UA-89691712-1
Öne Çıkanlar PRİM belediye en genç su sızdırıyor 143 bin

Vali dediğin bulunduğu şehre aşık olacak?

Başbakan Davutoğlu’nun nasihat ettiği valililer toplantısında Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük de bulunuyordu    

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanlığınca Vilayetler Evi'nde düzenlenen "Valiler Buluşması"nda yaptığı konuşmaya, dün sabah Afganistan'dan gelen bir haberle yüreklere ateş düştüğünü belirterek başladı. Bu konuşmanın ardından valilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti de dile getirip valilerin, 81 ilin iklimini Ankara'ya getirdiklerini söyledi. Valiler görevinin en önemli boyutunun psikolojik olduğunun altını çizen Başbakan Davutoğlu, hizmet ettiği mekana ve hizmet ettiği insanlara aşkla bağlı olmayan hiçbir görevlinin görevini hakkıyla yerine getiremeyeceğini söyledi. “Valilerimiz Türkiye'nin hemşehrileridir. Nereye giderlerse orası valinin kendi mekanı olur” diyen Davutoğlu, Türkiye'nin her bir ilinin özel bir anlam ifade ettiğini kaydetti. Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük’ün de katıldığı Ankara’daki toplantıda Hükümet yetkililerinin yanı sıra 80 ilin valisi daha hazır bulundu.

Başbakan Davutoğlu, “Gerçekten eğer hakkıyla kulak verilse, hakkıyla dizinin dibine oturulsa her şehrimiz bizim hocamızdır. Bize tarihi, kültürümüzü, mimarimizi, derin irfanımızı öğretir. Onun için valiler, bu derin irfanın yürüyen temsilcileridir. Bulundukları şehirlerle kaynaşamamış, o şehirdeki halkı sevememiş birinin valilik görevini bürokratik olarak ifa etmesi mümkünse de ruhen ifa etmesi mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.


‘SİZDEN ÖNCE BAŞKASI FARK EDİYORSA SİZ O ŞEHRE AŞIK DEĞİLSİNİZ’

Gece yarıları ve sabah güneş doğarken şehrin ruhuna nüfuz etmek gerektiğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, “Bir vali ki eğer sabahın güneşini o şehrin ufkunda görmemişse valilik görevini ifa edemez. Sabahın seherinde görev başlar, sadece mesainin başlangıcında değil. O şehre, o şehrin mekanına aşık olmak için güneşin doğuşunu o şehirde hissetmek lazım. Gecenin karalığında, herkes el etek çektikten sonra o şehirde yürümek lazım. Şehrin mekanına, mimarisine, ruhuna nüfuz edebilmek lazım” değerlendirmelerinde bulundu.

Valilerin görev yaptıkları şehre aşık olması gerektiğine vurgu yapan Davutoğlu, “O şehri seveceksiniz, o şehre aşık olacaksınız. O şehrin her taşını size verilen bir emanet olarak göreceksiniz. Nasıl evinizden bir şey eksilse hemen hissederseniz, kütüphanemde binlerce kitabım var bir tanesi eksilse hissederim, evde hissediyorsanız şehirdeki en ufak aksaklığı, yanlış yapılmış bir binayı, şehrin siluetini bozan bir yapıyı, şehirdeki herhangi bir tarihi eserden düşen tek bir çakıl taşını sizden önce başkası fark ediyorsa siz o şehre aşık değilsiniz demektir. Şehrin mekanına aşık olmak lazım. Mekanına aşık olduğu gibi şehrin halkına da aşık olmaz lazım.” dedi.


‘VALİNİN ŞEHRE AŞIK OLUP OLMADIĞI ANLAŞILIYOR’

Davutoğlu, kent ziyaretlerinde, valilerin karşılama anından itibaren, verdiği brifingde, o valinin şehre aşık olup olmadığını, mekanla özdeşleşip özdeşleşmediğinin anlaşıldığını ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, valilere “Hiçbir talimat, hiçbir mali güç, size gönderilen hiçbir ödenek sizin o şehri sevmenizden daha muktedir bir unsur değildir. Size istediğiniz ödeneği gönderebiliriz, istediğiniz kadar maddi yardım gönderebiliriz ama siz o şehre aşık değilseniz, o şehrin halkına sevdayla, muhabbetle bakmıyorsanız, o ödenekler bir müddet sonra tükenir. Tükenmeyecek olan tek şey, sizin şehre ve şehrin ahalisine duyduğunuz muhabbettir. Her gün yaşadıkça o muhabbet artar ve size hizmet aşkı verir. Bizim sizlerden birinci beklentimiz, talebimiz, talimatımız, nasıl görürseniz görün, bulunduğunuz şehri, mekanını, sokaklarını, tarihi eserlerini seveceksiniz. O şehrin halkını seveceksiniz. Aranızda öyle bir psikolojik iletişim olacak ki o şehir ve o mekan da sizi sevecek” diye seslendi.


‘SIK SIK HALKIN ARASINA GİRİNİZ’

Valilerden iletişim bağının, şehirlerle sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için ne gerekiyorsa yapmalarını isteyen Davutoğlu, “Halkla sadece toplantılarda bir araya gelmeyiniz. Maiyetinizdeki memurlarla birlikte sık sık halkın arasına giriniz, sokakta, çarşıda, pazarda her yerde halkla beraber olun. Halkla sizin aranızda hiçbir iletişim eksikliği olmamasının bir şekilde devletin, yürütmenin en önemli ilkesi olduğunu halka hissettiriniz. Bu iletişim bağı, sizin bütün faaliyetlerinizi yapmanıza, çalışmalarınızda verimli neticeler almanıza büyük imkan sağlayacaktır” diye konuştu.


‘DEVLETİN ESASI, MUHABBETTİR’

Geçmişten bugüne devletin esasının, muhabbet ve aşk olduğuna işaret eden Davutoğlu, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen Şeyh Edebali'nin bunu kast ettiğini söyledi. Devletin hizmet ederken temel mantığının, bu kudreti ve şefkati yansıtmak olduğunu belirten Davutoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Bir olay mı oldu, kudret mi göstermek gerekti, kudretinizi göstereceksiniz. Tereddüt etmeden göstereceksiniz. Başka bir olay mı oldu, şefkati göstermek gerekti, bir anne-babanın evladına gösterdiği şefkatten daha fazlasını eğer siz halka gösteremiyorsanız, kendi evladınıza gösterdiğiniz şefkati, o şehrin yetimlerine gösteremiyorsanız, kendi anne, babanıza gösterdiğiniz şefkati, o şehrin yaşlılarına, gariplerine gösteremiyorsanız, vazifenizi yapmıyorsunuz demektir.”


‘VATANDAŞIN GÖZÜNDEKİ YAŞI SİZ SİLECEKSİNİZ’

“Halkla psikolojik bağınız varsa, iyi iletişim kurmuşsanız ve devletin kudret ve şefkat anlamına geldiğini biliyorsanız hizmetin altyapısı oluşmuş demektir” diyen Davutoğlu, bir köyde su yoksa sizin evinizde suyun akıyor olmasının devletin kudreti anlamına gelmediğin vurguladı.

Davutoğlu, şöyle devam etti: “Şimdi vilayetlerde de herhangi bir olay olduğunda, vatandaşımızın gözünde bir yaş varsa onu silecek olan sizsiniz. Vatandaşımız birinin göğsüne dayanıp ağlamak istiyorsa valinin göğsüne dayanacak. Başkasını aramayacak. Akrabasını aramayacak. Siz olacaksınız ve sizin göğsünüze kafasını koyacak ve ağlayacak. Devletin şefkatini hissetmediği zaman halk, devletine aidiyet bağıyla bağlanmaz. Korkuyla aidiyet bağı kurulmaz, korkuyla otorite bağı kurulur. Aidiyet bağı, muhabbetle, aşkla kurulur. Onun için hizmet ederken, ister su götürün, ister sağlık hizmeti, ister yol götürün, o yolun ilk geçen arabası sizin arabanız olacak. Bir deprem mi var, sel mi var, afet mi var, sitem edecekse vatandaş, kızacaksa önce size kızacak. O dalgayı siz kıracaksınız. 'Ya şimdi ben oraya gidersem, vatandaş bana eleştirel yaklaşır, tenkit eder, hatta tepki gösterir' demeyeceksiniz. Tepkiyi size gösterecek ki devlete göstermesin. Tepki size yönelirse siz onu absorbe edersiniz. Ama sizin orada olmamanız dolayısıyla tepkiyi devlete 'devlet nerede' diye gösterirse, işte o zaman devletle bağı kopar. Siz orada olacaksınız, tepkiyi siz çekeceksiniz, nazı, sitemi siz çekeceksiniz, ama 'devlet orada' diyecek halk. O bakımdan sizden, hizmet ederken, güvenlik ve huzur sağlarken, halkla bütünleşik olarak, onlarla beraber olmanız konusunda kesin olarak duyarlı bir tavır sergilemenizi bekliyorum.”


‘ÜNİVERSİTE O ŞEHRE SAHİP ÇIKACAK’

Şehir yönetiminde üniversitelerin önemine vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, bazı üniversitelerin kentten uzak olduğunu örneğini verirken adeta Şanlıurfa’dan bahsetti: “Vilayeti idare ederken, yönetmeyeceksiniz, yönetişeceksiniz. Yeni tabiriyle yönetişim. Yani istişare edeceksiniz. Uygulayacağınız bir prensibi veya bir politikayı, bir projeyi, oranın halkına benimseteceksiniz. 'Ben istedim de olacak' değil, 'Ben istiyorum, siz de kabul ederseniz katılın.' Katılımcı demokrasinin gerçekleşeceği yer Ankara değildir, vilayetlerdir, yereldir. Ne düşünüyorsanız oranın kanaat önderleriyle paylaşın. Oda başkanlarıyla, oranın iş adamlarıyla, önemli özel sektörleriyle, üniversite ile mutlaka... Özellikle de buna... Gittiğimde ben üniversitelerimize hep soruyorum. Nerede? Kampüs nerede? Bazı üniversitelerimiz var ki burada üniversite rektörlerimizin de vebali vardır, valilerimizin de. Ortadan bir nehir geçiyor veya bir şey var. Üniversite kampüsü bir tarafta, şehir bir tarafta. Kampüsle şehir iç içe değil. Fiziken iç içe olmadığı durumlar olabilir kampüs hayatında. Ama o şehre gelen öğrenci, şimdi 81 vilayetimizde üniversite var, bazılarının nüfusu 50-60 bini buldu öğrenci mevcudu, fakat bu öğrencilerin çoğu o şehri tanımadan üniversiteyi bitirip gidiyorlar. O üniversitede olan öğretim üyeleri, şehrin gidişatıyla, ekonomisiyle, mimarisiyle, tarihiyle ilgili, hangi alanda öğretim üyesiyse onunla bir irtibat kurmadan görev ifa edebiliyorlar. Bir şehrimize gittiğimizde, üniversitede, orada yürüyen bir mimari restorasyon dolayısıyla üniversitenin mimarlık bölümüne sordum, 'Siz mi yapıyorsunuz, dışarıdan mı geliyor?' diye. O şehrin üniversitesi, o şehre sahip çıkacak ve o şehir, o üniversiteye sahip çıkacak.”

 

Konuşmasının ardından İçişleri Bakanı Efkan Ala ile 81 ilin valisi ile tokalaşarak, selamlaşan Davutoğlu, Vilayetler Evinden ayrılırken de doğum gününü kutlayan basın mensuplarına teşekkür etti. (AA)

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.