İnsan,duyuları, düşünce, yetenek, kalp, hayal gibi hassalarıyla kâinattaki bütünvarlıklarla bağlantılıdır. Çok çeşitli ve çetrefilli bu bağlantılardan,sınırsız olarak zevkleri, lezzetleri ve sevinçleri doğmaktadır. Bunlara ilişkininsanın istekleri de sınırsızdır.

İnsanın,yeme-içme, giyim gibi maddi lezzetleri yanında manevi duygularını da tatmineden, zevk veren, lezzetlendiren ve sevindiren çok geniş kapsamlı bir istek veilgi alanı vardır.Lezzet ve sevinçlerin ayrılma veya sonlanmaları, insana acıve hüzün verir. İnsanın ilgisini çeken nimet ve güzelliklerin tamamı takdir-iilahi ile fani kılınmıştır. Bu nedenle “zeval-i lezzet elemdir”(lezzetinbitmesi acıklıdır) kuralı hüküm sürüyor. Bu lezzetleri edinmek çoğu zamankişinin elindedir ama ayrılığını, faniliğini önlemeye gücü yetmez.  Faniliğe engel olamaz. Kendi de fani olan,faniliği önleyemez.  Bu açıdan herlezzette ıstırap ve elem saklıdır.

İnsanınistekleri hayalinin yetiştiği yere kadar uzanır, hatta kâinatın dışına taşar. Bunakarşılık gücü, elinin yetiştiği yere kadardır. Yani isteği sınırsız ama gücükısıtlıdır. Elde edemediğine de üzülür, elinden çıkana da hüzünlenir. Böyleceinsan, hayatı boyunca elem ve hüzünlerle boğuşup durmaktadır.

Bunuanlayan kâmil ve akıllı insanlar, sadece kısıtlı ve zorunlu lezzetlerle iktifaetmişlerdir. Başlarına yeni elem alanları açmamak için birçok isteklerden,lezzetlerden vazgeçmişlerdir. Daha büyük bir lezzet için küçük lezzetlerdenferagat etmek başlı başına bir lezzet olduğu gibi, baki lezzetler için fanilezzetleri terk etmek de büyük bir lezzettir.

Hayatiçin zorunlu olan durumlarda lezzet de elem ve hüzün de kaçınılmazdır. Sabırgöstererek bu hüzünlere katlanılabilir. Ama zorunlu olmayan, faniliğinden başkabir özelliği bulunmayan, sırf yüzeysel güzelliğine aldanarak birtakım lezzet vekeyifler edinmekle, sonu elem olması itibariyle kişi, kendi isteğiyle veaslında gereği de yokken başına elem sarmış olur.Hele haram kılınmış lezzetlerzehirlidir; görünüşte keyif verici olsalar da gelip geçtikten sonra zehri ruhuyakar.

Birde tamamen gereksiz sevinçlerin yol açtığı gereksiz üzüntüler vardır.Örneğin enbasitinden evde kuş beslemek, seslerini dinlemek, akvaryum balıklarıylailgilenmek lezzet ve keyif verir. Ama balıkların ya da kuşların ölümleriyle gelenayrılık, daha önce hayatında yer almayan yeni bir hüzün açmış olur.

Birfutbol takımına düşkün olan nice insanlar, takımın galibiyetine sevinir amamağlubiyetinde hüzün yaşar. Oysa gerçekte bu takımla maddi- maneviveya nesebihiçbir bağıya da hiçbir çıkarı bulunmamaktadır. Böylece bu takımı tutmakla hiçyoktan başına hüzün sarmış olur. Hatta futbol yine de reel bir olgudur, tamamenhayal ürünü filmlerdeki kahramanlardan birinin ayrılığı ya da film icabı ölümübile yanıltıcı alışkanlık ve aşırı düşkünlük hissi nedeniyle gerçekmişgibi bir elem yaşatır.

Ahirethayatıyla ilgili ebedi bir hedef olmaksızın çok mal, çok evlat, dünya ve içindekigüzelliklere çok düşkünlük, sonları açısından fanilikleri yönünden içindençıkılmaz acılarla sonuçlanır. Çocuklarının yetiştirilmesinde zorlanarak büyüksıkıntılar yaşayan bir alimin, nükteli şöyle bir sözü vardır: “Helal birzevkin ömür boyu süren bu kadar sıkıntısı varsa, haram zevkin ne kadar dehşetliolacağını varın siz düşünün..”

Nekadar çok lezzet istenir ve gereği olan tatminler edinilirse, her birininayrılığı yüreğinde ve ruhunda yaralar açan hüznü, elemi sonuç verir. Söz konusubu lezzetlerin zahiri zevklerine kanıp, faniliklerini unutan insan, bunlarınteker teker terkiyle sarsılır. Hatta bazıları “alışkanlık” haline gelir, bununayrılığı daha elemli olur, kişinin psikolojisini bozabilir.

İnsanyalnız Baki olan Rabbine düşkün olmak, O’nun emir ve yasaklarına bağlanmak,hislerini ona göre kullanmak zorundadır. Bu yönde tasarlanmıştır.Allah’ınrızasına uygun olgunluğa erişmiş kâmil insanlar,“Faniyim, fani olanı istemem.İsterim,fakat bir yar-i Baki isterim!” diye duygularını dile getirmişlerdir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.