Öne Çıkanlar mersin engelliler ilk yarı suruç ovası Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları atamaları

Yazar Akyüz, Dişli'nin sergisini anlattı

Araştırmacı Yazar Sabri Dişli'nin kızı olan Sinem Dişli'nin geçen ay İstanbul’da açtığı serginin yankıları hala devam ediyor. Yazar Refik Akyüz, Urfalı sanatçı Sinem Dişli'nin İstanbul’daki sergisini anlattı. İşte Akyüz’ün dilinden Sinem Dişli’nin çalışması: “Fotoğraf işleriyle bildiğimiz Sinem Dişli’nin farklı medyumlardaki çalışmalarını da dahil ettiği ve kavramsal arka planıyla dikkat çeken sergisi “Cereyan”, biraz tesadüfi bir şekilde de olsa Garstang’in de geçtiği coğrafyaya yakın bir coğrafyadan bir hikâyeyi konu alıyor. Empire Project’te 15 Kasım’a kadar açık olan ve küratörlüğünüWendy M. K. Shaw’un yaptığı sergi, Dişli’nin doğduğu şehir olan Urfa yakınlarındaki antik Soğmatar şehrine odaklanırken hem sanatçının uzakta yaşasa da doğduğu coğrafyayla olan ilgisini gösteren kişisel bir boyuta sahip hem de neolitik dönemde tarım devriminin gerçekleştiği bu kadim coğrafyanın insanda hissettirdiklerini yansıtıyor. “Cereyan” adı, Urfa’daki baraj projelerini, insanın elektrik üretmek ve tarımsal sulamayı gerçekleştirmek için suyu dizginlemesini çağrıştırıyor. Bununla beraber elinizi nereye atsanız tarih fışkıran bu topraklarda baraj projelerinde yitip giden insanlığın ortak hafıza merkezleri olan höyükleri de. Bu açıdan bakıldığında, insanlığın önemli bir şekilde değişmesine yol açan tarım devriminin ardından, tarih boyunca bu topraklarda yaşamış medeniyetlere dair izlerin yine bir ‘medeniyet projesi’ olan barajlarla silinmesinin ironik olduğu kesin. Yakın zamandaki bu ‘medeniyet projesi’nin izlerinin, tarihi mekânların ruhunu yansıtan izlerle birlikte sunulmasının başlı başına katmanlı bir iş olduğunu düşünüyorum.

 

‘ÜRETTİĞİ İŞLERDE EVRENSEL BİR BOYUT VAR’

Sinem Dişli, 10 yılı biraz geçkin bir zamandır tanıdığım bir sanatçı. Bu sürede ürettiği işlerde izleyicisinin bakış açısını zorlayan ve izleyenin kendi deneyimleriyle işlerini yorumlamasına izin veren bir tavrı vardı. “Cereyan”ı bugüne kadar yaptığı işlerden farklılaştıran, çok uzun süredir çalıştığı bu projede konuyu farklı yönlerden katmanlandıran, fotoğrafla sınırlı kalmayıp başka ifade araçlarını da dahil eden bir yaklaşım izlemesi. Kendisi Urfalı olsa da bugüne kadar kendi doğduğu coğrafyayı doğrudan işlerine dahil etmemişti ve yıllardır Amerika’da da yaşamasının etkisiyle ürettiği işlerde evrensel bir boyut vardı. Tabii bu kadar derin bir tarihe sahip bir şehirde doğmasının etkisiyle son zamanlarda ilgisini bu kültürel derinliğe yöneltmesi sonucu “Cereyan” ortaya çıkmış diyebiliriz.

 

‘ZAMANIN SINIRSIZLIĞINA GÖNDERME YAPIYOR’

 

Sergideki -estetik olarak da çok çekici olan- fotoğraflarının arka planında başka boyutlar da bulunuyor. Soğmatar’daki kült merkezinin ay ışığında uzun pozlamayla elde edilen ve Ansel Adams’ın meşhur ‘Moonrise’ını çağrıştıran (Ay doğumu) fotoğrafları, adeta bundan 1800 yıl öncesinde oraya kutsal olanla buluşmaya giden insanların duygularını yansıtıyor. Serginin giriş fotoğrafı sayabileceğimiz -toz fırtınası sonucu oluşan- hortumun fotoğrafı, insanlığın elinin değmesi sonucu dengezsizleşen doğanın insanların hayatını zora sokmasını ve Suriye topraklarından sınır tanımadan gelen bu doğa olayının, sınırın farklı şekillerdeki geçişkenliğini de yansıttığını söyleyebiliriz. Kızlar Höyüğü’nün dört mevsimdeki halini gösteren ve izleyicisini sarmalayan dört kanallı video işi, zamana ve belki de zamanın sınırsızlığına gönderme yapıyor. Bunların dışında sergide, Fırat’ın mikroskopik etkilerini gösteren örneklemelerden Soğmatar’daki 7 kutsal tepeyi simgeleyen gökcisimlerinin ayışığındapozlanarak elde edilmiş baskılarına, Urfa’nın içindeki boşaltılan mağaraların eski sahiplerinin mağaralarda -Sinem’in çocukken oyun oynarken yaptığı gibi- döndükleri Yeniden Ziyaret başlıklı video enstalasyondan antik şehirden kaçırılmış tarihi eserlerin cep telefonuyla çekilmiş fotoğraflarını gösteren fotoğraflara ve Fırat’ın insanlar üzerine olan etkisine gönderme yapan, su altında kalan köyleri, höyükleri, göç etmek zorunda kalan insanları temsil eden ve boğulmanın eşiğindeki genç bir kadını gösteren Sınırın Eşiğinde başlıklı heykeli de yer alıyor. İşlerin kendilerinin yanı sıra mekâna özgü yerleştirilmesinin de önemli olduğu bu serginin, bu haliyle kendi başına bir iş haline geldiğini de söyleyebiliriz.” (HABER MERKEZİ)

Anahtar Kelimeler:
1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.