, Abbasi, Memlük ve Selçuklu gibi İslam devletlerinde bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti’nde ise bu görevi, Divan-ı Hümayun yerine getirmekteydi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünyada, kamu yönetişimi ve insan hakları alanında zihniyet değişimi olmuş, İsveç modeli ışığında ombudsmanlık giderek yaygınlaşmıştır. Türkiye bu gelişime ancak yeni uymaya başladı. Kurum için 12 Eylül 2010 tarihinde kabul edilen referandum ile anayasal bir temel oluşturulmuş ve yasal düzenlemenin önündeki engel de aşılmıştır. Şu anda içinde bulunulan süreçte Kurum’un oluşumu ve yerine getireceği işlevler açısından kamuoyunda ciddi ve heyecanlı bir beklenti söz konusudur. Ombudsman’ın başarılı olabilmesi için, en önemlisi toplumun, bir uzlaşma kültürüne sahip olmasıdır. Bu da, hem yönetenlerin, hem de yönetilenlerin bu kurumun işlevlerini benimsemiş ve özümsemiş olmasını ve ona güvenmesini gerektirir.”

 

MAZLUMDER üyelerinden oluşan akademisyen, gazeteci, yazar ve öğrencilerin katıldığı seminerin sonunda soru ve cevap kısmına geçildi. (MEHMET ÇİÇEK/İPEKYOL)

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.