UA-89691712-1
Öne Çıkanlar AHMET ATEŞ İslam Dünyası Sağlık Turizmi Konferansı tekağaç sulaması urfadan tepki 12 farklı branş

Urfa'da 'tren garı' olduğunu biliyor musunuz?

Gündem oluşturan ve güçlü kalemiyle Urfa’ya ve Urfalı’ya dair yazılar kaleme alan Sabri Dişli artık Gazete İpekyol’da… İlk yazısıyla yine gündem oluşturmaya aday Sabri Dişli, Şanlıurfa’da bulunan ancak pek bilinmeyen bir tren garı olduğunu gündeme getirerek, buranın Abdülhamit Dönemi’nden kalma olduğunu ve sahip çıkılması gerektiğini yazdı. Eskiler tarafından Alman Bağı olarak bilinen Ahmet Erseven’deki bu gar, şuanda askeri bölgenin içerisinde yer alıyor. Dişli’nin önerisi ise, günümüze kadar temiz ve sağlam kalan bu garda, tarihçilerin araştırmaları ile bir trenin getirilip sergilenmesi… 

 

 

ÇARDAK

SABRİ DİŞLİ

dislisabri@hotmail.com

 

 

Urfa Alman Bağı’nda Abdülhamit Dönemi Tren Garı

 

 

Önce “Alman Bağı nerede?” sorusuna cevap verelim. İpek Yolu’nun kuzeybatı tarafında kısmen askeri kışlanın içinde…

Neden Alman Bağı?

18’inci yüzyılda Osmanlı’nın Basra Körfezi’ne Avrupa’dan Basra Körfezi’ne uzanan Demiryolu Projesi emperyal güçlerin iştahını kabartıyordu. Zamanın en iyi kara ulaşımı olan demiryollarını hangi Avrupa ülkesi alsa, o ülke zengin Mezopotamya topraklarındaki tahıl ambarı, maden ve petrol zenginliklerine daha kolay ulaşacaktı. Fransa, İngiltere ve Almanya bu demiryollarını almak için Osmanlı’yla anlaşma yapmanın tüm yollarını zorluyorlardı. Böylece Avrupa’dan Bağdat ve Basra Körfezi’ne kadar uzanan Demiryolu Projesi ortaya çıktı.

Bazı tarihçilere göre Osmanlı’nın kaderini tayin eden ve 1’inci Dünya Savaşı’nın nedenlerinden biri de Bağdat Demiryolları Projesi’ydi. Hicaz Demiryolları olarak da anılan projenin diğer bir adı da Chester Projesi’dir.

“21 Ocak 1902 tarihinde Osmanlı hükümeti tarafından Konya’dan Bağdat ve Basra’ya uzatılacak bir demiryolu için Anadolu Demiryolları Osmanlı Anonim Şirketi’ne verilen imtiyazı yürürlüğe koymak üzere 13 Nisan 1903’de kuruldu. Bu hat Konya’dan başlayarak Karaman, Ereğli, Kardaşbeli, Avlona, Hamidiye, Osmaniye, Bahçe, Kazanali, Kilis, Telhabeş, Harran, Resulen, Nusaybin, Avniat, Musul, Tekrit, Sadice, Bağdat, Kerbela, Necef, Zübeyir ve Basra kent ve kasabalarına uğrayacaktı. Ayrıca Telhabeş’den Halep’e, Urfa’ya, Sadice’den Hanekin’e ve Zübeyir’den Basra Körfezi limanına bağlantıları olacaktı.”*

Almanlar 1910’lı yıllarda Mezopotamya’nın tartışılmaz baş şehri Urfa Külaflı Tepesi’nin eteklerinde bir bağ satın alarak burada bir tren istasyonu inşa etmeye başladı. Böylece o bölgenin halk arasındaki adı “Alman Bağı” olmuştu.

Daha sonra bu güzergâhın dağlık alan ve çok sayıda nehirlerden geçmesi nedeniyle maliyeti artıracağı düşünüldü. Proje bugünkü Akçakale İstasyonu olarak inşa edilirken, Urfa merkeze bir hat yapılmasına karar verildi.

Tarihçi olmadığım halde tüm bunları neden yazıyorum; bugün askeri kışlanın güneybatı tarafında Almanlar tarafından yapılan tarihi bir tren garı istasyonun yani tarihi bir eserin günümüze kadar geldiği pek bilinmez.

Tren garı T.Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescillenmiş. Gar günümüze kadar orijinal haliyle gelmiş. İki binadan oluşuyor. Askeri bölgedeki yeşil alanın ve tarihi eserin günümüze kadar gelmesini kimlere borçlu olduğumuzu söylememe gerek yok. 

Urfa’ya tren gelmesinin tarihçesi 18’inci yüzyılın başından 21’inci yüzyıla kadar uzanan iki asırlık bir öykünün anıtı elimizin altında…

Gar’ı gelecek nesillere daha sağlam teslim etmek için “askeri bölgede kalsın derseniz” ben de kalsın derim. Rayından çıkmış memlekettin Gar’a ihtiyacı mı var?

Biz yıllardır; “şu binayı onarın”, “şurası tarihi eser”, “tescilleyin” diye avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz. Kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Sonra birileri siyasi erk ile buralarda “kêhkeleniyor”.

“Askeri bölgede kalmasın” diyorsak ne yapmamız gerekir?

Mesela, bina fotoğrafta görüldüğü gibi çok temiz ve sağlam, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’ndan (TCDD) eski bir tren getirip bu istasyonun önünde sergileyelim…

Ciddi tarihçilerin yaptığı araştırmayı da binada sergileyebiliriz.  

Şimdi diyeceksiniz ki “bu kadar tarihi eser var”…

Evet, var olmasına var da bu ara “hızlandırılmış” hızlı tren meselesi tekrar gündemde…

Bir başka açıdan ise hem şehre bir tarihi eser daha kazandırmış oluruz hem de bu hızlı tren öyküsünün ne kadar derin ve bölgemiz için ne denli stratejik öneme sahip olduğunu cümle âleme anlatmış oluruz.

        “Ecdat.. ecdat..” diye nara atanlar!

        Bu eser Abdülhamit döneminin…

        Haydi bakalım görelim sizi! 

        Orada bir yerde bir GAR var…

        Haberiniz olsun!

       

------------------------------------------------       

Not: Berlin Bağdat hattı adlı kitabın Almanca çevrisini yapan Mahmut Çiftçi ve haritadaki Osmanlıca’yı çeviren Köşe Yazarı Nejdet Karagöz’e teşekkür ederim.    

* ihsaniyeistasyon.tr.gg/Demiryolu-Tarihi-.htm

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.